bug bike.

çooook uzun bir gün oldu, çarşaflarımın kurutma makinasında kurumasını bekliyorum şu an, gözlerim kapanmasın diye gelip bir şeyler karalayayım dedim.

hem ilaçların yan etkilerinden kurtulmak, hem epilepsiyi tamamen geride bırakmak, hem de ruhen rahatlamak amacıyla spor yapmaya devam ettim bugün. işten sonra alıp bisikletimi şehir merkezine gittim, orada çok sevdiğim bir kafe var, harika sebzeli tavuk çorbası yapıyorlar. o çorbayı içip evime geri döndüm. hatta resmini de çektim bugün, paylaşayım.

IMG_5629

normalde pazar günü küveti doldurur içine girerim ama bugün öyle ihtiyacım vardı ki, öyle kirlenmiş hissediyordum ki bisiklet sürüşü sonrası. vıcık vıcık ter olmuştum ve duş geçiremeyecekti sanki üzerimdeki teri, kiri. ama girince de mayıştım, çıkamadım bir türlü içinden. ellerim buruşuncaya kadar içindeydim. vapularımı yüzdürdüm. birkaç kişi bu vapur olayına inanmamıştı, buyrun banyo setimi paylaşıyorum.

IMG_5637

sabun, banyo köpüğü, lif ve vapurlar. ne düşünürsünüz bilmem ama ben çok eğleniyorum bunlar banyomda yüzerken. (bu arada bahsettiğim gibi emmet’ı da odama aldım, bakıyor ne oluyor orada diye) yıkandım, el yazı kursu aldığım hocanın yanına gittim ama artık ellerim oynamıyordu, o kadar yorulmuş o kadar da rahatlamıştım. çok az yazdım, çok daha yavaş yazdım. aslında en iyisi böyle. yavaş, sakin, heyecansız…

demek ki o kartı böyle bir anımda yazmalıyım. yazacağım gün işe gidip sonrasında en az 15km bisiklet binip banyo yaptıktan sonra kartı, kalemi elime almam gerekiyor.

becca’nın elinden yine bir şekilde yırtım ama bu son kaçışım, bir dahakine mutlaka anlattıracak olanları. kötü rüyalar gördüğümü, hayatımı etkilediklerini ama emmet’ı dün gece odama aldığımda kusursuz bir uyku çektiğimi ve sorunsuz bir güne başladığımı anlattım, bana sorun ne diye sorduğunda. yine ona kısmen de olsa yalan söyledim ama söylemek zorundaydım, çünkü arkadaşımı veya astral seyahatimi anlatmak istemiyordum.

buraya yazdıklarımı gerçekten buradan başka kimseye anlatmak istemiyorum…

bugünlerde bir şey unutmuşum gibi geliyordu, bugün radyoda phil collins – can’t stop loving you çalınca hatırladım. 10 temmuz’da ikinci arkadaşım andrea’ya romanya’nın küçük bir kasabasında veda edişimin 10. yılıydı iki gün önce. tabi ben antipsikotik kullanarak unuttum yine bunu 2 gün önce. andrea’yı özlediğimden değil de, ona ayrıldığımızda gözyaşları içinde verdiğim sözü düşündüm.

“dünyanın neresine gidersen git seni bulacağım” demiştim.

ama gitmedim. gidemedim. olmadı bir türlü. her yıl kanada’ya bir bilet aldım, her yıl planlar yaptım ama tam kapıdan çıkarken bir şekilde hep vazgeçtim. bir yıl, bir yıl daha derken kocaman bir 10 yıl geçti. hala görüşemedik.

bu hatayı bir daha yapmayacağım…

öleceğimi bilsem de arkadaşımın peşinden gideceğim. her yolculuğun bir sonu vardır. ben de onun yanında sonlanmasını istediğim büyük bir yolculuğa çıkacağım .

mutlu geceler.

çocuk kalpli

ps: resimdeki bisiklet benim, çok seviyorum bunu ben.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.