july 13.

çevrenizdeki tüm insanlar sizi ne kadar sevseler, korusalar da mutlaka kendinizi gidip atacak bir uçurum bulursunuz. sanırım emanuel ikna edememişti beni planlarıyla, bugün yazılarıma çalışırken iki de bir elim telefona gitti libya ile ilgili araştırmalar yapmak için. instagram’dan 1-2 kişi ile tanıştım. duyduklarımdan anladığım şu ki, ben ölümüme gidiyorum ve bunu bildiğim halde, bu beni yolumdan döndürmüyor.

tripoli’de yaşayan fotoğrafçı bir kız bile bu durumu anlayıp bana şunu yazdı:

IMG_5662

durumlar iyileşene kadar gelme, durumumuz net değil, seni hiç tanımadığım halde senin için için endişeleniyorum yazmış. bir sıkıntı olmadan otelde kalıp kalamayacağımı sormuştum ama tehlikeli olup olmayacağını değil, tek başına bir kadın olarak kalıp kalamayacağımı anlamak istemiştim. belki otel almaz sonuçta, arap ülkeleri hakkında hiçbir şey bilmiyorum. ama bu cevap geldi.  lakin benim önemsediğim tek şey hala

“zaman”

sonunun nereye gideceğini bilmiyorum ama zamanı gelince gidiyorum. aslında zaten çoktan gitmişim de. bugün libya’nın fotoğraflarına bakarken, her köşesini çoktan dolaştığımı farkettim. meğer rüyalarımda kaç kere libya’ya astral seyahat yapmışım ama bunun farkında değilmişim.

şu an kendimi vietnam’a savaşmaya giden forrest gibi hissediyorum. ya da kendini birden savaşın ortasında bulan benjamin button gibi. umarım ben de onlar kadar şanslıyımdır ve şans eseri başıma bir şeyler gelmeden dönerim. gelirse de arkadaşımı suçlamayacakları bir mektup bırakmayı düşünüyorum geriye. bir libyalıya aşık olup gittiğime dair.

o mülteci kampı senin bu mülteci kampı benim gezeceğim…

yapmalıyım. çünkü bir çok işaret aldım ama hepsini unutsam bile ölen erkek arkadaşımın rüyamda bana “git” demesini görmezden gelemiyorum.

umarım tüm iyi niyetli insanlara barış gelir, kimse bunları yaşamayı haketmiyor. farklı değilim aslında savaş acıları çeken insanlardan. ben de hayatta kalmaya çalışıyorum ama ben yine de bunu amerika’nın cennet sayılabilecek eyaletlerden birinde, ufak şeyler isteyen ama bu istediği şeylere kolayca sahip olabilen bir hayatı yaşarken yapıyorum. herhangi bir bombanın düşmeyeceği huzur içindeki yatağımda yazıyorum bu satırları.

neyse bugün biraz daha spor yaptım. iyi gidiyorum. umarım bir hafta sonra eeg’m de yine temiz çıkacak. sonra 8 eylül’de kendimi şikago havalimanında türkiye’ye uçarken bulacağım. içimden bir ses başaracağımı söylüyor. bu konuda da hislerim var. gideceğim 8 eylül’de. hatta böyle olacağına emin olduktan sonra dönüşte biletimi değiştirip 1 gün amsterdam’da kalmaya karar verdim. onun için vize başvurusu yaptım.

her şey iyi olacak.

okuyan herkese mutlu geceler,

çocuk kalpli.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.