2.55

tam korktuğum gibi oldu, becca bugün doğum günümü kutlayabileceği en sert dille kutladı. iyiki doğdun çocuk kalpli demedi, iyiki doğdunu ismimle de kullanmadı, iyiki doğdunu sevmediğim ilk ismimle söyledi. yarın bir de devamı var bu işin, kilisede kürsüsünü bana bıraktıktan sonra bir de ayin çıkışı bir kutlama daha ayarlamıştı. orada da soyadımla kutlar artık. çok kızdı ve kızmakta da haklı…

birisi yazdıklarının gerçek olduğuna inanmıyorum demiş, biliyor musun bende inanmamak istiyorum bazen. özellikle bugün becca’nın suratındaki hayal kırıklığını gördüğümde bu dünyada hiç varolmamayı bile istedim.

gerçekten iyi hissetmiyorum. son yaptığım yolculuk beni derinden sarstı. sanırım yarınki kutmadan sonra pazartesi günü psikiyatristimle konuşup 1 haftalık rapor alacağım. muhtemelen yine yarın akşam sakinleştirici olurum.

şu konuşmayı yapayım becca için, bırakıcam kendimi yağmurlar gibi…

astral seyahatte zaman yolculuğu yapmak isteyen ve başaramayan herkese, bunun özel bir durum olmadığını her yolculuğumun beni daha çok sarstığını söylemem gerek. x diyor ki “astral seyahatte zaman yolculuğu yapılmaz” çok afedersiniz ama x bunu nereden biliyor?

sonuncusu sadece sarsmadı, aklımı yerinden oynattı. özellikle bu aşağıda yazdıklarımı düşününce… (olayı bilmeyenler için 35 )

birkaç ay önce, 35 yaşına girdiğimde saçlarımı son kez orijinal haline döndürmeye karar vermiştim. şu an hiç yoktu ama birkaç yıl içinde saçlarıma beyazlar yavaş yavaş düşmeye başlayacaktı. saçlarımı son kez annemin karnından çıktığım gibi koyu kumral görmek istiyordum.

geleceğe gittiğim rüyayı 35. yaş günüme girdiğim gece gördüm. gelecekte saçlarımı orijinal rengine döndürmüştüm…

eşim dün akşam doğum günümde bana yüzük getirdi. öyle özel bir şey değil düz alyans ama içinde ismi yazıyor. geçen yıl ben evlilik alyansımızı kaybetmiştim. buna çok kızmıştı. ben de siniri geçer diye bir süre sonra kuyumcudan başka bir alyans alıp elime taktığımda, yüzüğü çıkarıp bakmak istedi, ben de kalabilir mi bir süre dedikten sonra eline alarak yeşilköy sahilinde yürüyüşe çıktık ve denize ulaşır ulaşmaz onu “bunun içinde benim ruhum, sana ettiğim yemin yok” diyip denize fırlattı. sonra korkumdan o gün bugündür bana evlilik teklifi ederken taktığı tektaşı takarak bu konuyu bir daha açmamaya çalıştım.

verirken sanki gördüğüm rüyayı hissetmişçesine “söz veriyorum kalbine en yakın yerde hep ben olacağım ” dedi…

yüzük bana geri dönünce başka neler döndü son zamanlarda diye düşünmeye başladım. 1 hafta kadar önce facebook’uma arkadaşımın resimlerini tekrar yüklemiştim, bundan önce de annemden amerika’ya gelirken, o arkadaşımla ilgili iki şey istemiştim. biri kırılmış bir seramik tabaktı, onun yaptığı, kırılan ama benim onardığım. diğeri de hayatımdan çıktığı gün durduğum saatti. bunları neden geri istedim hiç bilmiyorum. resimleri neden geri yüklediğimi de bilmiyorum.

saatin yeri hepsinden daha farklı, onu son gördüğüm gün satın almıştım bu saati. o gün 18 nisan 2015 günü istanbul’da aşırı güneşli bir hava rahatsız ediyordu gözlerimi. günlerdir karanlık odamda uyumanın da bir etkisi vardı bunda tabi. böyle olunca ona giderken şişli’de metrodan inip cevahir’den gözlük almaya karar verdim. ama gözlük alırken bu saat de çok hoşuma gitti. normalde saat takmayı bile sevmem ama görür görmez satın aldım.

IMG_4060

ağustos’un hangi günü hatırlayamıyorum ama 2015’in ağustos ayında ondan son mailimi aldığımda, o güne kadar her gün kolumda olan bu saati çıkardım ve 2.55’de durdurdum. (31 temmuz yani doğum günü, arkadaşımın benim için rakamsal karşılığı)

bu saati o günden sonra 1-2 kere ya taktım ya takmadım. taktığımda çalıştırmaya elim gitmediğinden hep 2.55’te duruyordu. sonra başka saat aldım ve onu göremeyeceğim bir yere kaldırdım. en son amerika’ya taşınırken de onu en sevdiğim oyuncaklarımı koyduğum sandığın içine yukarıdaki yazdığım tabakla birlikte saklamıştım.

henüz onu yeniden çalıştırmadım ama çalıştırmayı düşünüyordum, o yüzden annemden getirmesini istemiştim…

bir süredir bunlara bana yaptıran, kaçıp kurtulamadığım tuhaf bir his var içimde, ben de ne olduğunu bilmiyorum. şu an el yazımı bile değiştiriyorum bu arkadaşıma harika bir kart gönderebilmek için. bunları yazınca bana bile delilik geliyor bu şeyler.

bazen rüyadan uyandığınızda gerçek hayatınıza devam edemiyorsunuz işte. sürekli düşünüyorsunuz ve hastalanıyorsunuz. bunlar muhtemelen sadece birer tesadüf ama bana öyle gelmiyor yaptığım zaman yolculuğu yüzünden. hastalandım. şu an sadece yardıma ihtiyacım var.

kimse geleceği bilemez ama rüyanızda gittiğinizi düşündüğünüz geleceğin bazen 1 saniye bile gerçek olma ihtimali sizi delirtir.

eşimi gerçekten çok seviyorum. benimle oynadığı oyunları, işten eve geldiğinde odama kaplumbağa gibi sürünerek girmesini, beni uyurken taşımasını, evimizi, hayatımızı, kurduğumuz dünyayı çok seviyorum…

diğer bir yandan da arkadaşımı çok özledim. o saat 4 yıldır çalışmıyor. 4 yıldır 2.55’de duruyor. o saatin yeniden çalışmasını da çok istiyorum.

az önce doktoruma acil kodlu bir voicemail bıraktım…

bu duruma yardımcı olacaktır.

görüşürüz,

çocuk kalpli.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.