june 1.

lazarus’un gittikten sonra bile sesinin kulağımda çınladığı gecelere bayılıyorum…

bu sabah geçen hafta hayal kırıklığına uğrattığım arkadaşımı mutlu etmek için elimden gelenin fazlasını yapmam gerekiyordu. normalinde akşamları bize bazen uğrarlardı, bazen de daha kalabalık da olurduk ama yiyecekleri hep dışarıdan alırdık. bugün ilk defa türk usulü bir şeyler yapmaya karar verdim. ama bunun için evinde türk usülü olması gerekiyordu. temizlenmiş yani.

zamanla yarıştım, 30 dakika çimi kestim, 30 dakika toz aldım, 30 dakika yerleri sildim ama hep zamanla yarıştım. mutfağı komple temizlemek zorunda kaldım, çünkü yontma taş devrinden bir adamla evliyim. bu sabah ayakkabısını sildiği bezi mutfakta yıkadığını görünce aklımı kaybettim bir an, kim bilir bilmediğim başka neler var. neyse temizlik konusunda iyiyim. okb rahatsızlığımın hayatımdaki işe yaradığı nadir alanlardan.

konu yemeğe geldi. geçen hafta annemden karnıyarık yapmayı öğrenmiştim, internetteki tarifine bakınca da aşırı kolay geldi. ne var ki bunda, 20 dakika da bu da hazır dedim. tarifi uygulamaya başladım, karnıyarığın içini hazırladım. sıra patlıcanları kızartmaya gelmişti ve o an anladım ki olay asıl burdaydı. kızardığını anlamanız, anladıktan sonra da içini yararak şekil vermeniz gerekiyordu. 15-20 dakika sonra tezgahın üzerindeki şeye bakarak ağzımdan tek çıkan şey şu oldu.

aman yarabbi…

patlıcanların karnı sadece yarık değil, her yeri delik deşikti artık. bu noktadan sonra nasıl olsa karnıyarığın ne olduğunu bilmiyorlar diye hazırladığım içi karnıyarıklarla karmakarışık bir şey yaptım ve fırında pişirmek üzere bıraktım. iç güzelliği daha önemli yani dış görünüş bir yere kadar sonuçta.

tam hayal ettiğimiz gibi bir gün oldu. bahçede çocuklar cıvıl cıvıl oynarken biz de sohbetin ve şamatanın dibine vurduk. yemek saati geldiğinde ben hafiften heyecanlanmaya başladım, sonra dayanamayıp eşimi çaktırmadan markete gönderdim, yaptıklarım belki olmaz sen yine mangalda yapabileceğimiz bir şey al diye. sonra onları da pişirdik.

ama yemek vakti sadece yaptığım yendi. çok da beğenildi. sadece bunun ismi ne diye sorduklarında ingilizcesini bilmediğim için google’a bakmak istedik ve o sırada olması gerektiği şekli gördüler. sonrası kahkaha tabi…

becca geçen hafta beni ağır uyku halinde gördükten sonra bugüne inanamadı tabi. hatta lazarus’un bezini odamdaki masada değiştirdiği için üst kata da çıkmıştı. her yer temiz ve düzenliydi, bunu 1 günde yaptığımı biliyordu. dün hasta olduğum için beni ziyarete gelmişti.

birlikte mutfağı toplarken, bunu ilk anlattığında anlayamamıştım ama gerçekten eşinin anlattığı gibi hiç beklenmediği anlarda inanılmaz şeyler başaran birisisin sen dedi.

hayatta ilk öğrendiğim şey bu oldu benim, dedim.

13 haziran 1984 günü öğle saatlerinde başlayan ama 14 saatte tamamlamayan doğumum sonunda kalp atışlarım durmuştu ve annemin karnından alınmaya karar verilmiştim. bir şekilde istenildiği gibi gitmemişti. annemi öldürmeyeyim diye ameliyata almışlardı ikimizi. ama o sırada beklenmedik bir şey oldu, annem sancım var dedi. mümkün olamaz çocuk öldü, dediler. hayır, bu çocuk yaşayacak diyip tüm gücüyle itti beni. 14 haziran 1984 gece yarısı saat 1.30’da hayata gözlerimi açtım.

o günden sonra da hayata refleksim hep doğum anındaki gibi oldu…

eşim dün akşam kendi boyutunda bir ayı almış getirmiş bana. ayıyı kaldıramıyorum, o kadar ağır ve büyük. sabaha kadar yanımda ateşim yüksek mi diye uyumayıp uzanan bir adam ertesi gün getiriyor bunu. yanında bu gece de o yatsın ben perişan oldum dün gece diye. şanslı biriyim kesinlikle. tamam şu yukarıdaki oksijensiz kalma durumu yüzünden tuhaf, dokunma duyusu olmayan biri oldum ama hayatımdaki tüm insanlar yıldızlar geçidi gibi oldu hep.

eşim de o yıldızlardan biri kesinlikle…

ama en çok becca’nın çocukları sevindi buna, ikisi de kıpkırmızı oluncaya kadar ayının üzerinde tepinip durdular tüm gün. biliyorum bir yerlerde yaz ama burada mutlu bir bahar günüydü. yaz gelecek aya kadar gelmeyecek sanırım. gelmese de önemi yok. şikayetçi değilim her gece gökgürültüsü ile uyumaktan.

uyumak dedim de, herkese iyi uykular. en çok da bana. bütün gün laz’i kaldırıp indirmekten yorgun düştüm.

okuyan herkese mutlu geceler.

bonus: lazarus and jubilee.

IMG_3116.jpg

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.