things i do for love.

bugün hayatımın en unutulmayacak, en mutlu tecrübelerinden birini yaşadım. mutfağa indiğimde sincaplarımdan biriyle göz göze geldik. bana bakmaya devam edince ekmek istediğini anladım. ekmeği hazırladığımda mutfak kapısını bile aralamadan yanaştı. açar açmaz da elimden ekmeği aldı. daha önce de istediğim kadar yakınlaşıyordum ama hiç temas etmemiştik birbirimize. bugün ekmeği alırken elime dokundu. aslında daha önce bunu yapmak istemiştim ama kardeşim sakın yapma böyle bir delilik, bu hayvanların bazıları hiv virüsü taşıyor demişti. elime el değmemişken aids olmak tam benlik bir şey olduğunu düşündüğüm için uzak durdum ben de. bugün uykudan uyandığım için yavaş hareket ediyordum. tabağa koymak üzere elimi uzatmışken yakaladı beni.

hayvanlarla temas etmek çok güzel bir duygu, tamam insanlarla başarılı olamadım belki bu konuda ama hayat bana hayvanlar aracılığı ile farklı bir şekilde teselli oluyor sanırım.

ne yoruldum ama bugün ya. dün akşam evdekini mutlu etmek için beni uyutmasına izin verdim, sabah kalktım, işyerindekini yarın yapacağımız aktivitede mutlu edebilmek uğruna gidip 10km yürüyüş yaptım açılmak için, sonra libya’dakine göndereceğim kart için kursa gittim ve döndüğümde 5 sayfa yazı yazdım. sonra bayılmışım zaten artık.

ben ve benim aşk için yaptıklarım…

tabi siz de bu arada dm’yi de mail’i de doldurmuşsunuz ama ben şu aralar biraz daha dünya işlerine verdim kendimi. ama ne biliyor musunuz, gerçekten hiç astral seyahat yapmamış birisinin öncesinde bilmesi gereken şeyler nelerdir tarzında bir yazı hazırlayacağım. bu da sizden aldığım sorular sonucunda şekillendi. buraya bu bloğu yazabiliyorsam en az benim kadar sizin de emeğiniz var inanın. her zaman soruları not alıyorum ve genelde hepsine cevap veriyorum. bu yüzden lütfen bazılarına hemen cevap veremiyor olmam, üzerinde düşünüp, muhtemelen birkaç yazı sonra cevap vereceğim anlamına gelsin.

sadece bir iki soru cevaplayayım;

doğru, bedenin dinlenmiş şekilde en iyi astral seyahat yaptığı gün saati aslında öğle saatleri. benim en son çıkışım da öğle saatiydi. bir de karanlıktan korkanlar genelde öğle saatlerinde daha çok yapmak istiyor bunu. bunu yazmak istemememin nedeni sadece şu, eğer gece uykunuzu almışsanız bu saatlerde uyku ilacı olmadan en fazla 1-2 saat uyuyabilirsiniz. bu da sizi uyku ilacı batağına çeker. öğlen denemeyin. zaten arınmadan önce, kişisel zaaflarınızdan kurtulmadan önce bu işe hiç bulaşmayın.

peki ben aziz miyim? zaaflarım yok mu? tabiki var. arkadaşım diye bahsettiğim kişiyle o alemde rastlaşınca kapılıp gidiyorum. kötü bile değil ama zaafım olduğu için astral alemde benim için tehlikeli. onu gördüğümde bana “seni seviyorum” dediği halde kaçıyorum, uyanmaya çalışıyorum çünkü oraya alışırsam bu dünyayı sevmemeye başlarım. sürekli uyku ilacı kullanır yanına gitmeye çalışırım. bir süre sonra hep orada kalırım. zaten uyumaya bayılan biriyim, böylelikle uyku ve arkadaşım kendi ölümüme giden muhteşem bir kombinasyon olur.

uyanmaya çalışıyorum…

birkaç yıl önce bunu yapamazdım ama madde bağımlılığı tedavisi sayesinde çok şükür onu da yapıyorum. o kötü günleri bir daha yaşama düşüncesi, sevdiklerime yaşatma düşüncesi beni uyandırıyor. uyanmama yardım ediyor.

tabi arada ben de sarılıyorum ama neyse. o kadar da olmalı bence. bugün bir astral seyahat kolay yapılmıyor. hehe.

okuyan herkese mutlu geceler,

bu da son cupcakeler:

çocuk kalpli.

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.