silenced by the night.

aslında çok daha farklı hayal etmiştim haftasonunu, holland şehrine gidip kanserli çocuklar için grupça bisiklete binecektik, mutlaka 2-3 saatte de olsa playstation oynayacaktım, sayfalarca yazılarımı çalışacaktım. hiçbirini yapamadım. ama yerine bir şeyler deniyorum şu an. yürüyüp açılmak için bir saat önce kalkıp alışverişe gittim, 4 temmuz kutlamalarında çocuklara dağıtmak için şeker ve çikolata aldım.

IMG_4944.jpg

sonra düşündüm de ben de çocuğum, benim bu işten karım ne olacak. benim de bir ödülüm olmalı. hemen kolları sıvayıp kendime bisküvili pasta yaptım. bu pastayı hem yemeyi hem yapmayı çok seviyorum. bisküvileri üst üste dizip üzerine puding dökmek aşırı hoşuma gidiyor, bir de sultan sarması yapar gibi ara katları yoğun hindistan cevizi ile döşüyorum. böylece soğudunda çatalı ilk batırışımda “buna bayılıyorum” diye haykırıyorum.

IMG_4973.jpg

biraz sonra da banyo yapacağım. her pazar günü küveti doldurur kendimi ellerim buruşana kadar yıkarım. eskiden içinde bira da içerdim ama bira ile olayım sonsuza kadar kapanınca bende yüzdürmek için gemi ve ördek aldım. eğleniyorum içinde. aslında her gün duş alıyorum, hatta bazen gün içinde 2 kere alıyorum ama bu pazar günü banyosunun yeri bende başkadır, ilkokuldan kalan bir alışkanlık sanırım. ve beni iyi hissettirdiği kesin.

eşim de mutlu şu an. beni gülerken gördüğünde çok sevimli bir adama dönüşüyor. gerçi hala bana tadı zıkkım gibi olan ilaçlı portakal suyunu zorla içirdiği için biraz da olsa kızgınım. (bari kolanın içine dök getir) ama başka türlü de başa çıkamazdı benle o akşam. onun da bunu yapmak için haklı nedenleri var. libya’da savaş yokmuş, batısı ve doğusunda iki farklı hükümet varmış türkiye sadece birini destekliyormuş, böyle olunca ötekisi bize savaş açtığını söylemiş dediğimde, orada savaş yok ama burada var diye başlayıp

“senle ben hergün hayatta kalmak için savaşıyoruz. bizi anlamayan bir dünyada var olabilmek için uğraşıyoruz ve senin durumun iyi gitmiyor, bir türlü stabilize olamadın, ya o akşam epilepsi krizi geçirip merdivenlerden düşseydin, kafanı sivri bir yere çarpsaydın, ya dilin geriye kaçsaydı ve o an boğulsaydın, ya kriz anında felç kalsan, nolur artık kendine gel çocuk kalpli, son zamanlarda çok üzülüyorum ben”

diye bitirdi.

hayattaki en büyük şansım eşim. umarım yarından itibaren ona çok mutlu bir yaz yaşatırım.  bu da notlarınıza astral seyahatin olumsuz yanları olarak geçsin. yaşamanız gereken, sorumluluklarınızın olduğu bir hayatınız var. eğer ikisini aynı ölçüde dengelemezseniz büyük sıkıntı yaşıyorsunuz.

31 temmuz’a kadar ne olursa olsun astral seyahat yapmayacağım. 31 temmuz ise büyük gün. o gün ona gönderdiğim kartın verdiği huzurla, elimde sadece bir saat ve kalbimin sesindekilerle, beni ne zaman, nereye götüreceğini bilmediğim ama onun yanında sonlanmasını istediğim uzun bir yolculuğa çıkacağım. bu saatten başka hiçbir şeyim yok. bana en ufak ümit veren tek bir işaret yok. ne nerede olduğunu biliyorum ne de şu an neye benzediğini.

sadece gerçek inanan olmak değil bu, aynı zamanda delilik ama artık içindeyim. kalbimin sesini dinleyip, kendi inandıklarımın peşinden gideceğim. bu dünyada hiç ümidim yok ama inandığım dünyada her şey benden yana. ne olacak hep beraber göreceğiz.

neyse gidip gemimle, ördeğimi yüzdüreyim.

çocuk kalpli gece masalı servisi mutlu rüyalar diler.

iyi geceler.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.