shore.

sonunda kıyıya vurup paramparça olmuş bir dalga gibiyim bu sabah…

dün gece körkütük sarhoş gibiydim, eşim maksimum 20 damla damlatması gereken ilacı panikle göz kararı ayarlamaya çalışıp birden boşaltmış içeceğime sağolsun. hala kendime tam gelebilmiş değilim. az önce markete çilek almaya gittiğimde arabamı garajda çöp ve recycle kutularımıza vurdum.

allah belanı versin törtıl. gerçi doğru bir karar vermişti, durumum haftasonuna vereceğimiz doğum günü partisini ve ertesinde ailemi karşılamak için şikago’ya gitmeyi kaldıramazdı. annemle kardeşim geliyor. beni pazartesi günkü gibi bulmamaları iyi oldu. en son türkiye ziyaretimde olanları bile hala aşamamışlardır zaten.

eşimle aramdaki en güzel bağ, bu tür şeyleri sorun olarak görmemesi. kolay değil yaşadığımız hayat, bu sabah bana “biz seninle uçurumdan aşağı düşmemek için birbirine sarılan iki kişiyiz, birbirimize tüm gücümüzle tutunmak zorundayız” derken buldu o da kendini. en az benim kadar sarsılmış sanki…

iyi hissettirse de tüm kanatlarım kırılmış gibi hissediyorum bu sabah. mutlu olmama şu kadar kalmıştı diye bir tabir vardı ya, o sanki. böyle tam kanatlanıp uçmaya başlamış bulutlara doğru giderken birden yere çakıldım.

olmaması sorun değil de olacak gibi olup olmuyor ya, beni bu his yıkıyor…

şimdi hatırladım da pazartesi günü bu süreci başlatan şey bilgisayar sisteminde gerçekleşen bir hatayla başladı. çalıştığımız yerde clock in/clock out denilen bir sistem var. ne kadar saat çalıştığınızı sayıyor, işe geldiğinizde clock in’e ayrıldığınızda clock out’a tıklıyorsunuz. pazartesi günü 9.30’da clock in yapmıştım. ama nasıl oldu bilmiyorum 18 dakika sonra 9.48’de sistem beni clock out yapmış. yani sanki işe gelmişim ama 18 dakika sonra işyerini terketmişim gibi olmuş. beraber çalıştığım gerizekalılardan birine (ki aynı odada beraberdik tüm sabah) bu nasıl oldu diye sorduğumda, “tüm sabah burada olduğuna emin misin” diye bir cevap alınca sanırım biraz çıldırmaya başladım.

gerizekalı…

neyse çok daha kötü günlerim oldu. iş yerime gidip en azından nursery’de çocuklar ile oynayayım. gerçi hala araba kullanmalı mıyım emin de olamıyorum. hala bir miktar ilacın etkisindeyim sanki.

en iyisi oyun odasına inip lego oynamak sanırım. birkaç lego döversem her şey yoluna girecekmiş gibi hissediyorum.

mesajlar için çok teşekkür ediyorum. iyiyim ben. böyle zamanlarım hep olur.

okuyan herkese sevgiler,

çocuk kalpli.

 

 

 

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.