vow.

bazen bilmeden de olsa evrene yardım çağrıları gönderiyorum. aslında bunu yapmak istemiyorum ama bir şekilde beni sevenler bunu algılıyor. hocamın a’ları beğenmemesinin ardından benim de yeniden yazdığım her satırı beğenmemeye başlamamla derin anksiyete nefesleri alırken eşim durumu farketmiş, hadi gel senin sincabı arayalım sokağımızın arka bahçelerinde diye kandırıp dışarı çıkarmıştı beni. gene de iyi olamamıştım. dışarıya çıktığımda çevremdeki her şeyin resmini çekip o an instagram’a atıyordum. bu sevdiklerim için “iyi değilim bana yardım edin” çağrısıdır. her zaman paylaşıp sildiğim resimlerden sonra şöyle mesajlar alırım.

IMG_3672

hiç sekmez. yapma ne olur, incitme kendini yalvarırım mesajıdır bu. bilirler delirdiğimi o an. o an benim için yapılabilecek tek şey, teselli verip dua etmektir. gerçekten her şey olabilir o anlarda bana.

eşim daha önce bahsettiğim gibi mevcut durumu eleştirmez, iyi veya kötü demez. yorum yapmaz. daha iyisini ortaya koyar ve sizi kandırır. bunu çok iyi başarır çoğu zaman. bu akşam kesinlikle onlardan biriydi.

ne güzel yeniden yazmaya çalışman dedi, ben en son evlendiğimizde evlilik yeminimi yazarken kullandım el yazımı, o an öyle güzeldi ki sonra hiçbir şey yazmak istemedim elimle dedi. dağıldım bir an, bana st antuan kilisesinde okuduğu yeminini hatırladım.

“seni olduğun gibi ve henüz olmadığın kişi olmanı umarak eşim olmanı kabul ediyorum” demişti.

bir erkekten daha güzel bir söz duyabilir misiniz? bu bana aşık olmadığını biliyorum ama öyle olmanı ümit ediyorum, umarım böyle olur demekti. sonra kendi evlilik yeminimi hatırladım. ben de çok net olmuştum ona,

“daha önce olanların anlamı olmadığını için değil yarın olacakların daha anlamlı olacağından şu an elini tutuyorum” demiştim.

yani ben ben dünü yanımda getiriyorum, umarım seninle de çok güzel olur ama dün de hala güzel demiştim. o gün papazım için en mutlu günlerden biri olsa da, beni evlendirdiğini görmek ona büyük bir mutluluk verse de, duyduğu bu yeminden sonra yaşadığı hayal kırıklığını gözlerinde görebiliyordum. biz katolikler için çok önemli bir şey bu evlilik, çok kutsal, çok ruhani. diğer hiçbir dinde veya mezhepte bu kadar önemli değil ama katoliklerde önemli. benim evleneceğimi duyar duymaz annemden daha büyük tepki vermişti istanbul’daki kilisem, kıyameti koparmıştı bir protestanla evlenemezsin, evleneceksen de gelip burada yemin edeceksiniz, bizim önümüzde, çocuklarınız da katolik olacak demişlerdi. eşimle ailemin şehrinde kız isteme, nişan, kına, resmi nikah, düğün, imam nikahı, nüfus cüzdanı değişikliği gibi aşamalardan geçtikten sonra bir de o yorgunlukla kıyafetlerimizi saçımızı bile bozmadan istanbul’daki kilisemize koştuk bize kızmasınlar diye. aslında bir katolik olarak her zaman üst katta (siz istanbulluların ziyaret ettiği alandan bahsediyorum) evlenmeyi hayal etmiştim ama iş ciddiye binince bunu yapamayacağımı anladım. çünkü tek kare bir fotoğraf bile annemin muhafazakar ailesi tarafından görülürse çok üzeceklerdi onu. zaten düğünde bile bir sürü fotoğrafçı ve kameraman gelmişti eşimin amerikalı olduğunu duyunca. bu yüzden sizin hiç görmediğiniz alt salonda evlendik. (st antuan’ın altında bir kilise daha vardır)

eğer uyku ilacı bağımlılığımın bana tek yararı olduysa bu eşimdir. mayıs 2015’te aseksüellerin ortak platformu olan aven’de tanışmıştık. hangi kafalardaysam artık tek bir resmini bile görmeden ona evlenme teklif etmiştim. o da o an yardıma ihtiyacım olduğunu anlamıştı, evlilik teklifimi kabul etmek yerine benimle her gece konuşmaya başladı. tabi ne kadar konuşabiliyorsam. 3 haftalık bir zamanda 300 tane 1 mg xanax içtiğimi biliyorum o günlerde. her hafta 100. günde en az 13-14 tane. (0,5 mg ile tüm gün uyuyan var düşünün artık geldiğim eşiği)

ağustos 2015’te bağımlılık tedavime başladığımda en çok o mutlu olmuştu. her akşam seninle olacağım, her akşam seninle playstation oynayacağım korkma tedaviden demişti. eşim normalde her erkek gibi kafa koparıp kan fışkırtan, şiddet dolu oyunlardan hoşlanıyordu ama o dönemde benimle trine 2, littlebigplanet 3 gibi oyunları oynamıştı.

tedaviden önce ne kadar konuşabiliyordum bilmiyorum ama tedavi başladıktan sonra hiç konuşmamaya başladığıma adım kadar eminim. ama o nasıl cesaret etti, nereden cesaret aldı bilmiyorum kasım 2015’te kardeşim aracılıyla aileme benimle birlikte noel geçirmek istediğini ve niyetinin ciddi olduğunu yazdı.

annem duyar duymaz hayır dedi tabiki. daha 2-3 ay önce beni odama kitliyorken birden amerika’ya göndermezdi. zaten bir yerlerde kendimi öldürürüm düşüncesi yüzünden uyku uyuyamıyordu, bir de amerika’ya gönderemezdi. eşim ne kadar, ben iner inmez onu havalimanından alacağım diye ikna etse de annem bu sefer onun eline para veremem gene gider o ilaçları alır diye yeniden olmaz dedi. annem elime kağıt 5 tl bile geçmesine izin vermiyordu, çünkü sigortalı olarak xanax yazdırdığınızda sadece 5 tl ödeyerek bu ilaca sahip olabiliyordunuz o yılda. aslında iyileşiyordum ama bana güveni sıfırdı artık. ama eşim yine bir yolunu buldu, amerika’da harcayacağım parayı ona göndermelerini istedi.

2015 noelinde cebimde tek kuruş olmadan amerika’ya gittim. sınırda sorsalar amerika’daki geçireceğin günleri karşılayabileceğin bir tutar gösterebilir misin diye (ki soruyorlar bazen) tek diyebileceğim şey “1 dolarım bile yok” olurdu.

amerika’ya vardığımda günün uyumadığım zamanlarında eşimle vakit geçirmeye çalıştım. 2-3 saat. fazlası değil. ailesi ile noel’i karşıladık ama o ara hiçbir duygu hissedemediğimden mutluysam bile mutlu olduğumu bile hatırlamıyorum. tedavi sırasında yüksek dozlu xeplion iğneleri vuruluyordum, sonucusunu grand rapids’de olmuştum. o gün bunu kutlamak için seni çok güzel bir sahile götürmek istiyorum dedi. aslında istemiyordum ama onu kıramadım. o iğneden sonra kalçam çok acıyordu. bir an önce sıcak havluyu kalçama sabitleyerek uyumak istiyordum.

grand haven sahilinde kumların üzerinde yan yana oturduk. bir süre michigan gölüne bakıp sessizliğin tadını çıkardık. sonra birden elini cebine attı ama bir şey çıkaramadı, eli kaldı orada. bu sırada diğer elinin titrediğini gördüm. sonra beynimde yıllarca filmlerde gördüğüm bu sahne canlandı. içimden hayır yapma bunu, lütfen lütfen dediysem de cebinden yüzüğü çıkarıp karşımda eğildi ve onunla evlenip evlenemeyeceğimi sordu.

evet demedim, hayır da demedim. öyle kalakaldım. sonra türkiye’ye döndüm ama özür dileyip yüzüğü ona kargolayacağımı söyledim. ne onunla ne başkasıyla evlenmek istiyordum. dünyadaki kimseyi istemiyordum o an hatta. son iğnemi olduktan sonra kendime gelmem 1-2 ayımı buldu. bir şeyleri düşünebilme, bir şeyleri hissedebilme yetim 1-2 ay sonra gelmeye başlayınca bu evlilik olayını tekrar konuştuk ve deneyerek yaşamaya karar verdik. tamam amerika’ya geleyim, orada evlenelim, bir bakalım yapabilecek miyiz olacak mı olmayacak mı, yani bir deneyelim dedim.

2016’ın haziran ayı olduğunda amerika’ya gelin gidiyorken buldum kendimi böylelikle. aklı başında, kendi parasını kendi parası gibi kullanabilen, temizlenmiş, arınmış biri olarak. yeniden bembeyazdım, yeniden günahsızdım. ama böyle olmam annemi çok sarsmış olacak ki ağlaya ağlaya bindirdi beni o uçağa. o ağladıkça ben daha çok ağladım. bu yüzden michigan’a vardığımda ise sadece 4-5 gün geçirip annemin yanına türkiye’ye geri döndüm. ona annemsiz yaşayamayacağımı söyledim.

eşimin yerinde ben olsam beni terkeden kendime “ben bunu haketmedim” derdim ama o  “uçakta tişörtle uyuyakalma üzerine mutlaka polarını al” demişti. onu detroit havalimanında bıraktığımda bir daha görüşemeyeceğimize ve hayatım boyunca onun kadar iyi bir adama rastlayamacağıma o kadar emindim ki, bu sefer de bu yüzden uçakta geri dönerken ağladım.

birkaç gün sonra ise “gelinlik bakmaya başlasan iyi edersin, her şeyimi bıraktım, seninle yaşamaya türkiye’ye geliyorum, annenle mi yaşamak istiyorsun, annenle yaşarız o zaman” diyen hiç beklemediğim bir mesaj buldum telefonumda.

sonra bana “seni olduğun gibi ve henüz olmadığın kişi olarak” diye yemin etti işte.

ve ben o kişi hala değilim. keşke olsam ama değilim.

yarın hocamla bu okb konusunda konuşmam gerek, eşimin bu dokunuşu olmasa ölüyordum az kalsın bugün. kendimi ona gerçek anlamda ifade etmem gerektiğini düşünüyorum.

okuyan herkese mutlu günler bana da iyi uykular.

çocuk kalpli.

ps: yazımda görünen resmi gene ben iphone ile çektim. gökyüzünü ve gün batımlarını çok seviyorum. isteyen kullanabilir.

IMG_0297.JPG

 

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.