june 30.

kendimi bazen büyüye kapılmış gibi hissediyorum. bir şeyin etkisi altındayım ama ne olduğunu ben de kendime açıklayamıyorum. tek bildiğim yarından itibaren bu ruhlar aleminde gezen halimden vazgeçmem gerektiği. özellikle arkadaşıma ve onunla olan dünyama çok fazla mesai harcıyorum şu an. yarından itibaren biraz şanslıysam arkadaşımı sadece ona göndereceğim karta çalışırken düşünürüm. aklıma gelmeden nefes alamıyorum bugünlerde ve bu baya sıkıntı oluyor bir günün 24 saat olduğunu düşündüğümüzde.

aslında çok güçlü, debisi yüksek bir akarsuyum, bir çok denize ulaşabiliyorum ama hangisinde kalmak istersem isteyeyim sonunda bir şekilde onun okyanusunda son buluyorum…

banyoda sadece vapur yüzdürmüyorum, telefonumu elime alıp bloğumu da okuyorum. doktorum bir keresinde yaptığı testlerde, bir şeye çok iyi odaklandığımı ama bunun peşinde giderken gözümün başka hiçbir şeyi görmediğini, o odaklandığım şeyin detaylarında boğulurken diğer konuları kaçırdığımı söylemişti. bu yüzden her şeyi  defalarca okuyorum. 1 hafta önce yazdıklarıma bakıyorum. o hafta ile bu haftayı karşılaştırıyorum. sonra bu ayı diğeri ile, sonra yılı.

genelde kötü gidiyor gibi görünüyor ama bakıyorum ki zamanla aslında rayına giriyor böyle karşılaştırdığımda. eşim biraz haksızlık ediyor bence. düşmek bizim kaderimizde var. bunu önleyemeyiz farklı bir hayat yaşadığımızdan. ama bakıyorum da her düştüğümde daha hızlı kalkıyorum. cuma günü akşamı ve cumartesi günü sabahı sakinleştirici almama rağmen az önce pijamamın altını ve tişörtümü hızlıca giyip dondurma aracının peşinde koştum. çok üzüldüm ona da, durmadı adi adam. bir de hiç görmek istemediğim biriyle karşılaştım. sizin de var mıdır böyle bilmiyorum, yıkanmaktan inceleşen tişörtler vardır, birkaç yerinde delik oluşur hatta yıkanmaktan. ama onları üstünüze giydiğinizde çok rahat hissedersiniz. onlarla uyumak çok güzeldir. dondurma aracının peşinde üzerimde o varken dışarı çıktım havalı komşumuz gördü beni ve şöyle bir üzülerek baktı.

evet paramız yok bizim, pijama alamıyoruz kendimize, hatta başka kıyafetim de olmadığından işe bile bulunla gidiyorum! diye haykırmak geldi içimden.

hrr.

amerika’da akşamları sevimli kamyonetler komik müzikler çalarak çocuklara dondurma satıyor. neyse geldikleri saati not aldım, yarın akşam bu saatte alt katta zaman geçirip onları yakalayacağım. bugünlük sadece bisküvili pastayla kapatıyorum günü.

yarın temmuzun, haftanın ve ayın ilk günü. deliriyorum böyle şeylere. bu akşam buna olan sevincimden güneşin bile batmasını beklemeyeceğim bu yüzden.

mutlu geceler,

çocuk kalpli.

ps: anlattığım karakter gerçek, daha kötüsü ben de gerçeğim. keşke olmasaydım ama olduk artık. diyorum ya, her şey şu ana kadar yazdığım her şey normal geldi de, küveti doldurup içinde vapurla oynamam mı tuhaf geldi. çok mutlu oluyorum kendimi keselerken o vapurun küvetimde gezmesinden.

buyum işte, bu kadarım…

 

 

 

 

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.