ad hominem.

bugün tüm gün oyun oynamayı planlıyordum ama becca’nın büyük canavarı onu sinemaya götürüp götüremeyeceğimi sorunca tüm planlarım yattı. belki de iyi oldu, çok parlak mario’nun ışıkları, üstüste 2 gün oynamam iyi bir fikir değildir belki. ama insanın canı da istiyor. kuduruyorum şu an elime alamadığım için. çok güzel yapmışlar ya. off.

iş yerinde komik birgündü. ama gülmediğim şeyler de oldu. becca herkesin önünde jubilee’yi tembihledi, bu çocukkalpli sinemada kola içmek isterse izin verme diye. millet nasıl gülüyor. ben de hafta sonu gülücem. becca pazar ayini sırasında, bir bölümde, çocukları kilisenin ön tarafına çağırıp yanına oturtur, onlarla 5-10 dakika sohbet eder. gidip tüm kilisenin önünde çocuklarla birlikte yanına oturmazsam ne olayım. sorarsa ben jubilee’den daha küçüğüm diyeceğim.

şaka ile karışık, beni bir cam fanusun içine koy ara sıra sula bari diye yükseldim o jubilee’yi tembihledikten sonra. elimden gelse yaparım demez mi. hrrr. ciddi ciddi ufacık çocuğu tembihledi kola içmemem için.

şaka gibi.

ama bu benim hayatım ne yazık ki, benim gerçeklerim.

herhangi bir konuda benimle anlaşamaz, hatta küfür edebilirsiniz de. ama ad hominem gerçekten yersiz kaçıyor. üzüldüm sabah.

sevgiler,

çocuk kalpli.