june 17.

neden bilmiyorum ama bugün mutlaka gelip bir şeyler karalamalıymışım gibi hissettim tekrar yatmadan önce. herhalde aklımdakileri unutmadan yazmak istedim. dün olduğum sakinleştirici iğneden sonra bugün doktorumun ofisine gittim hem ona görünmek hem de işim için rapor almak amacıyla. tabi böyle iğnelerden sonra istediği gibi konuşturabiliyor beni. ne saklasam da bulup çıkarır istediği yerden, yılların ve mesleğinin verdiği tecrübeyle.

ilk geçen hafta kaldırdığımız 2 tane cenazeden sonra antipsikotik kullandığımda iş arkadaşım rebecca ile tartıştığımızı anlattım. “sana dua etmeni de söyledi” mi diye güldüğünde ise onu savunmak amacıyla bir anda yükseldim;

“sorun o bile değil!”

doktorlar böyledir. lafı sizden alabilmek amacıyla bazen sevdiğiniz şeylere vurur. yıllarca onlar nasıl beni tanıdılarsa bende onları tanıdım. din insanları bunları sevmez, bunlar da onları sevmezler ama gene din insanları bunlara göre daha iyi kalplidir.

ondan sonra konu rüyadan açıldı tabi. ona rüyamı anlattım. geleceğe astral seyahat yapıyorum demedim beni akıl hastanesine göndereceği için ama rüyamda gördüklerimin beni etkilediğinden bahsettim. buraya yalnız mı geldin dedi, evet eşim bıraktı ve annesi işim bitince beni alacak dedim. otur geliyorum dedi.

ah dedim, buraya kadarmış. daha önce bu anı psikiyatri forumlarında okumuştum. doktor sizden izin ister çıkar, 15 dakika içerisinde polis ile döner, polis bileğinize kelepçeyi takar ve sizi akıl hastanesine götürür. o an aslında kaçmayı düşündüm, çünkü forumdakiler bunu yapmamı ve yargıç karar verene kadar ülkeden bile çıkabileceğimi söylemişlerdi. doktor sadece gönderme yetkisine sahip ama akıl hastanesinde kalmanız için yargıç kararı gerekiyor. yargıçın karşısına çıkmadığınız sürece istediğiniz kadar kaçma ve kendinizi saklama hakkına sahipsiniz. ama ana yolda koşarak eve gidemezdim ya. daha hastaneden bile çıkamazdım. olduğum iğnenin etkisiyle zaten yavaştım yeterince.

olan olsun yeter artık diyip, telefonumdan wordpress ve twitter’ı kaldırdım…

sonra doktor özür dileyerek içeri girdi. odamda hiç rapor formu kalmamış özür dilerim dedi. tepki bile veremedim, kontrapiyede kaldım böyle yine. bu akşam yatma saatinde urgent care’e bir daha gel bir iğne daha yaptırmak istiyorum, aklın çok karışmış, sanrılarla mücadele etmemiz gerek dedi. epilepsinin de yarattığı beklediğim bir durum bu ama o iş arkadaşına söyle benim işime karışmasın bir daha, kötü olunca ilk beni ara diye de ekledi.

şimdi hastaneye gidip ikinci iğnemi olacağım. tüm gün uyudum, yarın da muhtemelen uyanamayacağım. yani demem o ki sonu iyi bitmiyor, be careful what you ask for.

okuyan herkese mutlu geceler,

çocuk kalpli.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.