astral seyahat – geçmişe zaman yolculuğu – kitap teorisi (4) – sorular

resim için kuzey ışıkları görselleri ararken düşündüm de bloğuma harcadığım vaktin yarısını bile harcasaydım şu an kendi çektiğim resimleri yüklüyordum. bu ışıkların sürekli olarak vurduğu bir yerde yaşıyorum ben. umarım bu yaz biraz da olsa yol katedebilirim bunda da…

daha önce astral seyahati ile bir yazı serisi yazmıştım, aynı şekilde astral seyahat zamanda yolculuk konusuna da benzer bir yazı yaklaşımı denedim. okuyucularımın bir kısmı sadece ilk seriyi, ikinci kısmı da ikinci seriyi okuyunca ortalık karıştı. bu yazımda sizen gelen sorularla ne kadar olur bilmiyorum ama ikisini birleştirmeye çalışacağım. (yine soruları birbirine ekleyip, kendim de aralarına olası soruları katarak cevaplıyorum) lakin şunu en baştan söyleyeyim, astral seyahati bir okul olarak düşünürsek, hiç yapmayan biri 1. sınıftan başlamalıdır. ben şu an üniversite bilgisi veriyorum. o aradaki sınıfları ve okulları geçmeden anlatmaya çalıştığım şeyin çok azını anlayacaksınız.

ama havesiniz de kırılmasın ben de ilkokulu okumadan direk ortaokulda buldum kendimi. gene de bundan önceki yazılarımı bloğumdan bulup okumanızı öneririm.

soru: astral boyutlarınızı anlamıyorum. bunu bize anlatırken kullandığınız boyut bir fizik kanunu ile örtüşmüyor. einstein’ın zaman teriorisine göre 4. boyut zamandır ama yaptığınız yolculukların bununla alası yok gibi. bazen rüyalarınızda direk boyut 2’yi geçip 3’e mi çıkıyorsunuz burası da net değil? gibi.

kesinlikle fizik kuralları ile ilgilisi yok. hangi yazımda bilmiyorum ama, sakın interstaller’ı izleyip buraya gelmeyin demiştim zaten. ben boyutu alem anlamında kullanıyorum. biraz daha net olmaya çalışırsam.

-şu an bu yazıyı yazıyorum.  boyut 1.

-yazıyı bitirince uykuya dalıyorum (ilk alemden ayrıldım, ikinci de uyanıyorum) boyut 2.

-ikinci alemde tekrar uyuyorum (ikinci alemden de ayrıldım, üçüncü de uyanıyorum) boyut 3.

yani zaman yolculuğunun mümkün olduğu alem boyut 3 dediğim yer. tam olarak emin olmamakla birlikte 4. boyut ölülerin yaşadığı yer bu arada. einstein’ın teorisi ile hiçbir alakası yok.

ben son zamanlarda tecrübelerimden yararlanarak 2’yi atlayabiliyorum bazen. atlıyorum demeyeyim, çok hızlı geçiyorum sanırım. direk 3’te uyanmaya kodluyorum kendimi.

soru: astral seyahatte zaman yolculuğu yapan ilk kişisiniz bunun farkında mısınız? bu ruhani kıvama nasıl gelebildiniz? diğer astral seyahat yapan kişilerde olmayan ve sizde olan şey ne olabilir?

böyle bir fikre nereden kapıldınız bilmiyorum ama asıl enterasan olan bence hayatınızda hiç rüyası çıkan birine rastlamamanız. rüyası çıkan insan bilmeden geleceğe gitmiştir rüyasında, yaptığı şeyin adı astral seyahattir. ama kişi astral dünya hakkında bilgili ve tecrübeli olmadığından gördüğü şeyleri uyandığında rüya gibi anımsar.  ben başkalarının yazılarını okumuyorum, paylaştıklarından etkilenmemek için. ben geldiğim yolu kendi başından sonuna kadar elimle inşa ettim.

bu yolu inşa ederken etkilenmemek için başkalarınınkini okumadım ama okusam “böyle bir şey imkansızdır” yerine “acaba bu adam da bu konuda haklı olabilir mi” derdim. astral seyahati yapan kişilerde olmayan ve bende olan şey bu sanırım. yani sorduğunuz kişi “astral seyahatte zaman yolculuğu yapmak imkansızdır” yerine, “ben başaramadım ama belki sen belki yapabilirsin” dese kendi de bu anın verdiği enerjiden yararlanıp baya yol alır da…

alamamış işte…

insanlar bu yolculukları yapıyor, sadece benim gibi ulu orta paylaşmıyorlar, paylaşınca bu yeteneklerini kaybedeceklerini düşündüklerinden.

soru: yazılarınızda epilepsi hastalığı ile mücadele ettiğinizi görüyorum. hz muhammed’in allah ile konuştuğu dağda yapılan araştırma kalıntılarında epilepsi hastalığından muzdarip birinin ortaya çıkardığı elektoranlar bulundu. epilepsi rahatsızlığı gerçiren insanların yaratıcılıklarının geliştiği ve şizofreniye uzanan bir yolda yürüdükleri yansınamaz bir gerçektir. tedavi olsanız daha iyi olmaz mı?

şunu hiçbir zaman unutmayın, olaylara bakış açınız hayata karşı duruşunuzdur. bu yazdığınız hz muhammed’in hasta olduğunu değil epilepsi hastalarının da peygamberlerin bıraktığına yakın bir enerjiyi ortama bıraktığını gösterir. bu kutsal bir konuda cevapladığım son soru olur umarım, boyumu gerçekten aşıyor, sizinkini de aşıyor.

ben her zaman tedavi altındayım. hatta bu yazıyı yazdıktan sonra yatıp ertesi gün kalktığımda ufak bir işimi hallettikten sonra urgent care’e gidip birkaç gün uyuyabilmek için güdümlü bir sakinleştici olacağım.

bu yazıyı da o yüzden bugün yazmak istedim. yazayım da bari çıksın aradan…

soru: astral seyahatte kıyafetleriniz üzerinizde oluyor mu? pijamalarınızla mısınız çıplak mı? kötü varlıklarla dövüştüğünüzü yazmıştınız. orada bir darbe aldığınızda canınız acıyor mu?

ben ilk deneyimimi dünyada astral seyahat diye bir şeyin varlığını bile bilmeden kendi kendime yaşamıştım. (ortaokul’dan başladığım dediğim bu) her gece aynı şeyler başıma gelince de araştırmaya karar verdim ama bulduğum şeyler beni çok sıkıntıya soktu. mesela araştırana kadar astral alemde beyaz ışığımsı bir varlıktım. araştırdıktan sonra o halimi kaybettim. o ışığı kaybetmemle birlikte sanırım evet bazı istemediğim varlıklarla karşılaştım astral alemde. çünkü araştırdıklarımda onların da o alemde olabileceğini ve bana saldırabileceğini okumuştum. okuduğum şeyler beni çok korkuttu ve ışığımsı maddeyi üzerimden aldı. bir kaç kez çok kötü dayak yedim, şu an olsa kaldıramam ama o zaman gençliğimin verdiği cengaverlikle mücadele etmeye karar vermiştim. bunu yapabilmek için de kendime “iyi veya kötü hiçbir varlığı görmek istemiyorum” dedim. o günden sonra hiçbir varlık görmedim, sonra da bir daha kimsenin ne kitabını okudum ne de araştırma yaptım. orada nasıl göründüğümü bilmiyorum. ama beyaz ışığımsı bir madde de değilim artık. bu arada dayak yiyorum gene arada. dayak atanı görmesem bile yiyorum.

canınız acımıyor, sadece uyandığınızda motor sinirlerinizin bir kısmı astral seyahat sırasında çalıştığından sanki gerçekten birkaç gün kavga etmişsiniz, eliniz ağrımış ama elinizin ağrısı da geçmiş sadece o anı hatırlatan bir uyuşma hissi bırakıyormuş gibi.

soru: algılarınız enerjininiz inanılmaz, twitter’da köpeğin üzerinizde uyuyakaldığını gördüm, köpek bir önceki videoda yerinde duramıyordu. insana dokunduğunuzda onu iyileştirebilir misiniz sizce?

hayvanlarla aram her zaman iyiydi, ama epilepsi krizleri sonrasında onlarla iletişimim arttı. bu köpeğe gel kucağıma uslu dur dedim içimden, tüm röflem boyunca kucağımda uyudu. bu epilepsi krizlerinden sonra algı boyutlarım genişledi. ne kadar iyi bir şey onu bilemiyorum tabi. hiçbir insana dokunduğumda onu iyileştiremem çünkü ben insanlara dokunmam ki hiç? kendime de dokundurtmam. başkasını iyileştirsem bile kendimi hasta ederim.

soru: ölülerle konuşabiliyor musunuz? onları hissedebiliyor musunuz? 8 aylık bebeğim tüm gün duvarda hayali biriyle konuşmaya çalışıyor. ölen annemle konuştuğunu düşünüyorum.

hayır, ölülerle konuşmuyorum. bence ölenler sadece bazı zamanlar 3. boyuta geliyorlar. ama çok az. çok nadir. yaşadığımız bu boyutta asla bizimle değiller, aklınızdan böyle şeyleri çıkarın. ama emin olunki bebeğiniz duvarda allahın izin verdiği iyi bir şeylerle zaman geçiriyor ve o şeyler kısa bir süre daha onunla olacaklar. birgün iyi bir insan olarak ölürse yine aynı şeyler önce onu getirdikleri gibi tekrar alacaklar. (bu soruyu kendim inancım üzerinden cevapladım lütfen beni kimse kırmasın)

soru: kapı nedir? bu kapı dediklerinizi ne zaman açtınız ve kapı olduklarını farkettiniz? başka kapılarınız var mı, neden başka kapılar açmıyorsunuz? 11 eylül saldırılarında ikiz kulelelerin yıkılmasının satanik bir mega ritüel olduğu söyleniyor. kapılar ya beni o alemde bu insanların gittiği gibi kötü bir yere götürürse?

başka kapılarım da var ama ben hepsinin kapı olduğunu daha 1-2 yıl önce anladım. diyorum ya kendi yolumu kendim inşa ettim. bazı şeyleri başkalarından duyarak kurmadım. belki okumuş olsam bu kapıları 5 yıl önce bilecektim ama ben umursamadım.

kapılar farklı boyutlara seyahat etmenizi kolaylaştıran çıkışlardır.

astral seyahat yapmak için rüyanızda uyanık olmanız gerekir. rüyada uyanmak için de  “rüyada uyanık olmaya” odaklanırsınız. bu sizin ilk kapınızdır. astral seyahatte uyandığınızı farkettiğinizde de, işiniz bitip dönmeniz gerektiğinde de kapınız “rüyada uyanık olmak”tır. kapı olursa sadece yolculuk yaptığınızı anlarsınız.

yoksa gördüğünüz her şey rüya gibi gelecektir uyandığınızda.

kapıları bilerek yaratmadım. hep özlem duyduğum kişileri sırasıyla rüyamda görmek isterken kafamı yastığıma koyduğumda benim için kapı oldular. 2006 yılında kapım lise arkadaşımdı. 2011 yılında bir daha göremeyeceğimi düşündüğüm kanadalı arkadaşımdı, 2012 yılından itibaren ise dünya turuna çıkan burada “arkadaşım” olarak yazdığım kişi.

astral seyahatte onları özlediğimden onların yanına gitmek zorunda kaldım…

2012 yılından 2019 yılına kadar aynı kişinin kapı olması elimde veri toplama şansı sağladı bana. çünkü onunla o alemde buluştuğum gecelere ihtiyacım vardı, bir şekilde en hızlı hangi yoldan gittiğimi keşfetmem gerekiyordu. sonra bir resmine baktığım gecelerde bunun daha çok olduğunu gördüm notlarıma göre. ona gitmek istediğim gecelerde bu resmi kullanıyorum. o resme ait tek bir şey söyleyeyim, o resim beni her zaman indirebileceğim sahip olabileceğim bir yerde, ama ben onu asla oradan indirmiyorum. her zaman uğraşıyorum ulaşabilmek için. yatmadan önce gördüğüm son şey o oluyor, sanki karşısına pijamalarımla çıkacak gibi en sevdiğim pijamalarımı giyiyorum.

ritüelleştiriyorum. ama iyi bir yolla.

11 eylül saldırılarında kim nasıl bir şey yapmak istedi, amaçları neydi tabi iyi bir amaçtan bahsetmek hala çok zor ama yorum yapmıyorum. öyle olması daha iyi çünkü ben de bu saldırılardan sonra bulduğum her yüksek kuleyi şeytanla özleştirmeye başlamıştım. sonra bu saldırılarda kullanılan 13, 31 (ikiz ekinokslar) rakamlarının bu videoda twin eclipses anlatıldığını gördüm. 13, 31 benim de enerji kapılarım. bu yukarıda yarattığım tüm kapılara ait kişiler bu rakamlara ait günlerde doğdular. hatta ben de. ve hiçbirimizin herhangi kötü bir işle alakası yok. kapılar iyi amaçla da açılabilir kötü amaçla da. önemli olan nasıl açıldıkları. ve numaralar, ritüeller üzerinden açılıyorlar.

benim 1 ve 3 ama bu şu anlama gelmesin, illa bu tarihlerde doğmanız ya da kapı açacağınız kişinin bu tarihlerde doğması gerektiği gibi bir durum yok. 1 ve 3 çok güçlü ama ben başka rakamlar da olduğuna inanıyorum, ben bu kadarına ulaşabildim şu an. siz belki başkalarını bulursunuz.

ben başka kapı açmayacağım. son kapıma söz verdim olursa bu hayatta olmazsa öteki hayatta onu bekliyor olacağım. normalde annem ölürse bir kapı da ona açmam gerekir ama annem öldüğünde hala hayattaysam kendimi öldüreceğim. acısına dayanmam mümkün değil…

neyse kapılar inşa ettiğiniz niyete bağlı olarak iyi de olurlar kötü de. niyetinizin ne olduğuna iyi karar verince. ben bu 3 kapımı da dünyanın üzerindeki hislerle sevdim.

soru: sevgiliniz ile aranızdaki bağ ne? belkide bu sevgiye ulaşamıyorsak, sevginiz farklıysa ve bu sevgiye biz sahip olamadığımız için (aseksüel değiliz) bunu başaramıyorsak?

o benim arkadaşım. ben de onun arkadaşıyım. sıkıntı, benim arkadaş tanımımda, onun değil. kimyasal aşkı hiç yaşamadım, aşk nedir bilmiyorum. ama arkadaşlık nasıl bir şey biliyorum en yakın arkadaşımla çok iyi anlaştığımdan. başka bir şey benimkisi. arkadaşlık ile aşk arasında bir şey. ama hiçbir zaman sevgilim yazmadım. sevgilim olmasını da istemezdim. hem dünya hem dini görüşüme aykırı. diyorum da ya ben başkalarının yazılarını okuyarak etkilenmedim, siz de okumayın kendi elinizle kendi sevginizi, aşkınızı işleyin. bu arada evli olduğumu da söylemem gerek.

aramızdaki bağı ben de kendime açıklayamıyorum. şu an, benim bu konuları en az 3 yıl önce geride bırakmam gerekirdi. o zamanlar uzun bir madde bağımlılığı tedavisi geçirmiştim, inancımı bile kaybettiğim bu tedavi sonunda ilk hatırladığım şey o oldu…

bu tedaviden sonra bana geri dönmeyeceğini anladığımda tekrar unutmak için yardım almayı denedim, aylarca psikoterapi hipnoterapi seanslarına katıldım. yine başaramadım…

türkiye’den ayrıldım bir daha nerede görüşücez ki dedim, türkiye’deki hayatım bitti dedim. yarın sakinleştirildikten sonra kalktığımda ona doğum gününde amerika’dan göndermek istediğim kartı yazmaya yeniden başlayacağım.

işte böyle bir şeyin içindeyim. onunla yatıyor onunla kalkıyorum, en kötü anımda bile aklımdan hiç çıkmıyor. hala sakinleştiriciyi yedikten sonra, pazartesi günü göndermek istediğim kartı en güzel el yazımla yazabilmek için yazı kursuma kaçta gidebileceğimi kestirmeye çalışıyorum.

ve bunları, ondan tek ümidim olmadan yapıyorum. bağ bu işte.

okuyan herkese mutlu sabahlar ve bana iyi geceler.

çocuk kalpli.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.