june 5.

on

“13 haziran 1984 günü öğle saatlerinde başlayan ama 14 saatte tamamlamayan doğumum sonunda kalp atışlarım durmuştu ve annemin karnından alınmaya karar verilmiştim. bir şekilde istenildiği gibi gitmemişti. annemi öldürmeyeyim diye ameliyata almışlardı ikimizi. ama o sırada beklenmedik bir şey oldu, annem sancım var dedi. mümkün olamaz çocuk öldü, dediler. hayır, bu çocuk yaşayacak diyip tüm gücüyle itti beni. 14 haziran 1984 gece yarısı saat 1.30’da hayata gözlerimi açtım.

o günden sonra da hayata refleksim hep doğum anındaki gibi oldu…”

aynen kanka aynen. hep böyle refleks veriyorsun ve hasta olduğunda günlerce ateşler içinde hiç yatmıyorsun. şu satırları yazdıktan 4 gün sonra yemem ne kadar kötü oldu ya. yapacak milyon tane şeyim varken yataktan çıkamıyorum. bugün kavga dövüş gittik hastaneye, hem iğnemi olacaktım hem eeg çekilecektim. burnundan getirdim eşimin. o da sabah böyle bir havalar böyle bir ben ne dersem o olacak tavırları felan. gördü gününü.

gerçekten çok kötü uyandım 7.30’da. boğazımdaki ağrı bir türlü gitmiyor. halim de yoktu, sen işe git ben kendim gider iğnemi olurum uyanınca dedi. yataktan hemen çıkmazsan sırtlar pijamalarınla götürürüm rezil olursun dedi.

bak bak laflara bak…

öyle götürülmeyi göze alamadığımdan kalkıp zorla da olsa giyindim. ama hala sorucam bugünün hesabını, yeterince sakinleşemedim. akşam işten geldiğinde kapımı kapalı bulacak. bu kapı olayı bizim için önemli, bazen ikimizin de günlerce yalnız kalmaya ihtiyacı oluyor, bazen de birbirimize kızgın olduğumuzda kapımızı kapatıyoruz. kapının kapalı olması “ne olursa olsun içeri girme” demek. herkesin evliliğinin kuralları vardır. bizimkisi bu.

neyse aylık eeg aradan çıktı. biraz daha uyuyup kalkınca sokağımda sincaplarımdan birini arayacağım. en şişman olanı 2 gündür ortalarda yok. kafama takıldı. komşulara sormam lazım, sıkıntı ettim baya kendime. diğer iki kardeşi geliyor ama o ortada yok. biri ezmemiştir umarım. öldüyse şu halimle komaya girerim artık. çok tuhaf hayvanlar sincaplar. çok hızlılar, gerektiğinde uçabiliyorlar ve istedikleri kadar zıplayabiliyorlar ama araba veya teknolojik bir alet gördüklerinde oldukları yerde kalıyorlar ve ne yapacaklarını bilmiyorlar.

emmet da tüm mutfağı kemiriyor. bu sabah onunla zihnimin içinden konuştum, yapma bunu dedim. gitmiş kafesine girmiş. normalde sabahları hiç girmez kafesine. ciddi ciddi konuşuyorum ben bu hayvanlarla sanırım ya.

facebook’taki muhabbet kuşu grubunu kapatmışlar. event’lar ile beraber facebook’a tek girme sebebimdi. ona da ayrı deli oldum, neymiş efendim hayvanları bu şekilde kafeste beslemek yasakmış. birincisi kafeste yaşadıklarını size kim söyledi? şu ana kadar tüm kuşlarım kafalarına göre evde biz nasıl yaşıyorsak öyle yaşadılar, kafeslerinin kapısı hiç kapalı kalmadı. ayrıca her yer afrika mı, bu kuşlar narin, soğuğa dayanamazlar.

bir muhabbet kuşu michigan’da nasıl hayatta kalabilir ki…

ben kalamıyorum ya, şu halime bak.

okuyan herkese mutlu günler,

çocuk kalpli.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.