xnx.

anladım ki cuma günleri iş sonrası benden kimseye hayır gelmeyecek, dün eve geldiğim gibi yatıp, akşam yemeğini bile pas geçerek bu sabaha kadar uyudum. sadece bir kere ilaçlarımı almak için kalktım. ama hala bir gözüm yatakta, bu yazıyı yazdıktan sonra biraz daha mı yatsam diye düşünmüyor değilim.

çalışmaya başlamadan önce dm’den gelen mesajlara elimden geldiğince cevap vermeye çalışıyordum ama çok mesaj geliyor, özellikle astral seyahat dizisini yazmaya başladıktan sonra herkese teker teker cevap vermem imkansızlaştı ama her mesajı aldığımda küçük notlar alıyorum ve yazılarımda hepsine yanıt vermeye çalışıyorum. hiç cevap vermiyorum diye bir şey yok, tam tersi enine boyuna her açıdan bakış açısı ile düşünülmüş uzun cevaplar yazıyorum.

bazen allaha isyan ediyorum, beni bu dünyaya neden gönderdin, beni neden bu kadar kanatsız bıraktın diye. ama aslında beni kanatsız bırakmadı, rüyalarımda hayatımı onarma yeteneği verdi bana. einstein olmadan zaman yolculuğu bile yapabiliyorum. bu uzun yılların ardından elde ettiğim bir şey ama sizin de bu şekilde olacak diye bir şey yok. yani direk bu kısıma odaklanırsanız olabilir bence, neden olmasın. yine de huzurunuzu sağlamanız, rüyada olduğunuzu anlamanız, zaman kavramlarını oturtmanız, uzun uykulara dalabilmeniz gibi süreçlerleri başlarda zorunlu kılar.

yapın olursa bana da haber verin diyebilirim sadece. ve eğer başarırsanız, hayata da aynı şekilde değer vermeyi unutmamalısınız, yoksa uyku ilacı bağımlılığı gibi sorunlarınız olur. yazılarımda çok değinmek istemiyorum ama tedavisi gerçekten çok zor bir süreçti, bir daha bu çukura düşersem sırf bu tedaviyi geçirmemek için direk intihar ederim bile diyebilirim.

aslında ailem 2013 sonlarında bendeki olumsuz değişikliklerin farkına varmıştı. reçetelerimde her zaman benzo olması gereken biriydim, çantamda her zaman doktorların yazdığı bir ilacım oldu benim. sıradan bir hayat yaşamadığımdan bazen olanlara katlanamadığım anlarda veya stresli zamanlarımda geçirdiğim büyük anksiyete krizlerim olabiliyor. o zamanlar rivotril benim ilacımdı ama rivotril’in diğer benzolardan en büyük farkı kendini ortaya vermesidir, kullandıktan sonra her daim ameliyattan yeni çıkmış gibi görünürsünüz. işim dolayısıyla çoğunlukla otellerde kaldığımdan çok rahat gözlemleyemiyorlardı, bir de kilisedeki arkadaşım faustina ile istanbul’da yaşamaya başlamıştık o dönem, faustina tüm gün çalışırken ben evde yatıyordum o da gözlemleyemiyordu. ne zamanki gittiğimiz bir restoranda uyuyakaldım o zaman annemi arayıp durumu söyledi. (girişte ayakkabılarınızı çıkarıp salon koltukları gibi yumuşak koltuklara oturup yemek yediğiniz ilginç bir restorandı)

annem bana çok güveniyordu, buradan annelere sesleniyorum böyle bir şey olursa çocuğunuza asla güvenmeyin. çünkü başlarda hesaplarıma dikkat etmek, seyahatlere izin vermemek gibi önlemler aldığını düşünse de ben yine gizli gizli başka bir ilaca geçmiştim. xanax’a. rivotril’e göre çok daha sinsiydi, başlarda kendini hiç dışa vermiyordu, rivotril’e göre daha az sedasyon yapıyordu. 1 yıllık bir süreç sonrasında bu sefer ben anneme gidip, anne beni kurtar dedim. olanlar felaketi çoktan geçmişti, bitmiştim. kendimi öldürmekten başka bir şey düşünemiyordum.

neyseki yardım almaya başladım, doktor hastaneye yatmam yerine evde hastane ortamı gibi bir ortam yaratmanın benim için daha uygun olacağını düşündü. ama ilk ay çok zordu. ailem elimden nüfus cüzdanı dahil her şeyimi aldı ve odamdan çıkmama dahi izin vermediler, evde olmadıkları zaman da odama kilitleniyordum ve odamın camının kolunu söktürmüşlerdi, hiç bir şekilde dışarı açılmıyordu. odamda hiç bir kesici ve cam şey bulunmuyordu. ilk ay yoksunluk sendromu yaşıyorsunuz ve kendinizi tanıyamayacağınız şekilde çirkinleşiyorsunuz, ben bu odaya kilitlenmelerin birinde annemle çok kötü tartıştım, bir kavgamızda onu tüm gücümle itip yere düşürüp mutfak camından atlamaya karar verdim. annem cama yetişmek üzereyken kalp krizi geçiriyorum numarası yapıp beni durdurdu. ama atlayacaktım.

ikinci ay yoksunluk sendromundan çıktım, evden çıkmama da izin verildi ama bu sefer ben hiçbir şey yapmak istemiyordum o ilaçlara mukavemet göstermek çok zordu, sabahları uyanınca acı çekiyordum yaşadığım için, uyanınca yatakta sabit bir şekilde durup akşama kadar tekrar uyumayı bekliyordum. ailem gerçekten çok sabırlı, sevgi dolu insanlar hem annem hem babam. beni hayata döndürebilmek için o dönem elinden gelebilecek her şeyi yaptılar.

annem her anne gibi kola içmeme izin vermiyordu ama haftanın 2 günü alışveriş günüydü ve kola alıp geliyordu. tabi bu benim için yine de azdı. bunu farkedince babam olaya çaktırmadan el koydu, her akşam uzandığı koltuktan cebinden bozukluklar düşmesine izin verdi. sabah kalktığımda halının üzerindeki kuruşları, 1 liraları topluyordum ve gidip kendime kola alıyordum. çok komikti gerçekten, sadece 1 yıl öncesi ne kadar param olduğunu ve ne kadar harcadığımı bile bilmezken kola alabilmek için yerden bozuk para toplamak aşırı komikti. ama düşününce şimdi çok mutlu oluyorum.

elime hiç kağıt para geçmiyordu ama her istediğimi alıyorlardı, hatta buna teyzem ile rahmetli babaannem de yardım ediyordu. teyzem beni arayıp, gel teyzesi tatlı yiyip kola içmeye gidelim diye arıyordu bazı günler. babaannem gel emekli maaşımı çekmeye gidelim sonrasında alışveriş merkezine gider sana bir şeyler alırız diye yine evden çıkarıyordu beni. bana playstation oyunu bile aldı. allahım mekanını cennet et nolur.

şu anki eşimin de büyük katkısı oldu, geceleri geç saate kadar uyumayıp benimle playstation sistemi üzerinden oyunlar oynadı. o zaman seattle’da yaşıyordu, 12 saat fark var türkiye ile ama o kulaklıkları takıp televizyon karşısında saatlerce benimle hem oyun oynayıp hem konuşuyordu. ve kesinlikle aynı dili konuşuyorduk.

kardeşlerim özel hayatlarını bırakıp bebekmişim gibi benimle meşgul oldular. hatta benim için birlikte gittiğimiz restoranlarda 1 bira bile içmediler beni kötü hissettirmemek ve destek olmak için.

en efsanesi annemin beni avenger filmine götürmesiydi, benim için hiç alakası olmadığı halde marvel filmi bile izlemişti. hiçbir şey anlamamıştı ama anlamış gibi yapmıştı.

bu halde olduğumu duyan arkadaşımlarım da ziyarete gelip gittiler, uzaklarda olanlar çikolata-oyuncak gibi hediyeler yolladılar. hatta bazıları çok uzaklardan kalkıp geldiler, sıfırdan alıp yetiştirdiğim ve karayip adalarına çalışmak için gönderdiğim bir eleman vardı. böyle olduğumu duyar duymaz işini gücünü bırakıp oralardan yaşadığım şehre geldi ve yarım kalan işleri elimden alıp sanki yine benim için çalışıyormuş gibi teslim etti. iş arkadaşlarım bir araya geldikleri toplantılarda bana sürekli destek mesajları gönderdiler ve bir an önce işe dönmemi beklediklerini söylediler.

kilisemde benim için sürekli dualar edildi. vaftiz annem ve kilise arkadaşım faustina yine ziyaret ettiler.

böyle olunca 6 ayda tedavim nihayate erdi ve yeniden umut dolu bir hayata gözlerimi açtım. aslında tedaviden sonraki 2-3 ay da biraz adaptasyon olarak zor geçti çünkü tedavide kullanılan ilaçları kesseniz de hemen çıkmıyor bünyenizden. toplamda 9 ay.  9 ayımı hayatımdan sildim.

en sevdiğim kişiyi kaybetmenin dışında ben şanslıydım. bu süreçi müthiş destek görerek atlattım ama bunları yaşamaya değer miydi o uyumak için kullanılan ilaçlar,

kesinlikle değmezdi.

hayat her şeyden önemli ve her şeyden daha güzel.

sevgilerle,

çocuk kalpli.

5 Comments Add yours

  1. Oğuz says:

    Çok güzel bir insansın çocuk kalpli yaşadıklarına üzüldüm ama senin adına mutluda oldum kendin gibi güzel insanların elinde büyüdüğün için. Bende çocuklarıma böyle bir baba bulur böyle bir anne ile evlenebilirim inşallah.

    Liked by 1 person

    1. puercorde says:

      Çok teşekkür ederim, sizin güzelliğiniz. Yorumuzu onlara ulaştırmaya çok isterdim ama ne yazık ki bu günlüğü okumalarını istemiyorum. Onların bilmesini istemediğimi her haltı yazıyorum burada, hehe. Sevgiler.

      Like

  2. Buket Sevgi says:

    Daha önce çocuklar için yaptırdığınız masa tenisi salonunu okuduğumda çok etkilenmiştim şimdi anlıyorum ki güzel anne babanın, iyi ailenin ürünüymüş bunlar. Çocuklarımız ileride ummayalım ki böyle hata yapsınlar ama yaparlarsa bu yazıyı o günler için bir yerlere kopyalacağım. Biz de çocuklarımıza böyle aileler olalım, tek dileğim bu olur…

    Annenize sizi kilitlediği için kızmayın, o kilitlediği kendiydi. Daha çok canı yanmıştır siz ordayken.

    Yazılarınızı çok seviyorum ve uzun cevaplar veren insanların kıymetini bilmelerini istiyorum…

    Sizden çok az var bu dünyada.
    Buket.

    Liked by 1 person

  3. puercorde says:

    Merhaba,

    Kilitleme fikri annemin fikri değildi, gittiğimiz doktor bu şekilde olacağını anlatmış ve benimle pazarlık yapmıştı. Doğru olan da buydu çünkü bir keresinde lanet edip dışarı salmışlardı ve ben o gün biriyle kavga etmiş, dayak yemiştim. O olayın sonu çok daha kötü de bitebilirdi.

    O dönem hiçbir arkadaşı ile görüşemedi annem, kilitlediğinde de hemen dönücem diye teselli veriyordu zaten.

    Gözlerim doluyor şimdi yazınca, neyseki geride kaldı.

    Çok teşekkür ederim,
    Sevgiler.

    Liked by 1 person

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.