everything is still awesome.

her insanın zihninde yankılanan ona yaşama gücü veren bir şey vardır ya, benim bundan iki tane var. biri tevrat’ta diğeri kuran’da yazılı. bu sabah kalkmak çok zordu, çok güçsüzdüm ama yapmak zorundaydım, bir şeyler iyi gidiyor, her şey başa dönmedi aslındayı ispatlamam gerekiyordu. tevrat’ya yazılanı okuyarak güne başladım. 
“Böylesi akarsu kıyılarına dikilmiş ağaca benzer,
Meyvesini mevsiminde verir,
Yaprağı hiç solmaz.
Yaptığı her işi başarır.” (mezmurlar 1:1-3)

eşimin kahvesini hazırladım. normalde kahve içmediğimden hep o yapar ama bu sabah izlediğim ve kötü olduğum maç yüzünden azar ve surat yememek için herkese şirinlik yapmak zorundaydım. işe gideceğimi duyunca şok geçirdi, emin misin sen böyle iğnelerden sonra 3-4 gün uyursun dedi, şaşırdı. sonra iş yerime gittim. aynı şoku becca geçirdi, iyi olduğuna emin misin diye birkaç kez sordu. sonra emin olunca ufak ufak üzerime gelmeye başladı. ona eşimle de aynı konuları konuştuk kötü hissediyorum dedim ama aslında konuşmamıştık, başımdan attım becca’yı direk, eşim iş yerine geldikten sonra konu ile ilgili mesajlar atınca de becca şu an canımı okuyor çok yoğunuz akşam konuşuruz yazdım. annem aradı işteyim dedim. aradan çıktım, kaçtım bir şekilde azar yemekten.

iyi bir iş günüydü, gözlerim kapanıyordu ama sonuna kadar zorladım kendimi. ikide bir gidip aynaya gözbebeklerimin içine baktım. açık kahverengi gözlerim var. pazartesi günü eşimin dediğine göre nerdeyse açık kahverengi kısım görünmeyecek kadar büyüyormuş. buna midriyazis deniyor, yüzde yüz olmasa da büyük anlamda epilepsi krizi habercisi. çünkü konuşurken dalıp gitmeyi işaret ediyor. kriz geçirmediğim için mutluyum. lamictal tam doza çıkıp 3-4 ay düzenli kullanınca ancak müdahale ediyormuş epilepsiye. bu 3-4 ayda kötü bir şey olursa yine getir eşini demiş. sevindim buna ben.

tam her şeyden yırttım eve gidiyorum rahat rahat uyuyacağım derken, becca elinde bir zarf ile geldi. dün muhasebeci pay check’ini getirdi ama seni bulamadı, al bunu sinemaya gittiğinde kendine kola alırsın dedi ve elime sıkıştırdı.

hahahaha. (ulan jubilee)

ben bu ufaklığa güvenemeyeceğimi biliyordum zaten. ama söylememiş annesine, günlüğüne yazmış. ya işte gittik sinemaya tüm çocukların elinde kola mısır patlağı, ne yani almasamıydım, jubilee mahsun mu kalsaydı diyordum ki bakışlarını değiştirdi, ya tamam benim fikrimdi içtik işte dedim.

dövecekti beni. yemin ettirdi bir daha içmeyeceğime dair. (uff yaa)

annem whatsapp aile grubuna mesaj bırakmış, gerizekalılar diye. babam 2 gündür yorgan döşek yatıyormuş fenerbahçe maçı yüzünden, erkek kardeşim bu ev uğursuz hep bu yüzden yenemedik diyince annem kovmuş onu evden. ben de işte urgent care’lik oldum.

arma uğruna adanmış hayatlar dedikleri şey tam olarak bu olsa gerek.

kanımızda var. rahmetli dedem çok koyu bir beşiktaşlıymış ama ne yaptıysa oğlunu beşiktaşlı yapamamış. babam sarı kırmızı renklere aşık olmuş ve ben galatasaraylı olacağım demiş. sonra ben doğmuşum dedem bu sefer benim üzerime oynamış ama ben de bu renkleri seçmişim. fenerbahçeli dayım küçük kardeşlerimi forma alarak ayartmaya çalışmış ama o da başaramamış. onlar da arkamızdan gelmiş.

başka bir şey, bambaşka bir şey bizimkisi…

hala üzülüyorum, 6-0’dan sonra en çok üzüldüğüm maç bu oldu. neyse her şey hala çok güzel, iyiyim daha da iyi olacağım. şimdi yatıp yarına kadar uyuyasım var, sanırım öyle de yapacağım. yarın hepimiz için yeni bir gün olacak ve başaramadığımız her şeyi tüm gücümüzle bir daha deneyeceğiz.

okuyan herkese amerika’dan sevgilerle.

çocuk kalpli.

 

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.