#35

bu sabah sadece dm’leri değil, whatsapp, facebook, instagram’larını da açmıyorum doğum günü mesajlarımı cevaplamak için. hatta utanmasam genel bir teşekkür mesajı yazar yollarım hepsine. tabiki 1-2 saat sonra kendime gelince böyle yapmayacağım ama ilk önce bu yazıyı yazmam gerek…

dün akşam beyzbol maçımız yağmur yüzünden iptal oldu. plan önce maçı oynayıp sonra bize gelerek doğum gününü kutlamaktı, böyle olunca eşimin annesi ile gidip pastamı yaptırdım, içecekleri aldım ve maç saatini büyük bir heyecanla beklemeye başladım. beyzbol takımımızı çok seviyorum. içinde bir tane kötü diyebileceğim, sevmem diyebileceğim insan yok. ama yağmur yağınca gelmezler diye düşündüm. mail grubumuza kızlar geliyor musunuz yazdığımda biri bile cevap vermeyince dedim gelmiyorlar. eşim bana moral olsun diye akşam yemeğini hazırlamaya karar verdi, tam da her şeyi hazırlamış masanın başına oturmuştuk akşam yemeğini yemek için…

kapı çalmadı bile. paldır küldür tüm takım (ama hepsi) içeri girdi. hangisine sarılacağımı şaşırdım, öyle mutlu oldum ki gözlerim doldu bir an. bir de öylesine kutlamaya gelmemişler, bir kamyon içecek ve yiyecek getirmişler. saatlerce oturduk, yatma saatim geçti ama eşim kutlamamıza gelip “çocuk kalplinin yatma saati” demedi tabi. 3 saat aralıksız içtiler, sonra 1 saatte de kahvelerini içip ayıldıktan sonra gittiler.

aslında böyle bir şeyi doğum günümde asla yapmamam gerekiyordu ama çok mutlu olmuştum, çok yüksektim. aklımda bir iki gün önce tamamlayamadığım ama merakından kudurduğum geçmişe yolculuğumun soruları vardı. kararımı verdim ve yolculuk yapmak için uyudum. yani öyle bir şey ki, vücudunuz bile yatmadan önce evet ben bunu yapabilirim diyor bir yerden sonra, daha uykuya dalmadan bile içinizdeki enerjinin bedeninizden çıkmaya çalıştığını hissediyorsunuz. hani araba kullananlara dik bir yokuşta el freni ile kalkmayı öğretirken, debriyajı yavaş yavaş kaldırıp motorun titremesini hisset derler ve sen de motorun sesi ile frenden ayağını çekip kalkarsın, tam olarak böyle bir his. bedeniniz sizi, yaparım, kalkarım diye uyarıyor.

geçmişe aynı ana gitmeye çalıştım. ama ilk çıktığım boyutta hemen uyumayı başaramadım, bunun nedeni ise yatakta yatan bedenimin henüz dinlenmemiş olmasıydı. çok yorgun birgün geçirmiştim ve geç saatte yatmıştım, henüz tam özgür kalamamıştım ilk çıktığım boyutta. ilk boyutta birkaç gün geçirdim bu yüzden. sonra emin olunca orada tekrar yattım.

ama gitmek istediğim zamanda kalkamadım…

geçmişe değil, geleceğe gitmiştim bu sefer. yine zamanı seçememiştim ve alakasız bir yerde bulmuştum kendimi. ve onunlayım. onunla olan kendimi dışarıdan izlerken gördüm. astral boyutta bile olsa şoka girdim, yanlarına yaklaşamadım bile ne konuştuğumuzu anlamak için. gelecek olduğunu biliyordum, çünkü saçlarım röfle değil. ben koyu kumral saçlarımı en son 2013 yılının başında kullandım, 2013 yılında onu hiç görmedim, o dünya turundaydı. zaten 6 yıl önceki halim de değildi, kendi yüzünü tanır insan. korkumdan oradan ayrıldım ve eşimin yanına gitmeye karar verdim. evimize ulaştığımda eşimin başka biri ile oturduğunu gördüm, başkasının elini tutuyordu. koşarak odama çıktım ama tuhaf bir şekilde üst kattaki odamda hala benim eşyalarım vardı. hatta o gün orada yatmışım gibi yatağım bile açıktı. beni aldatıyor mu diye düşünürken masamda boşanma sertifamızı gördüm.

dayanamayıp uyandım…

bir süredir yenilgiyi sonuna kadar kabullenmiştim, beni asla affetmeyeceğini düşünüyordum, artık bu iş öteki dünyaya kaldı diye ona ölene kadar her yıl bir kart göndermeye hatta bunun için el yazısı kursuna gitmeye karar vermiştim. 3-4 ay önce rüyamda papazım “zamanı gelince sen sevgiye gideceksin, sevgi de sana gelecek” dediğinde ve bu “zaman” yine onunla aynı işi yapan bir kaç kişi ile bana mesaj olarak geldiğinde bile ben buna inanamadım.

nasıl inanabilirim ki, ona hiç mesaj göndermediğim siteden bile beni bloke etmiş…

şimdi buna inanırsam, aslında gizliden inanmak da istiyorum ama eşimle boşanıyoruz ya. bu işin sonuna yine üzülecek bir şeyim oluyor. şu an ilk gördüğüme sevinmek yerine daha sonra gördüğüme üzülüyorum.

tanrım…

bir ömür boyunca beraber olacağımıza yemin etmiştik. ikimiz de tutamamışız yeminimizi. kendimden çok eşimin tutamamasına şaşırıyorum.

gerçek olmasın diyeceğim bu gördüklerim ama bir yandan da gerçek olmasını da istiyorum.

doğum günümde darmadağınım. bu akşam ne olursa olsun antipsikotik alarak yatacağım. becca’yı çok seviyorum ama şu an hiç iyi değilim. eğer kendimi düzeltemezsem pazar günü benden beklediği konuşmayı asla yapamam. şimdi alırdım da, eşimin ailesi ile doğum günümü kutlamam gerekiyor. yarın bir şekilde uykumdan geberiyor da olsam ofisteki arkadaşlarımla kutlamaya giderim artık. haftasonu için içimdeki kötü his de çıkmış oldu, benim için yaptıkları sanki umrumda değilmiş gibi bana kullanmam için kızdığı antipsikotiği kullanıp uyuyarak yine becca’nın kalbini kıracağım. büyük hayal kırıklığına uğrayacak.

ama başka türlü toparlayamam, üzgünüm. aklımı kaçırmak üzereyim şu an. kimse geleceği bilemez, ben de bilemem diye avutmaya çalışıyorum kendimi ama başarabilecek miyim bilmiyorum.

bugün söz verdiğim yazıyı yazamam. çok üzgünüm. hatta muhtemelen birkaç gün daha yazamam.

sevgiler,

çocuk kalpli.

One Comment Add yours

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.