urgent care.

çocuk kalpli gece servisi gururla sunar…

hastaneye geldim. otoyolda kaza olmuş, tahmini bekleme sürem 2 saat. böyle olunca ben de blog yazayım zaman geçsin dedim. koltukları rahat, kliması da çok soğutmuyor, insanlar sıcakkanlı. her hafta geliyorum. burayı alışkanlık haline getirdim. az önce sekreter neyim olduğunu bile sormadı. yeniden hoşgeldin dedi. aile olduk ya biz burada.

IMG_5584

bugün tanı odasına kalp de çizmişler. içini sevgiyle doldurmuşlardır diye düşünüyorum…

IMG_5586

umarım bugün sondur. hayatımdaki herkes bıkmış durumda. en başta da ben bıkmış durumdayım…

daha salak olduğum zamanlarda insanların beni anlaması için çok uğraştım. artık hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimi anladığımdan çok konuşmuyorum bu şeyleri. lakin şunun bilinmesi önemli bence. her aseksüel, çocuk kalpli değil. insanların böyle olmak için türlü türlü sebepleri var. bu konu ile ilgili uzun süre forumlarda kaldım ve kendim gibi birileri var mı diye uzun süre araştırmalar yaptım.

söylemem gerekir ki benim gibi yok. ama aseksüel insanlar var. kimi küçüklüğünde cinsel istismara maruz kaldığından böyle olmuş, kiminin hormon seviyesinde bozukluk var, bazılarının da fiziken imkanı olmamış. yine ruhsal bozuklukları olan özellikle otizm ve aspergerli tedavi edilemeyen çocuklar ileriki hayatlarında cinsel anlamda var olamamışlar. benim eşim tedaviye yanıt veren bir otistik çocuk olsa da, hayatını diğer insanlar gibi yaşasa da cinsel ilişki kuramamış.

benim biraz daha farklı. dokunma duyum yok. beynime o ileti gitmiyor. bir şeyin sıcak veya soğuk olduğunu, ya da keskin veya yumuşak olduğunu anlamaktan başka bir şey hissedemiyorum. doğumumun istenildiği gibi gerçekleşmemesi yüzünden dünyaya biraz yarım ulaşmış gibiyim. ne yapacağımı, nereye gideceğimi bazen hiç bilemiyorum. 35 yaşında bile her şey kocaman geliyor gözüme. hep 5 yaşındayım, hiç büyümüyorum. böyle yazınca hemen dm kutum doluyor, insanların benim için üzüldüğünü görüyorum, genelde kalbim kırılmadıkça çok şikayetçi değilim bu durumdan, ben de olduğum şeyi seviyorum. belkide başka bir şey olma şansım hiç olmadığından, bilemiyorum. bana da her türlü teşhis koyuldu gerçi, otistik ve asperger olabileceğimi de duydum doktorlardan ama anlamı yok hiçbirinin…

tek diyebileceğim şu ki, aseksüel birinin iyileşmesi ya da olmayan birinin aseksüel olması gibi bir durum söz konusu bile değil. bunu yine o forumlardan ve hayatımda bana ilk defa nefret duygusunu yaşatan insandan biliyorum.

aseksüel olduğumu anladığımda bunu söylemekten korkmuyordum. kimsenin benimle ilgilenmeyeceğini, artık insanlardan kendimi soyutlayabileceğimi düşünüyordum. öyle olmadı tabi. bir gün ekşi sözlük’te biri ile tanıştım, yazılarımı çok beğendiğini söyledi. o zamanlar herkesle konuşurdum. birgün çok ısrar etmesi üzerine tanışmaya karar verdik. karşıma çıkan insanı gördüğümde vay be dedim. güzel, alımlı, başarılı, hukuk fakültesinden yeni mezun olmuş, aklı başında, ayakları yere basabilen güçlü bir kadın. ben de biraz sevimliyimdir ama o gerçekten çok güzeldi. istanbul’a geldiğimde hep onunla buluşurdum o zamanlar. ama çok kişi ile görüşür konuşurdum o zamanlar. onlarda kaldığım birgün hastalandım ve evinde birkaç gün yatmak zorunda kaldım. durumum çok kötüydü. aslında iyileştim ama sonra da izin vermedi gitmeme henüz toparlayamamışsındır diye. neyse ben de bunun kedisi ile oynuyordum, çok şirin bir kedisi vardı. ama sıkıldım tabi, biri ile sürekli aynı evde kalmak bana göre bir şey değil. kedim seni çok seviyor, keşke gitmesen dedi. ben de yeterince derdim var bir de kedinle uğraşamam diye dalga geçtim gülerek. ben de seni çok seviyorum, gitme dedi. ama bunu gülerek söylemedi tabi ben de böyle olunca panikledim ve hadi ben çıkayım artık diye evin kapısına doğru yöneldim. bir de yalan söylemek zorunda kaldım, 9 otobüsüne yetişeyim diye. halbuki yaşadığım şehre akşam 5 ile 12 arası sefer olmaz. 3-4 saat taksim’deki otobüs yazıhanesinde beklemek zorunda kaldım. ama yırttım bir şekilde, o konuşmanın sonu asla tahmin edemeyeceğim bir yere gidiyordu. kendi hayal dünyamda kurduklarım bile korkmama yetmişti.

eve gittiğimden emin olduktan sonra “senle ben bazen aynı kişiymişiz gibi geliyor, bence birlikte yürümeyi denemeliyiz” diye mesaj atmış. mesajı okuduğumda yine anlayamadım, nereye yürüyebiliriz ki aklıma doğruluğa, iyiliğe, insanlara yardım etme gibi şeyler geliyor. ben de “çok sevinirim, lütfen birlikte yürüyelim” yazdım.

gerizekalı ben.

eşcinselmiş. ben bunu ancak bu mesajlaşmadan sonra bir araya geldiğimizde bana sarıldığında ve öptüğünde anladım. içine soktu beni resmen. şimdi erkek olsa, çok rahat atarsınız başınızdan, hakaret bile edebilirsiniz. ama eşcinselse o kişi, kırmamak ve zor olan hayatına bir darbe de sizden gelmemesi için ince davranmak zorundasınızdır. benim de zor bir hayatım var, o yüzden ben hiç kırmadım insanları. ama konuyu nasıl açacağımı da bilmiyorum, şimdi ben bunu dediğimde ya beni yanlış anladın, ne biçim insansın ne kadar kötü bir kalbin var derse ne diyeceğim. belki de ben gerçekten yanlış anlıyorum. sonuçta korkan biriyim insanlardan, belki de yanlış anlıyorum.

neyse böyle düşünmeme de gerek kalmadı bir süre sonra bana nasıl aşık olduğunu anlatmaya başlayınca. şu an bu tepkiyi verebilir miyim bilmiyorum. o zaman karşıma alıp kendimi ifade etmiştim. beni seviyorsan, hayatımda olmak istiyorsan, beni korursun bu tür şeylerle karşıma çıkıp kalbime indirmezsin, bana aşık olup ne yapacaksın, sen deli misin gibi yumuşatacak ifadeler kullandım.

keşke sana aşığım dediğinde bir tane yumruk indirseydim…

tamam dedi, seni her zaman koruyacağım ama senin de hayatında hiçkimse olmayacak. aseksüelsen sevgilin olmayacak dedi. kaç tane olmayacak mesela diyip yeniden ortamı neşelendirmeye çalıştım ama olmayınca artık kaçtım.

çoğu rüyamı hatırlamam çok rüya gördüğüm için ama burada “arkadaşım” diye yazdığım kişinin ilk rüyama girişini çok net hatırlarım. eski evimizdeki camlardan birini kırıyordum ve aşağıya düşen camlar onu kesiyordu. o zaman anlam verememiştim o rüyaya.

bana aşık olan kişi benim de katolik olmamla benimle olan bağını arttırdı. sonraki yıllarda beni anladığını, benden vazgeçtiğini düşündüğümden aramız da iyiydi. bir de o ara o da aseksüel olmaya karar verdi dini sebeplerden dolayı. (başaramadı tabi) lakin o sırada hayatımda değişen bir şey vardı. arkadaşım. kapılıp gitmiştim. gerçekten ondan başka hiçkimse umrumda değildi. o da bunu farketmişti. hiçbir erkeği kıskanmadı ama onu kıskandı. sonrasında büyük bir kavganın içine düştük. tarafsız olmam mümkün değildi ama zaten kötü olan da oydu. bunu hazmedemedi. bir de o ara sulh ceza hakimliğini kaybetmişti, tam olarak ne olduğunu bilmiyorum ama az çok kötü bir şey olduğunu tahmin edebiliyorum bu insanların sınırlarını zorlayan yaşamı yüzünden.

2-3 yıl boyunca bana ve ona edebileceği tüm hakaretleri etti. çok zekiydi, zaten hukuk okumuş biriydi, kimi nereden nasıl vuracağını çok iyi biliyordu. benim de yarım dünyam manipüle edilmeye çok uygundu o ara. iyice uyku ilacı batağına düşmüştüm. artık mantıklı düşünemiyordum.

ve sonunda başardı. ne yapıp ne edip bizi gerçekten ayırdı. tam da kırdığım camlar arkadaşımın kanını dökermişçesine bitti. rüyadan yaklaşık 7-8 yıl sonra camlar kırıldı. benim kırdığım camlar onu yaraladı ve kanını döktü…

ve ben arkadaşım gittikten sonra çok zor zamanlar geçirdim, tedavi oluyorken başlarda çok acı çekiyordum. bundan zevk aldı, aldığını da söyleyen mailler yazdı. sonra ben tamamen uyuştum ve çekildim internet ortamından. 5-6 ay sonra iyileştim ve geri döndüm. tamamen aklım yerine gelince de yine arkadaşımın peşinden gitmeye başladım. bloğumdan bunu okuyordu. bu sefer maille mesajla uğraşmadı, çok daha iyi bir plan yaptı.

bana aklımı yitirtecekti…

2017 aralık ayında eşim ve ailesi ile noeli italya’da karşılamaya karar verdik. her şey güzel giderken ne yazık ki katıldığım kısa bir koşuda ilk epilepsi nöbetimi geçirdim ve büyük bir tahribata uğradım. hem duygusal olarak hem de fiziksel olarak toparlamam 20 günümü aldı. italya’ya gittiğimde hep papaz arkadaşım emanuel’i ziyaret ederim. o gün assisi’de yanına gittiğimde benimle konuşması gereken bir şey olduğunu söyledi ama benim ayakta zor durduğumu görünce, önemli değildi o kadar, sonra konuşuruz diye konuyu erteledi. unuttum ben de sonra zaten.

yeni yıl itibarı ile yeni bir göreve getirilmiştim ama pozisyon bana 1-2 beden büyük geldi. yani kaldıramadığımdan değil, hayal ettiğim dünya bu değildi ve ben bir sürü takım elbiseli insanın içinde 5 yaşında sıkılmış eve gitmek isteyen çocuk gibiydim. bazen kendimi italya ekonomi bakanı gibi kişilerle yan yana otururken buluyordum ama o ben o sırada onunla muhabbet etmek yerine muhabbet kuşumun resimlerine bakıyordum.

lakin o ara bloğumda bir tuhaflık vardı, yoğun takvimimden ötürü çok bakamasam da sürekli hakaret mesajları alıyordum, ingilizce alıyordum, almanca alıyordum hatta bir ara arapça aldım, yok artık ebesinin a. artık diyip ilgilenmedim. dedim herhalde siber bir saldırı var, internetle ilgili saçma sapan bir şeydir. sürekli hristiyanlık hakkında alakasız şeyler geliyor. birileri beni öldürmek istiyor google translate kullandığımda. kim ne yapsın beni. saçma.

amerika’ya taşındık. o günlerde işsiz ve amaçsız olduğumdan tüm vaktimi bilgisayarla geçiriyordum. o gün gene birinden hakaret geldi. afrika’da bilmediğim bir ülkeden birisi yine lanet okumuş. dedim yeter artık, kimdir nedir bir mail atayım. ya kardeş sen ne iş diye sorduğumda, kilisemizi küçük düşürdüğün için seni öldürmek istiyorum yazdı. dedim manyak mısın, ben asla böyle bir şey yapmam ayrıca türkiye’de yaşamama rağmen katoliğim ben diyince bana bir link gönderdi. linkte vatikan’a noel’de yapılmış çirkin bir gösteride benim çektiğim resim ve bilgilerim kullanılmıştı. olayın olduğu gün ordayım evet ama meydandaki süslerin resmini çekmişim sadece.

düşünebiliyor musunuz? inanmak zor geliyor değil mi böyle insanların olduğuna.

benim adımla ve resimlerimle haber kanallarına mail atmış. birkaç kişi tepki verse de o beni korkutmak için sürekli vpn siteleri kullanıp farklı ülkelerden mesajlar göndermiş.

ve ben bunu öğrendiğimde onun yaptığını bilmediğimden gerçekten anksiyete krizi geçirdim. dünyadaki tüm insanlar beni öldürmeye geliyor gibi hissettim. amerika’ya yeni geldiğimden ve henüz sağlık sigortası yaptırabilmem için ssn numaram bile ulaşmamışken ben kriz geçirdim. o an acile gitsem daha ilk günden 5000-6000 dolar kayıpla başlayacaktım. şükür ki eşimin zor zamanlarda kullandığı ativanlar vardı. yoksa ne olurdum o gün bilemiyorum. akıl hastanesine mi yatırılırdım, geldiğim gibi türkiye’ye mi gönderilirdim hiçbir fikrim yok.

eşim bilgisayar programcısı, bunları yaşadığımız için çok öfkelendi ve onu bulmaya karar verdi. ben de sakinleştirildikten sonra anladım kim olduğunu. eşime, hiç uğraşma diyince durur sandım. eşimle birbirimizin bilgisayarlarına telefonlarına hiç dokunmayız, eşim o gün ilk defa bu kuralı çiğnedi ve bana gönderdiği sahte emaillerden birine, bundan sonra tek bir kötü mesaj daha gelirse onu nerede olsa bulup öldüreceğini yazdı.

ben de iyi olduktan sonra bendeki mail adresine, umarım ölürsün ya da ben ölürüm, senin gibi bir pisliğin olduğu dünyada ben nefes almak istemiyorum ama bu olmaz da bir gün karşıma çıkarsan seni ellerimle öldürürüm yazdım. bugüne kadar benden hiç böyle bir şey duymamıştı. ben de zaten kimseye böyle bir şey söylememiştim.

nihayet gitti…

emanuel ile aylar sonra konuştuk, o bana söylemeden bir çok siteden haberi kaldırttığını ve benim böyle bir şey yapmayacağımı bildiğini söyledi. ama hepsini kaldıramamış tabiki. yine 1 ay boyunca hepsini sildirmek için uğraştık. bana bu kötülüğü yapan kişiyle ortak arkadaşımız, dini nedenler yüzünden aseksüel olmaya çalıştığını ve başaramayınca akli dengesini yitirdiğini söyledi.

bazı insanlarla tanıştığınız güne lanet edersiniz, ben sadece bununla ettim. eşcinselseniz eşcinsel kalın, lütfen son bir umut bulduğunuz aseksüellerin peşinden gitmeyin. hissettiklerinizi hissetmiyoruz, anlamamız imkansız, sizin de bizi anlamanız imkansız. siz birbirinizi başkalarından kıskanıyorsunuz mesela, biz aseksüeller “biriyle sevişsin ama o ben olmayayım beni başka türlü sevsin” kafasındayız. çünkü neyi kıskanmamız gerektiğini bilmiyoruz. nasıl bir his yaşıyorsunuz, nasıl bir duygu hissediyorsunuz anlamak çok zor. buradan yaşadığınız şeyler sanki o kişi ile ortak bir ilgi alanınız varmış ve birlikte bunu yapmaktan mutlu oluyormuşsunuz gibi geliyor. ikiniz de kardan adam yapmayı seviyormuşsunuz gibi. aynı sporu yapıyor veya aynı aktivitede bulunmayı seviyormuşsunuz gibi. farklı bir anlam çıkaramıyorum. çoğu zaman ben kendimi seviyorum. olduğum şey beni mutlu ediyor. sadece bazen sarılırsam süper hissedecekmişim gibi hayal kuruyorum ama sarıldığımda hiçbir şey hissedemiyorum ya orada büyük bir hayal kırıklığı oluyor…

o kötü işte…

ama rüyalarımda bunu da yapabiliyorum. hissediyorum orada. nasıl uçabiliyorsam orada hissedebiliyorum da. neyse sıram gelmek üzere. eve gidip şunu da yatağımdan kaldırayım, o geldiğinde yatağımı bu şekilde kaplıyorum ama yaşlı bir köpek, eşim dışarı çıkarmayı unutursa yatağıma işer diye korkuyorum.

IMG_5556

tüm yaz bizimle. eşimin ailesi bize bıraktı tatile giderken. keyfe bak. yandık valla. kalkmaz bu buradan.

okuyan herkese mutlu geceler.

çocuk kalpli.

ps: yazım hatası olabilir, hepsini telefonla yazdım. gelir bir ara düzeltirim.

4 Comments Add yours

    1. puercorde says:

      Hahaha. Keşke bende “bu vites topunu” diye başlayan bir cümle kurabilseydim, içimdeki gereksiz hümanisti s. Çok güldüm bu arada, unutmuşum ben bu sahneyi. Teşekkür ederim. Şu an tarzım değil ama o zamanlar severdim! Sevgiler.

      Like

  1. zargns says:

    “onlarda kaldığım birgün hastalandım ve evinde birkaç gün yatmak zorunda kaldım. durumum çok kötüydü.”

    Ah be güzelim, kim bilir ne verdi sana. Şunları yazarken bile farkında değilsin hala çoğu şeyin. Allah yardımcın olsun ve karşına iyi insanlar çıkarsın.

    Neler duyuyoruz, bunlar hiçbir şey.

    Like

    1. puercorde says:

      Ay yok ben istemiyorum insan artık, iyi veya kötü benim karşıma kimse çıkmasın, haha.

      Tuhaf gelecek ama ben biliyordum beni ilaçladığını ama kötü düşünmüyordum, güvende hissetmeye, beni koruyacak birine her zaman ihtiyacım vardır. Gizliden de olsa seviyorum üzerimde güç kullanılmasını, iyi hissettiriyor. Tabi bunun için o kişiyi koşulsuz sevmem lazım. Bu da çok kolay değil. Herkesle olmuyor. Olmamalı da bence.

      Bir şeylerin olduğunu biliyorum ama ne olduklarını bilmezsem sanırım daha mutlu olurum…

      Sevgiler.

      Çocuk Kalpli.

      Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.