astral seyahat – geçmişe zaman yolculuğu – kitap teorisi. (2)

bu yazının daha önce sizden gelen sorular üzerine şekilleneceği, benim de yeni keşfettiğim ve henüz uzmanlaşmadığım bir alan olduğunu yazmıştım. ben zaten bu konularda her zaman, düşüncelerimin değişebileceğini ve benim böyle yorumladığımı yazıyorum. yine soruları birbirine ekleme yoluyla yazıcam, yani direk soru paylaşmıyorum. üzerine alınmasın kimse.

soru: neden geçmişe zaman yolculuğu ihtiyacımız olsun?

katolik öğretilerden en acımasızı “kaybetmek için doğmuşuz” dur. ben de bu deneyimi çok olmasa da iki kere çok vurucu anlamda yaşadım. hatta bu sene babaannem öldü 3 oldu. tabiki geçmiş eğer birilerini kaybetmemişseniz sizin için anlam ifade etmeyecektir. ben de sizin adınıza böyle olmasına sevindim. ama benim böyle değil, ölmese bile yokluğunu ölüm gibi yaşatan biri var hayatımda. biraz da olsa teselli çabası sanırım. ama çok tehlikeli yaptığım şey. çünkü geçmişimde uyku ilacı bağımlılığı sorunum oldu. zaten o arkadaşımı bu bağımlılık sorunu yüzünden kaybettim. kendimi bu alana bir daha kaptırırsam bu sefer muhtemelen öleceğim. şu an bir ihtiyaçtan çok ara sıra yaparsam iyi hissettirecek bir şey gibi duruyor.

soru: nasıl hissettiren bir duygu? geçmişe gittiğinizde sizin için ne değişti?

yolculuğa başladığımda bu konu ile ilgili yazdığım ilk yazılardan birinde iyi kalpli birinden aldığım bir mesajda, keşke bunu hiç yapmasaydın, senin gibi kırılgan psikolojiye sahip insanlar için çok tehlikeli bir yolculuktur geriye gitmek denmişti. buna anlam verememiştim. geride kalan bir şeyin beni üzmeyeceğini düşünmüştüm. ama öyle olmadı, gerçekten her yolculuğumda biraz daha sarsıldım. belki sizin için böyle olmaz ama benim yaşadığım hayat bana ağır geliyor, bu yüzden ciddi psikolojik sorunlarım var. şu an bu yazıyı yazarken radyoda bu şarkı çalmaya başladı ve ben tam anlamıyla dağıldım mesela.

yani şu an niye üzüldüm hiçbir fikrim bile yok ve şu an bu şarkı çalarken tam olarak 5 yaşında hissediyorum. herkesten her şeyden kaçıp yorganın altında saklanasım var. bazen ne yapacağımı gerçekten bilmiyorum. bunlar 35 yaşında yaşaması kolay olmayan duygular.

ama sizin yolculuğunuz böyle hissettirmeyebilir. daha olumlu bakmalısınız bence. hatta ben de böyle yapmaya çalışmalıyım. hem astral alemdeki yolculuklarda hem gerçek hayatımda. 40 yaş bizim gibi insanlar için gerçek bir sınır, %50’miz bu eşikte düşüyor. şu anki gidişatım benim de düşeceğim yönünde.

umarım böyle olmaz…

soru: astral seyahat yapmak için konsantrasyonunuzu nasıl sağlıyorsunuz? o boyutta uyandığınızda geçmişe gitmeye nasıl karar veriyorsunuz?

aslında astral seyahatle ilgili bir yazı dizisi yazmıştım ama bu soru sorulmamış ve ben de sanırım bahsetmeyi unutmuşum.

bunu yaptığım ilk yıllarda ölen erkek arkadaşımı rüyamda görmek amacıyla çabalarken astral seyahat yapmak için tek konsantrasyonum buydu. bir süre sonra astral seyahati başarıp alışkanlık haline getirip benim için sıradanlaşınca, ondan sonra sadece isteyip istemediğime karar verdim. çünkü bunu yapmaya çalıştığım huzursuz çıkışlarda arada kalmak adlı deneyimi (ne bedene geri dönebilme ne de astral aleme girebilme) durumunu yaşıyordum. benim kendi deneyimlerime göre, çok mutlu olmak ya da kahrolmak arınmaya yardım ettiğinden dolayı seyahat için en uygun zamanlar. sadece böyle gecelerde isteyip istemediğime karar veriyorum. tabi bu süreç benim için yıllar sonra oluştu. sürekli denemeyin, bu arınma anlarını bekleyin bence.

geçmişe nasıl gittiğime gelince. bunu yapabilmeniz için astral seyahatte belirli bir noktaya gelmeniz gerektiğini yazmıştım. ben o alemde kendimi bir daha uyutarak bunu yapıyorum. (bulutların üzerinde yatıp kendime beyaz gürültü dinletiyorum, arka planda bunu çaldırıyorum) sonra uykuya daldığımda üçüncü boyutuma geçiyorum. 3. geçtiğim boyutta uyandığımda kendimi geçmişte herhangi bir zamanda buluyorum. yani özetle;

  1. şu andaki yatakta uyuyan bedeninizin çok iyi uyuması lazım.
  2. astral boyuttaki bedeninizin çok iyi uyuması lazım.
  3. geçmişe gitmenin ancak 1. ve 2. maddeler gerçekleştiğinde 3. boyutunuza geçtiğinizde olabileceğini bilmeniz lazım.

yani ben uykuya yatayım, direk geçmişe gideyim gibi bir şey söz konusu bile değil. bu kadar basit olabilseydi, herkes yapardı. üzgünüm ama doğru olan bu. hevesiniz kırılmasın yinede, hayatın kendisi bir mucize. dediğiniz gibi olursa da şaşırmam.

şu ana kadar şu güne gitmek istiyorum, kesin oraya gitmeliyim dediğim bir gün olmadı. ama zamanı yakaladım. ya da yakalayamadım, tamamen tesadüfen gelişti. bunu bende deneyimleyerek zamanla anlayacağım.

soru: gittiğiniz zaman dilimlerini kıyasladığında ortak bir paydanız var mı? yani şu olaylara daha çok gidebiliyorum diyor musunuz?

evet. sevgi dolu anlara daha çok gidiyorum. kendimin, annemin, en sevdiğim dediğim kişinin, çok sevdiğim dediğim müdürümün yanına gittim şu ana kadar. sevmediğim birinin yanına hiç gitmedim. bir de teorime “kitap teorisi” ismini vermiştim. bu zamanlara gittiğimizde bir şeylerden ders çıkarmamız için yazılmış, sayfalarını çevirerek okumamız gereken bir kitap benim için bu yolculuklar.

mesela ben intihar etmek üzereyken müdürümle konuşmamı gördüm, o gün yaptığım bir sahtekarlık yüzünden intihar edecektim. bu yolculuk sanki geri kalan hayatında bunu bir daha yapma bu yaptığın çok yanlıştı der gibiydi.

umarım zamanla diğer aldığım mesajları da çözebileceğim…

soru: bir süredir epilepsi ile mücadele ediyorsunuz, bunları bu yaşadığınız hastalık sonrası kafanızda yaratıyor olabilir misiniz? ya da anılarınızı bu şekilde hatırlıyor olabilir misiniz?

gittiğim şey bir anıdan fazlası. tüm duyularım çalışıyor. o anın kokusu bile içime işliyor. görmekten daha çok hissediyorum. kendimi de dışarıdan seyrediyorum. ayrıca sadece kendi anılarıma değil, başkalarının geçmişine de gidebiliyorum. sevdiğim arkadaşımı 15 yaşındayken buldum ve sarıldım. biz 22 yaşındayken tanışmıştık. yani bir anıdan fazlasını konuşuyoruz.

ama epilepsinin şöyle bir faydası oldu, yıllarca astral seyahatte geçmişe gitmek isteyip başaramamıştım. krizlerden sonra o kapıyı da açmak mümkün oldu. kafamda yaratmıyorum özetle.

soru: epilepsi krizinden sonra algılarınız değişti mi? ruhani olarak nasıl hissediyorsunuz?

değişmiş gibi görünüyor. eskiden de bir şeylerin olacağı veya olmayacağı içime doğuyordu ama her zaman olmuyordu. şimdi her şeyi hissediyorum. ama kimseyi uyarmayacağım, oturup da medyumluk yapmayacağım. bu üzerime vazife değil aynı zamanda dini görüşüme de aykırı. sadece bunu iyi bir yolla yaparsam belki şansımı deneyebilirim.

hayvanlarla aram her zaman iyiydi ama artık daha farklı. evimin bahçesinde tavşan, sincap ve kuşlarım var. ben hasta olduğumda içeri girmeye çalışıyorlar. bir kere anksiyete krizi geçirmiştim, sakinleştici alıp yatmıştım bir kere de birkaç gün önce ateşlenince aynı şey oldu. iki kere tekrar etti. yine içeri girmeye ve bana bakmaya çalıştılar. eşim ilk söylediğinde ben de inanamamıştım ama sanırım hayvanlarla konuşuyorum.

gün içinde kulağımda çınlama sesi oluyor. bu ses sonrası telefonum çalıyor veya benim aklıma biri düşüyor, onu aradığımda ben de tam seni düşünüyordum diyor.

ama tüm bunlar ruhani olarak tamamen iyi hissetmeyi sağlamıyorlar. hala hayatla onun şartlarında dövüşmeniz ve bir şeyleri onun şartları altında başarmanız gerekiyor. ben mesela en çok aptallığım yüzünden kaybettiğim, bu sürekli bahsettiğim arkadaşımın yanına gidiyorum. bu kişi ölmedi bu arada, umarım da ölmez, böyle kaybettim felan yazınca sinirim bozuluyor ama net bir şekilde kaybettim.

ne kadar geçmişe de gitsem, onunla orada ne kadar zaman geçirirsem geçireyim, beni o boyutta istediği kadar sevsin, istediğimiz kadar mutlu ve huzurlu olalım, uyandığımda hala bu hayatın şartlarına tabiyim. bundan sorumluyum ve bunu düzeltmeliyim. başaramıyorsam da bunu başaramadığımı kabul etmeliyim.

bu kişi üzerinden duygusal bir örnek vererek anlatayım. bir sürü şey hissediyorum ama bazen bu yukarıda bahsettiğim kişi sanki yanımdaymış gibi oluyor. sanki sokağımdaki köşeyi dönsem oradan çıkacak gibi. genelde benden nefret ettiğini bana çok kızgın olduğunu düşünsem de en üzgün anlarımda sevgisini hissediyorum. çok acı çektiğimden yüz milyon kere vazgeçip geride bırakmak istedim, her vazgeçişimde ruhani bir mesaj alıp gittiğim yoldan döndürülüyorum. sanki bir şey gidemezsin dermiş gibi.

ama ne zaman karşısına bu histen güven alıp çıkmaya karar verdiysem ne oluyor biliyor musunuz?

bloke ediliyorum. muhtemelen tamamen delirdiğimi de düşünüyordur kesin.

yani demem o ki, hayatla onun şartlarında dövüşmeli ve kaybettiğinizde kabullenmelisiniz. ama şunu da unutmayın hayat da sizinle aynı şartlarda dövüşmeli ve astral alemde bunu yapamıyor!!

ona karşı siz de orada üstünsünüz…

3. yazıda görüşmek üzere.

sevgiler,

çocuk kalpli.

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.