back to 10.14.2014

darmadağın oldum…

birkaç gün önce lazarus ile uyurken annemi hatırlamıştım, bu yüzden annem gelir gelmez ilk işim onunla uyumak oldu. huzurlu ve güvende hissetmeye ihtiyacım vardı. geçen hafta gerçekten çok zorladım. ama huzurlu hissetmiş olacağım ki, aylardır gitmeye çalıştığım 2014 yılında buldum kendimi. zamanda ilk defa istediğim bir yere gittim. yani tam olarak o güne gideceğim diye şartlamamıştım kendimi ama hiçbir bölümünü hatırlamadığım için 2014’ün onunla geçirdiğim herhangi bir gününe gitmek en büyük amacımdı.

sadece gittiğim an pek mutlu bir günün parçası değildi…

bir odadaydık. sanırım onu evi. beraber uyuyorduk. ben huzursuz bir kabus görüyormuş gibi yanında uyuyordum ama sanki bu rüyayı o görüyormuş ve ben onu teselli edip koruyormuşum gibi arkadan ona sarılmıştım. bunu görünce afalladım bir an, kendime temas ettirmediğim gibi başkasına da temas etmem, yani hayatımda böyle bir şeyi hiç hatırlamıyorum. insanlara mı sarılmak istiyorum ben uykumda ya? gerçi annem dahil sadece eşimle ve onunla uyudum. öyle çok kişi ile deneme şansım olmadı. ama geceleri ayıma sarılıyorum. herhalde onu da o an oyuncak gibi görmüştüm. çok sevimli biriydi zaten. bunları düşünürken sonra birden onun uyumadığını farkettim, beni gördü ama o kadar mutsuz görünüyordu ki o anın mutsuzluğunu iliklerime kadar hissedince, onu ve yanında uyuyan kendimi arkamda bırakıp evden ayrıldım, hızlıca apartman merdivenlerden aşağı indim.

kesinlikle orada olmak, birkez daha o anın bir parçası olmak istemiyordum…

öyle tuhaf ki, yatakta onun yanına yatan da sizsiniz, bu olanlara dışarıdan bakan ve bir kitap okurmuş gibi yorumlayan da. olanlara hem dahilsiniz hem değilsiniz. bu hissi aynı zamanda yaşamak çok tuhaf bir duygu. dünya üzerinde bir his diyorum ya, işte kesinlikle bu onlardan biri.

apartmandan ayrıldığımda bu olayın geçtiği yerin gaziantep olduğunu anladım ve kendime “kesinlikle burada olmak istemiyorum” diyip uyanmak için mesajlar göndermeye başladım. (çocuk kalpliler her zaman geri döner, uyan çocuk kalpli!) birkaç denememden sonra başaramayınca paniğe kapılmamak için biraz yürüyüp yolda ilk bulduğum köşeye oturdum ve günün doğmasını beklemeye başladım. ne olacağını bilmiyordum, az önce moralim bozulduğundan kimseyle de konuşmak istemiyordum. normalde halkın içine karışır, muhabbet ederim. geçmişte kalan insanlarla konuşmak iyi hissettiren bir şey. ama bu sefer istemiyordum. odada gördüğüm şeye çok üzülmüştüm. çok mutsuz görünüyorduk. o uyanık ve mutsuz görünüyordu, ben de yanında uyuyor ve huzursuz görünüyorum. bu çok kalp kırıcıydı. çünkü bu hayatta en huzur bulduğum şeylerden biri onun yanıydı ve gittiğim an bunu yalanlıyordu.

gün iyice aydınlanınca sokaktan geçen insanları izlemeye başladım. ne kadar süre geçti bilmiyorum sonra olduğum yere yürürken yine onu gördüm. bana doğru gelmiyor başka bir yere gidiyormuş gibiydi ama bunun rüya olduğumu bildiğimden onu durdurdum. (gerçek hayatta olsa böyle bir şeyi asla yapamazdım) kötü görünüyordu. onu böyle görmekten nefret ederim. koşup arkasından seslendim. benim olduğumu zaten bilirmişçesine dönüp ağlayan gözlerle

“beni çok üzüyorsun” dedi.

ben de “inan bana birgün buna çok pişman olacağım” dedim. sarıldık. o anın sonsuza kadar sürmesini istedim, istesem belki de sürerdi de. ama o zaman yatağıma, hayatıma dönemezdim. onunla orada kalır, belkide sonsuza kadar kaybolurdum…

ayrılmaya karar verdim ama ayrılırken “seni çok sevdiğimi hiç unutma olur mu” dedim.

“bunu asıl sen unutma” dedi.

afalladım. dur ya bir saniye sanırım ben burayı anlamadım galiba diyecekken birden düşme hissi ile uyandım. uyandığımda da darmadağın olmuştum. susadım bahanesi ile yataktan çıkıp alt kata emmet’ın yanına gittim ve onu öperek ağlamaya başladım…

hayvan, bahtımı seveyim, ruh hastasının teki satın aldı beni, gecenin bir vakti uykumdan uyandırıp öpüyor allah belasını versin böyle hayatın demiştir içinden kesin. bir daha yapmayacağım zaten, öğle vakti onu esnerken yakaladım. belli ki gözüne uyku girmemiş, benden sonra. korkuttum ufacık kalbini.

sorunumuz neydi bilmiyorum, çok zor o ilaçları kullanırken hatırlamam ama rüyamda gördüğüm gibi mutsuz bir geziydi. tek hatırladığım bu. çünkü dönüşte havalimanına beni o bırakmıştı, yolda tartışmıştık ve uçaktan indiğimde bu tartışma yetmezmiş gibi otoparkta kapkaç saldırısına uğrayıp ilk defa hayatımda bir dayak yemiştim. yine hayatımın en büyük hatasını yapıp havalimanı polisine durumu şikayet etmiştim ve onlar da beni 3-4 saat bekletmişlerdi ifademi almak için. sonsuza kadar süren bir gün gibiydi. o günü gerçekten unutamıyorum. atatürk havalimanında sabaha kadar ağlamıştım.

ama 2 gun sonra ailemin evinde dayağın etkisi ile yıkılmış bir şekilde yatarken galatasaray-fenerbahçe oynanıyordu. (bak gene bu maç ya, hayatımdaki en önemli şeyler hep bu maça denk gelmiş resmen) sneijder’ın 30 metreden sağa iki dakika sonra sola bıraktığı füzelerle 2-1 yenmiştik. kendime geldim, çok üstünde durmadım bu kötü şeylerin üzerinde o yüzden. konuyu hatırlatamıyorum ama kızdıysam kırıldıysam bile ona karşı bu hislere 1 günden fazla sahip olamazdım ben.

o öyle değildi tabi…

ne hissedeceğimi bilemiyorum bazen. gerçek hayatta, beni 2015 yılında hayatın gerisinde bırakmış ve hayatımdaki varlığımı bile unutmuş biriyken, rüyamda tam tersi benim onu sevdiğimden bile beni çok seviyor. düşününce deliresi geliyor insanın.

yine de harikaydı geçmişte onunla yine beraber olmak. umarım yine başka bir anımıza giderim. ama yakın zamanda değil, biraz sarsıldım sanırım. şu ara kendimi başka şeylere versem iyi olacak.

mutlu uykular, iyi geceler.

çocuk kalpli.

bonus: fener ağlama

 

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.