a little chaos.

ben bile bazen kendimi yaşadıklarıma inandıramıyorum. bazen acaba rüyalarım mı gerçek yoksa hayatım mı diye düşündüğüm bile oluyor. çünkü rüyalarımda her şey güzel ama yaşadığım hayatta sürekli kabustayım gibi geliyor. bazı sabahları uyandığımda bu dünyada ne işim var benim, rüyada her şey ne güzeldi ne yapacağım ben burada diye yorganın altına girip dakikalarca dışarı çıkıp yaşamak için kendimi ikna etmeye çalışıyorum.

dediğiniz filmleri izlemedim, filmlerin içinden nasıl bir şey çıkacağını bilmediğimden çok film izlemem. bu yönüm de çocuk kaldı. filmlerin içindeki şeyler de büyük geliyor. genelde animasyon, bilim kurgu gibi şeyleri izliyorum. lisedeyken ilk arkadaşım ilk önce filmleri kendi izler, sonra içinde kötü bir şey olmadığını düşündüğünde beni sinemaya götürürdü ve aynı filmi benimle 2. kez izlerdi. ama bir film karakteri olsam bana en yakın karakter forrest gump olurdu. tabi ben o kadar malign değilim. malign’in türkçe karşılığını bulamadım şu an ama biraz kötü huylu, iyileşmeyen gibi bir anlam taşıyor tıpta. o kadar kötü değilim, ya da değilimdir umarım.

forrest da filmde benim gibi başarıdan başarıya koşan, her zaman en iyi lobilere girip çıkmış, ne yaptıysa başarmış ama aşk nedir bilmeyen, hep çocuk kalmış biri. sadece tek bir arkadaşı olmuş, tüm hayatını onun üzerine kurmuş ve tüm dünyası o. ona aşk diyor. arkadaşı jenny ise her normal insan gibi hayatında başkaları olan biri. hayalleri, dünyaları, hissettikleri bambaşka. filmin bir çok yerinde jenny forresti sevdiği için değil, acıdığı için yanında ama sonunda o da anlıyor gerçek sevginin forrest olduğunu, ondan çocuk yapıyor ve forreste bırakıyor. ve sonra ölüyor.

benim tek dünyam arkadaşım olmadı, ben forrest’a göre biraz daha şanslıydım. çevremde biraz daha çok insan oldu, hatta sanırım baya fazla. yok ya, şimdi düşündümde, hayatımın tek bir saniyesi rahat bırakılmadım. 35 yaşına girdiğim gün aldığım doğum günü mesajlarına baktığımda hayatımdaki tüm listelerin dolmuş durumda olduğunu anladım ve dahasını istemiyorum dedim kendime. her zaman bana yardımcı olan, beni seven güzel insanlar oldu çevremde, sadece arkadaşım yoktu. ama yine de kalbimin en büyük parçası oydu ve hala o. hiçbiri yetmiyor acısını unutturmaya.

eşim bile…

hala alerjim geçmedi, ilaçları kullandığımda 1-2 saat rahat ediyorum sonra tekrar kaşınmaya başlıyorum. vedalaşırken kendine çok iyi bak derler her zaman. ben bu sözü bir kere bile hayatımda uygulayamadım. bu da başka bir 5 yaşında kalan halim. 35 yaşında hala beni ne hasta eder ne dokunur, ne yemeliyim, ne içmeliyim hala bilemeyen biriyim. terli terli soğuk su içiyorum,  -20 C derece sıcaklıkta tişörtle çıkıp posta kutusuna bakıyorum, ayaklarım çıplak çimlere basıyorum, güneş kremi kullansam gözlüğümü, gözlüğümü kullansam güneş kremini unutuyorum. her zaman bir yerlerden düşüp bir yerlerimi çarpıyorum. eskiden en azından geç yatardım, şimdi bir süredir uyku vaktim de var. iyice çocuklaştım. ve uyku vaktim şu an gelmiş durumda.

mutlu geceler,

çocuk kalpli.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.