cozy.

yine sonunda kıyıya vuran bir dalga gibi uyandım bu sabah…

ne güzel uyumuşum. ayımın tüyleri yüzüme yapışıp yastık izi bırakmış. içimdeki fırtınalardan eser kalmamış. tüm rahatsız eden düşünceler gitmiş kafamdan. şu an kafamın içinde sadece ben varım. bir de 1 ay sonra göndermem gereken kartım. kalkar kalkmaz nadya ile konuşup 5 tane kart aldım. ne kadar ilerleyeceğim bilmiyorum ama aynı kartı 5 kere yazıp en güzelini yollayacağım. bugün de çıkıp biraz yürüdükten sonra el yazısı aldığım hoca ile çalışmaya gideceğim. 1 haftalık tüm iznimi buna harcamak istiyorum. ehllileştirilmem bari ilk kez bir işe yarasın.

ama doktoruma teşekkür etmem gerek, gerçekten 2. iğneyi önerirken ne yaptığını biliyormuş. şu an geleceği kesinlikle bilemeyeceğimi ve bilsem bile değiştiremeyeceğimi biliyorum. hatta ne olacağı umrumda bile değil. ne olacaksa olacak veya olmayacak. belki de bir süre sonra diğer unuttuğum rüyalar gibi bu rüyayı da unutacağım.

ama şunu da bilmenizi isterdim. insanlar geleceğe gidiyorlar. bu orta çağ’da çok iyi bilinen bir metotdu, şimdi unutturulmaya çalışılıyor. bunun için piyasaya sürekli korku filmleri sürüyorlar. geçen bana gönderdiğinizde izlemediğim halde türk işi astral seyahat korku filmine gerizekalıca demiştim ama yeniden düşündüm de, o film bence çok iyi çalışılmış ve çok iyi finanse edilmiş. dandik gibi gösterilerek astral seyahati aşağılamış. filmin amacı buydu bence. astral seyahat böyle aptal bir şeydir, bunun peşine düşmeyin denmiş. araya da birkaç yaratık atmış, ohhh.

neden insanlar astral seyahati bu kadar aşağılamak istesin? onun da cevabını vereyim. bazı insanlar tüm hayatlarını, servetlerini, başarılarını bu yöntem ile kazanıyorlar. nerede ne zaman ne yapacaklarını önceden biliyorlar. hangi yatırım ne kadar kazandırır  eminler. neye ihtiyaç duyulacağını ve onun nasıl icat edileceğini rüyalarında geleceğe giderek araştırıyorlar.

notradamus yazmayacağım, onu da yazarım da o çok basit bir örnek olur…

piri reis o haritayı nasıl yazdı? cevap veriyorum, sadece 500-600 sonrasına defalarca kere astral seyahat yaparak gelecekte gördüğü haritalara baka baka çizdi. hatta belki günümüze kadar ulaştı çünkü kahire’nin dünyanın merkezinde olduğu nasa tarafından 1900’lü yılların sonunda saptanmıştı.

bugün new york’un merkezinde dünyanın en zengin insanlarının şirketlerinin olduğu bir cadde vardır. hepsi birbirine komşudur. bu insanlar yazı tura atsalar bile kazanmışlardır.

tarihten; hitler 8 kasım 1939 yılında bombalı bir saldırıya uğramıştır. o saldırı sırasında kürsüde konuşma yapmaktadır. her zaman uzun tuttuğu konuşmasını yarıda keserek bir anda oradan ayrılır. sonra bomba patlar ve kürsüye yakın 8 kişi ölür. hitleri biraz araştırırsanız bir sürü kötü amaçlı ritüelin içinde görürsünüz. zaten yahudilere yaptığı soykırım sonucu bugün israil devleti kurulmuştur. kadir mısırlıoğlu’na dönmek istemediğimden yarıda keseceğim. burada anlatmak istediğim tek şey, hitler başarılı olacağını en baştan biliyordu. sürekli geleceğe gitti ve olanları gördü. tabi bu yaptıklarının sonucunda kendi ilahının ona sunduğu cennete gideceğini düşünüyordu.

astral seyahatte zaman yolculuğu iyilik için de kullanılır kötülük içinde. hatta bazen iyi olduğunu düşündüğünüz şey bile sizi öyle bir terbiye ederki ne olduğunuzu şaşırırsınız. geleceği bilmek kötüdür. ne olursa olsun. buna da kendimden örnek vereyim.

ben de 2008 yılında rüyamda hiç ummadığım bir alanda çok başarılı biri olacağımı görmüştüm. böyle görünce o alana yöneldim. iyi bir alandı, aslında gençlere yardım ediyordum güzel işler de yaptım. ama gene de yanlış bir şeyler vardı benimle ilgili. ben uluslararası ilişkiler okuyan insanların işini yapıyordum, bunu sanki onlardan çalmıştım. aynı kurumda benden daha kıdemli başka arkadaşlarıma baktığımda bu koltukta uluslararası ilişkiler mezunun oturması gerek dediğim o kadar çok kişi oldu ki, kesin başkaları da bunu benim için söyledi. başarısız olmadım, çünkü asla başarısız olmayacağımı biliyordum. o rüyanın detaylarını şimdi yeniden okuduğumda görüyorum ki, adım adım ne yapacağımı bildiğim çok net bir şekilde yazıyor.

avrupa’nın nerdeyse her başkentinde bir çok iyi otelde kaldım, şehir şehir dolaştım, bir çok özel insanla tanıştım, onlarla kadeh kaldırdım, her zaman el üstünde tutuldum, her zaman en sevilen şımartılan ben oldum, ünüm aldı yürüdü, doğum günlerim yatlarda yat bulunamazsa otellerde kutlandı, her zaman benim dediğim oldu, ne dediysem yapıldı, kararlarım hiç tartışılmadı, hatta avrupa birliğinin bayrağı temsil ettiğim bir alt birimde galatasaraylıyım diye sarı kırmızı bile oldu. (bayrağı paylaşmayı çok isterdim ama onu paylaşsam direk ben olduğum ortaya çıkar, çünkü o alt bölüm de komple üzerime bırakıldı, at koşturdum ben orada)

high flying adored…

yersen.

çünkü tüm bunlar olurken ben kazandığım fazla miktarda paranın da bana verdiği rahatlıkla uyku ilacı bataklığının içine düşmüştüm. şu an tüm bu yukarıda yazdıklarımı kendi facebook’umdan başka insanların benim resimlerine baktığı gibi görüyorum. o kadar çok hatırlayamadığım olay, o kadar çok insan var ki. insanlar bazen geliyorlar, şurada şunu yapmıştık ya beraber ne güzeldi diyorlar. mal gibi kalıyorum. evet ya harikaydı diyip geçiştiriyorum. en güzel anılarımı hatırlayamıyorum.

arkadaşımla geçirdiğim zamanları hatırlayamıyorum…

bunu paylaşmamım sebebi, bir daha sayısal loto sonuçlarını da görsem oynamam demek içindi. biri yazmış, neden geleceğe gidip bir şeyler öğrenip yatırım yapmak istemiyorsun diye. bundan. bazen iyi olduğunu düşünerek de gitseniz, onda göremediğiniz bir kötülük mutlaka vardır. bu dünyada en büyük kötülükler, en güzel şeylerin içine saklanmıştır.

bu arada yeniden yazayım bu uyku ilacı bağımlılığından kurtuldum lakin ihtiyacım olduğu halde şu an elimin altında olmaması nedeniyle büyük sıkıntı yaşıyorum. ayda 2-3 kere ihtiyacım oluyor. ben sadece urgent care’de olabiliyorum, her defasında 100-150 dolarlık bir co-pay ödüyorum.

biraz daha soru cevaplamış oldum böylelikle…

ben bir daha ne olursa olsun geleceğe gitmemeye kodlayacağım kendimi. ama geçmişe tekrar gitmeliyim arkadaşımı görmek için. şu aralar değil tabi. yakın bir zamanda da değil. ona göndereceğim karta odaklandım şu an. içimden bir ses bunu yapmam gerektiğini söylüyor. bu sabah uyandığımda ilk aklıma gelen bu oldu.

5 ağustos 2015 tarihinde vedalaşmışız. o veda etmiş de ben re:re:re:re ikimiz için de iyi oldu şeklinde devam etmişim. o günlere rüya günlüğüm sayesinde ulaştım. rüyamda o gün beni hayatımdaki ilk 31 numaralı kişi teselli etmiş. bunu hep yapar. öğle uykusuymuş bu. o gün bu rüyayı gördükten sonra saatimi durdurmuşum.

o saati tekrar çalıştıracağım. 4 yıl sonra 5 ağustos 2019 yılında o saat yeniden çalışmaya başlayacak. pili bitmiştir diye düşünüyorum. yeni pili o gün kendi elimle takacağım. saatçinin 1 saniye bile olsa önceden çalıştırmasını istemiyorum. çalıştırmadan önce de 2.55’den 3.05’e alacağım. bu ilerliyorum demek. 2.55, geride kaldık demekti.

bu ritüeli kendim için yapacağım. çünkü duran saat değil benim. bugünkü durumumuzda benim de payım büyük. hiçbir zaman karşısına adam gibi çıkmadım. kandil mesajı yolladım resmen. yakın bir zamanda da çıkmayı düşünmüyorum ama bu kartlar kesinlikle ilk adımlarım olacak. (tabi bunun öncesinde bir yerlere kapatılmazsam, dün gene aklım yerinden çıktı akıl hastanesine sevk ediliyorum diye) rüyamda geçmişe gittiğimde bana istediğim kart değil demişti, istediği şey bence karşısına doğru bir şekilde çıkmam bence. öyle hissediyorum. içimden bir ses böyle diyor.

neyse, yatağımda yumuşak ayımla biraz daha oynayayım sonra yeniden başlayacağım her şeye.

okuyan herkese sevgiler,

çocuk kalpli.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.