june 23.

dün, neyin doğru neyin yanlış olduğu hakkında kocaman kocaman yazılar yazarken, şu an kendimi ikna etmeye çalışıyorum yolculuk yapmamak için. bugün ekrem imamoğlu’nun kazanması beni çok mutlu etti, birgün eve dönmeyi isteyeceğimi bilmek çok güzel bir duygu. umut veriyor artık yarınlar.

imamoğlu’nun kazandığını öğrendikten sonra mutfak masamda yazı ödevlerimi yapıp, bahçemdeki sincaplarımı izledim. en büyük olanını daha bir başka seviyorum. o da beni diğerlerinden farklı seviyor, diğerlerinden daha çok yaklaşıyor. hatta elimden birkaç gün önce ekmek de aldı. bugün yine ben yazı yazarken yanıma kadar geldi. arada cam olmasa içeri girecekmiş gibi baktı. camı açtım, kaçmadı. oturdum onunla konuşmaya başladım. bir yandan da onlara ödül anlamına gelen fıstıklardan ona veriyorum. (ekmek günlük yemek ama fıstık ödül) yine elimden almasa da elimle koyduğum tahtanın üzerinde elime 1-2 cm uzakta olacak şekilde fıstıkları alıp ısıra ısıra yiyor.

konuşmaya başlıyorum. senin için sevişiyor diyorlar ama ben hiç ihtimal vermiyorum böyle bir şeye, bu kadar sevimli bir şey asla sevişmemeli diyorum. bana ilk defa “ne demek istiyor bu” bakışı atıyor. senin yaptığın doğru boşver, istediğin kadar çocuk yap ben onlara burada olduğum sürece bakarım diye moral veriyorum. yüzündeki ifade olumlu anlamda değişiyor. mutluluktan deliriyorum çünkü bu hayvan beni gerçekten duyuyor!!

böylelikle bu an da eklenince olduğumdan çok daha da mutlu ve huzurlu bir fazda buluyorum kendimi.

özetle, ne yapacağım bu gece hiç bilmiyorum. süreç zaten daha yatağa girmeden kendini hissettiriyor. şu an bir miktarım zaten dışarda sanki. ben ruhtan çok enerji bedenin bu işi yaptığını düşünüyorum. ruhun bir kısmı bedende kalıyor diğer kısmı enerji beden olarak dolaşıyor bence.

kesinlikle yapmamam lazım ama bir daha ne zaman bu kadar mutlu ve huzurlu olacağımı bilmediğimden yapasım da var.

ahh…

hep böyledir hayatım zaten, her zaman başkalarına yardımım olur ama kendimi asla kurtaramam.

bu arada görselde gördüğünüz ayaklar benim ayaklarım. pijama da benim. bu pijamamı türkiyeye gidince valizime koyacağım. sadece kareli değil çizgili de seviyorum. pijamalarım her şeyim ya. bir de oyuncaklarımı getiresim var. onun bana aldığı bir sürü oyuncak var içinde. onu geride bırakamadığıma göre oyuncakları da yanımda olmalı sanki…

hiç ihtimal verir misiniz böyle şeyler hisseden biri astral seyahatte zamanda yolculuğu yapsın. yapıyor işte.

çıplak ayakları ve mavi pijamaları ile…

mutlu geceler,

çocuk kalpli.

 

 

 

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.