amerikadan kartpostallar.

şimdi şöyle oluyor, 7 yaşındaki bir çocuk 30 günde tüm harfleri yazmayı öğrenebiliyor. lakin 35 yaşındaysanız 28 yıllık alışkanlıkları kolay kolay terkedemiyorsunuz. hoca bakarken onun istediği gibi yazarken o kafasını çevirdiğinde 2 dakika içinde bir bakmışsınız alıştığınız şekilde yazmaya başlamışsınız. tek bir kaligrafi çeşidi yok, bir sürü var, kendinize uygun olanı seçebilirsiniz. fırça ile başlıyorsunuz, çünkü işin tekniği buymuş, büyük daha kolay yazılıyormuş harfler, birkaç gün sonra dolma kaleme geçeceğim.

tüm bunların yanında bir de okb hastasıysanız, sürekli kafanızda “bu güzel oldu, hayır bu daha güzel oldu, ilki daha mı iyiydi, bence ikisi de olmadı, yeni yazacağım daha güzel olsun, yok ya ilk yazdığım güzelmiş aslında” gibi düşünceler oluyor.

yuvarlak harfler daha çok zorluyor. onun dışında bir de sürem kısıtlı. en geç 20 temmuz’da elimden çıkmış olmalı. geçen seneki kartı hızlı ve takip numaralı yollamıştım, herhalde evine ulaştığında evde kimse olmadığı için imzalayamadı, postaneye döndü orada da kayboldu bana geri döneceği yerde.

bu sefer normal yollayıp zarfın üzerine bu kaybolursa ebenizi s. yazmayı düşünüyorum. gerçi kaybolup kaybolmayacağını da anlayamayacağım ama hissederim gibi geliyor. o kart da kaybolursa içime doğar bence benim. dün gece o kart gidecek mi diye zamanda yolculuk yapmayı denedim ama yeterince huzurlu olamadığımdan başaramadım. arada kaldım. ne uykumu alabildim ne de o aleme geçebildim. o kocaman lafları ettikten sonra sürekli kendi yasalarımı çiğnerken buluyorum kendimi. bir daha böyle büyük konuşmayacağım haberiniz olsun.

ankaralı bir arkadaşıma gönderip posta kutusuna bizzat koydurmak gibi bir düşüncem var aslında ama olayın doğasını bozmak da istemiyorum. zaten kendime söz verdim bir daha onun karşısına bu sahtekarlıklarla çıkamayacağım için. kaybolursa da gelecek yıl çok daha gelişmiş el yazımla yeniden yazacağım, hatta belkide hayatımın sonuna kadar bu kartları göndereceğim. amerikadan kartposttalar olarak elinde bir sürü kart olacak.

evet.

neyse çileklerimi, böğürtlenlerimi yoğurda karıştırıp yuttuktan sonra işe gideyim. umarım bu akşam da eve gelince “kadınlardan ve salı günlerinden çok çektim” yazmam.

hiç sevmiyorum salı günlerini ya.

sevgiler,

çocuk kalpli.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.