13:31

kadınlardan ve salı günlerinden çok çektim…

ne kadar pozitif kalksam da maillerimi kontrol ettiğimde 4 temmuz amerika’nın kurtuluş günü geçit töreninden çıkarıldığımı gördüm. geçen sene tüm hazırlıklarda bulunmuş hatta kamyondan şeker fırlatıp çocukları selamlamıştım. aslında hiç elim gitmedi ama becca’ya yazdığımda “bu aralar dinlenmen gerektiğini düşünüyorum, boşver evinde uyu sen!” yazmış

yalan mıydı yani şimdi pazar günü yaşadıklarımız? ahaha ya var ya, diyorum ya kadınlar çok tehlikeli, erkekler çok saf ve salaklar onları şirinlikle alt edebiliyorsunuz ama bir kadına yetmiyor bu şirinlik, yemiyorlar bunları. mutlaka sopalarını çıkarıp gerektiğinde kafanıza vuruyorlar. restini görünce hemen ofisi arayıp evden yapabileceğim birkaç iş aldım, 4 temmuz’u kaçıramam. ekleyecek beni o listeye. yolu yok.

bugün el yazıma odaklandım ama yarın biraz da olsa çalışacağım evimden. yine ödemeleri geri almak için medicaid ile uğraşacağım. birgün işimden ayrılırsam direk danışmanlık şirketi kurmayı düşünüyorum. daha 1 yıl olmadan tüm sağlık, vize, iş bulma, vergi konularında hatrı sayılır bir tecrübeye ulaştım.

aslında yapıyorum ya bir şeyler, düşündüm de şimdi. tamam sık sık doktor ziyaretlerim oluyor ruh sağlığım ile ilgili ama bir şekilde mücadele edebiliyorum sanki.

sürekli soru cevap, sonsuz bir döngünün içine girdik ama sorularınız geldikçe yazasım geliyor, çünkü güzel sorular gelmeye başladı.

önce madem böyle bir güç var, neden fakir insanlar, ülkeler bunu kullanmıyorlar?

birincisi kullandırtmıyorlar, seni sürekli savaşla, ölümle, açlıkla, hastalıkla boğuşturuyorlar. ikincisi insanlar bu konuda kutsal kitapta defalarca kere uyarılmıştır, sonsuz hayatlarını mahvetmek istemediklerinden bunu yapmıyorlar. üçüncüsü buna inanmıyorlar. bazı insanlar hiçbir şeye inanmıyorlar zaten. tuhaf geliyor şeytana tapanların bile allah’ı inkar etmediklerini düşününce. bunlar yıllarca uğraşılmış ama başarılı olmuş büyük planlar. özellikle 2007’dan itibaren hayatımızda çok şey değişti. sadece gezmekten ve para harcamaktan hoşlanan içi bomboş bir gençlik yaratıldı sosyal medya sayesinde. bu gençler sistemin en altındalar ve ihtiyaçlarına karşılık bulabilmek için sürekli eziliyorlar. bana gelen sorulardan birinde neden geleceğe gidiyorsan iddia/loto oynamıyorsun diye bir soru gelmiş.

hem bu hayatımı hem de gelecek hayatımı mahvetmek istemediğimden?

bu yolda yürüyecekseniz şunu bilmeniz gerekir. kapılar tehlikelidir. kapılar sadece iyi şeylere açılmaz, insanın zaaflarından yararlanan kötü enerjiye de gidebilir. insan herkesi kendi gibi sanıyor, ben hiçbir insanın kötü olamayacağına inanan biriyim. bir de bana çok mantıksız geliyor, en fazla 90 yıl yaşayacağın hayatın için sonsuza uzanan hayatı feda etmek. bu insanlar (şeytana tapan insanlar) bunu neden yapıyorlar diye araştırma yapmıştım bir ara. çünkü şeytan onlara güzel bir varlık olarak görünüyor (ki zaten melektir, kötü görünmesine imkan yoktur ama binlerce yıldır süregelen algı şeytanın çirkin olduğunu simgeleştirmiştir) insanları zaaflarından yakalayarak kandırır. hep verir. ona oynarsanız kazanırsınız da. tabi bu dünyada.

bu insanlar zamanla allah’ı kötülemeye başlarlar. çünkü kötülük güzelin içinde iyice saklanmıştır. kötü olduğunu anlayamazlar. bir yerden sonra tamamen körleşirler artık. kötü enerji onlara sahip olmuştur. sadece ona sürüklenirler. yani demem o ki eğer zaaflarınızı terbiye edebileceğiniz bir arınma sürecinden geçemiyorsanız hiç girmeyin bu toplara.

bana bir şeyleri söylemek kolay bu arada. ben hiç yaşamadığım için cinsellik nasıl terbiye edilir bilmiyorum ama sıkıntınızı anlamadığımı düşünmeyin. ben de melek değilim, 4 yıldır halk arasında kamyon devrilmesi diye tabir edilen durumu yaşayamadığımdan ben bile bazen ruhen sıkıntıya düşünüyorum. aseksüellerin çoğu sağlıklı yaşamlarını bu uykuda rahatlama olayına borçludurlar. yılda bir kere de felan olması gerekir. benim de 4 yıl öncesine kadar oluyordu ama madde bağımlılığı tedavisinden sonra komple bitti. (bu arada bunu “30 yaş üstü erkekler eklesin” olarak algılamayın gözünüzü seveyim, benim derdim zaten bana yetiyor)

bu cinsellik konusunu özellikle yazdım. şeytana tapan insanların doğa üstü cinsel bir haz aldığını okudum araştırmalarımda. bana çok ciddi göründü. bilmiyorum ne düşünürsünüz.

beni de kötü enerji yakaladı. benim zaafım uyumak. hep diyorum, öleceğimi bilsem bile ben dayanamam yatar uyurum. uyku ilacı bağımlılığı sorunum olduğunda arkadaşımı dünya yolculuğuna uğurlamıştım, gittiği ülkeler beni çok aşan yerlerdi yanına da gidemiyordum. moral olsun diye zaafımın peşinden gitmeye çalıştım sürekli uyuyarak. daha çok uyku ilacı kullandım. bir şeyler kulağıma sürekli yat uyu boşver diye fısıldıyordu sanki. (bu arada o sadece yemekten gezmekten hoşlanan boş gençliğe ait biri değildi, onun doğası gezmek, benim nasıl uyumaksa onun o kadar gezmek, aslında şaşırıyorum bu kadar gezme merakı olan birisi astral seyahat yapmayı neden hiç düşünmedi diye, galaksiler felan bu dünyadan daha güzel, hem ücretsiz de, saf saf taş toprak geziyor dünyanın bir yerlerinde)

ölüler konusu… boyut 4’teler. yıllarca ölen erkek arkadaşımı bulabilmek için gezindim durdum ama o sadece bana 2-3 kere göründü. ölülerin boyutuna çıkmak kolay değil, (ölüler de diğer boyutlara çok geçemiyorlar) ben çıkmadım 4’e hiç ama çıkanların olduğunu biliyorum, yine şeytana tapan insanlar bazı varlıkların yardımı ile o boyuta girip ölmüş yakınları ile konuşuyorlar. yani yine zaaf noktası.

benim henüz annem babam ölmedi, bunu da söylemek kolay şu an benim için.

insanlar gerçekten kandırılmışlardır…

iyi olduğuna emin olduğunuz bir kapı varsa tabiki peşine düşün. bunun için bazı şeyleri ritüelleştirmeniz gerek. ritüeller kapıları açıyor. şunu bilinki evrende sizi matematiksel bir düzende bir araya getiren bir sistem var. bu sistem de güneş ve samanyolu galaksisi üzerinden bir ritüele bağlı. bu en başından beri böyleydi. tesadüften fazlasını yaşıyoruz.

“astral seyahat yapıcan da memleketi mi kurtarıcan?”

memleketi kurtarmasam da insanlara kaynak olmayı deniyorum burada. yaşanmışlıklar üzerinden yardımcı olmaya çalışıyorum, tamam çoğunlukla arkadaşımı anlatıp kafa şişiyorum ama o kadar da ekmeğini yiyeyim bu işin? bu yazdıklarımı video yapıp youtube’a koysam şu an izlenme rekorları kırıyordum. ama artık ünlü olmak değil, olmamak büyük bir anlam kazandı.

ritüel konusunda çok eminim. en son zaman yolculuğum sırasında kapıma ulaşmaya çalışırken günlerden de 13 haziran’mış meğer. zaten normalde üzüldüğüm veya mutlu olduğum anlarda resmini açmak bile yanına gitmeye yetiyordu. o gün de bu rakama denk gelince mega ritüel oldu demek ki…

bu kişinin bendeki karşılığı 31 rakamı. 13 veya 31 bunlar aynı rakamlar aralarında fark yok. ben o gün bilmeden de olsa büyük bir enerji kullanmışım. iyi veya kötü örnek vermek için söylemiyorum ama cüzdanımda hep ya 31 dolar, ya 131 dolar ya da 311 dolar bulunur. türkiye’de yaşarken de 310 veya 1310 tl olurdu. (31 olmazdı ne yazık ki o parayla hiç bir şey yapamayacağınızdan) bunu başlarda neden yaptığımı bilmiyordum ama bir süre söyle böyle olmasından hoşlandığımı farkettim. ritüel de kendi kendini oluşturuyor bir yerden sonra. ya da en çok önem verdiğiniz kapıya doğru çekiliyorsunuz. benim gittiğim yer iyi bir insanın yanı, bana hiçbir zararı dokunmayacak biri ama böyle iken bile uyku ilacı bağımlılığı çukuruna düştüm.

bu yüzden hayata, seçimlerinize dikkat edin. gerçekten zor bir sınav veriyoruz. hayatla onun şartlarında dövüşmemiz gerektiğini daha önce yazmıştım. şu an benim de öyle yaptığımı bilmenizi istiyorum. arkadaşımın karşısına bunlarla çıkmıyorum. tam tersi onu ne kadar sevdiğimi anlatacak bir hediye için hazırlık yapıyorum. başarısız da olabilirim, yıllarca bu kartları gönderip hiç bir cevap almadan hayatımı kaybedecek de olabilirim.

farketmiyor, benim gibi biri bunun altından kalkabilmeli. sonunda kaybedeceğini bilse bile dövüşmeli. gerçek inanan kalmalı ve iyi olduğunu düşündüğü şeyin sonuna kadar peşinden gitmeli. tüm aldığın işaretleri kafamda bu şekilde topladım. ona yazdığım kartı doğum gününde yolladıktan sonra 31 temmuz’da saati tekrar çalıştıracağım. sonra gelecek yıl mı olur sonraki yıl mı olur ama bir şekilde cesaretimi toplayıp karşısına çıkacağım, artık döver mi söver mi bilmiyorum ama bence ne olursa olsun onu bir kere daha görmeye değer. bugüne kadar saçma sapan mesajlar göndermekle hata yaptım. belkide bu onu hergün daha çok kızdırdı. ben başına gelen her şeyi sonuna kadar hakeden biriyimdir zaten. yani en azından %90 felan ben suçluyumdur.

uzun oldu ps olarak hitler konusuna da değineyim. hitler o saldırıyı önceden gördüğü halde neden oraya gittiği ile ilgili güzel bir soru gelmiş. hitler’in kutsal insan görüntüsü çizip insanları manipüle etmeye ihtiyacı vardı. bu bombalı saldırı, onun hayal edip de asla başaramayacağı şeyi ona altın tepside sunmuştur.

ne yazdım bugün ya, hem bilgisayarla hem telefonla hem el yazımla. bugün birkaç farklı harfi denedik. bazı harfler daha kolay yazılıyor. moral verdi.

okuyan herkese mutlu geceler.

çocuk kalpli.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.