past.

hiç olmayan bir gün oldu bu. karanlık gökyüzü ve kar dolu soğuk bir sabaha uyandığımdan sanırım bugün nerdeyse hiçbir şey yapmadım ofiste. halbuki dün ne istekliydim, 2 dakika telefona bile bakmadım. bugün yapmak istediğim çok şey vardı aslında ama bir türlü motive edemedim kendimi. bu kar ve soğuk işi çok kötü oldu. sadece motivasyon sağlaması açısından değil haftasonuna galatasaray – fenerbahçe maçını izlemek için evden bisikletimle çıkıp bir kafede oturup telefonumdan gizlice maçı izleyecektim. patladı. izlememem gerekiyor biliyorum ama ben bu maça dayanamam. ben bu maçı kesin izlemeyeliyim. (whatever it takes) bakıcaz artık. bisikletle olmasa da bir şekilde o gün evden kaçmam gerek, şu an aklıma gelmiyor ama bulucam bir şey eminim.

doktorların dediği gibi, sevişememekten öte başka şeylerin olduğuna eminim zaten, açıklamanıza gerek yok, bilmesem daha iyi hehe.  beni yadırgayarak hayatımdan çıkan insanlar ne yaşıyorlarsa ne görüyorlarsa koşarak dönüyorlar. normal şartlarda bir insanın beni istemesi için deli olması gerekir ama artık neler varsa o bilmediğim hayatlarda, ben bile iyi gözüküyorum onlara.

bu sıralar bilinçaltı rüyaları görmeye ihtiyacım olduğundan bir süre her sorunuza cevap vereceğim (pes ettim sanmayın gerçekten zihnim çok karıştı, bazen bilinçaltı rüyalarına bile ihtiyaç duyuyor insan, bir süre algısını kapatmak istiyor)

rüyada zaman yolculuğu yapılıyor. geleceğe hiç girmiyorum, gerçekleşmediği sürece geleceğe gittiğinizi bilmiyorsunuz ama geçmiş böyle değil. geçmişin gerçekleştiğini zaten biliyorsunuz ve kaybettiğinizi bildiğinizden daha değerli geliyor. geleceğe yolculuk yaptığınızda olayları sinema ekranına bakarmış gibi dışarıdan izliyorsunuz ama geçmiş bir kitap gibi. bir şeyleri yaşadık, onları yazdık ve o kitap bir yerlerde duruyor. rüyanızda o kitabın içine giriyorsunuz. benim deneyimlerimden çıkardığım bu, sinema perdesinde değilsiniz gerçekten o anın içindesiniz, olanlara hem dahilsiniz hem de değilsiniz. siz sanki başka birisiniz. gittiğim tarihleri ben seçemiyorum ama genelde hep 1990 yılından öncesine gidiyorum. mesela birgün anaokulu mezuniyet törenime gitmiştim. annemle kendimi görüyorum, onların yanındayım. o günü çok iyi hatırlıyorum, anneme ayırdığım vişne suyunu bir çocuk elimden alıp içmişti, ben de annem vişne suyu içemeyecek diye uzun süre ağlamıştım. 6 yaşındaydım. çocukluğuma teselli olmaya çalıştım, kocaman olunca annene istediğin kadar vişne suyu alabileceksin diyip sarıldım. ama diyorum ya kitap gibi, yani öyle geçmişe dönüş filmindeki gibi gerçek hayatta da geçmişe gidip kendime görünmedim. çocukluğumda birinin bana sarılıp böyle bir şey dediğini hatırlamıyorum. annem de her yaşımda beni gördüğünü anlayabilir gayet. böyle bir şey yok. yaşanan bir anın içine girdim, astral düzlem sadece bunu sağlıyor. bunu sadece kendi anılarınıza dönmek olarak da algılamayın, gideceğiniz yeri seçemiyorsunuz ama ben en çok sevdiğim insanın lisedeki haline gittim yine yakın bir zamanda. ben onun lise halini bilmiyorum, onunla o 22 yaşındayken tanışmıştım. onun gençliğine gitmek güzeldi gerçekten, o hali ile teselli bulabilmek dünya üzeri bir duyguydu. ona sarıldığımda direk ölesim geldi, sanki o an ölsem cennetimin bu olmasından mutluydum.

umarım öldüğümde gerçekten de böyle olur. ona bu şekilde sarılmaktan başka hiçbir şey istemiyorum. umarım ilahi mesajla aldığım rüya doğrudur, zamanı gelince ben sevgiye giderim (ölürüm) ama sevgi de (ölünce) bana gelir.

ya aslında komik şeyler yazmayı planlıyordum, tüm gün eve gitsem de günahlarımı çıkarsam diye sabırsızlandım durdum. aslında güne çok iyi bir insan olarak başlıyorum, işe giderken caddemdeki markete girip yaptığım alışverişleri down sendromluların çalıştığı kasadan ödüyorum. kendilerini iyi hissetmeleri için, ya aldığım şeylerden birini unutmuş gibi yapıyorum ya da kartımı, bana yardımcı olduklarında çocuk gibi seviniyorlar. bir tanesi bana her gün hoşgeldin bosnalı kız, ben bosnalıları çok seviyorum diyor. herhalde bana benzeyen bosnalı bir kıza aşık. ben de diyemiyorum yok ben bosnalı değilim, özetle kaldım markette kaldım bosnalı olarak.

ama sonra…

kullandığım ilaçları aşırı derecede dehidrasyon yapıyor. sürekli su içiyorum ve bunun sonucu iki de bir tuvalete gitme ihtiyacım oluyor. evdeyken bu sıkıntı olmuyordu kendi tuvaletim olduğu için ama ben dışarıda tuvalet yapamayan biriyim. çocukluğumdan beri tuvalet deliğinden bir şey çıkıp popomu ısıracak korkusundan kendimi kurtaramıyorum. bunun için bacak kaslarımı geliştirdim, eğer dışarıda bir yerde tuvalet yapmam gerekiyorsa ayakta yapıyorum. ama ayakta yapınca bazen deliği tutturamıyorum hem üstüme başıma hem klozetin kenarlarına işiyorum. (her bulduğunuz tuvalete oturmayın, gördüğünüz gibi bazı manyaklar üzerine işiyor hehe) genelde umursamam insanların oralara tuvalet kağıdı koyduğunu felan hayal ederek kendimi rahatlatırım ama kilisede kimsenin bunu yapmadığına eminim. yaşlılar felan…

eve geldim ama şu an kiliseye ibadet için gelmiş insanların üzerine oturduğu düşüncesi beni yiyip bitiriyor. off çok utandım kendimden gerçekten. bir de kutsal mekanda birkaç saat birkaç damla da olsa sidikli pantolon ile gezmek zorunda kaldım. haftasonu büyük alışveriş merkezlerine gidip böyle durumlarda klozeti temizleyebileceğim pratik bir şey var mı diye bakacağım.

böyle işte, bir yerleri yapıyorum ama başka bir yerleri mutlaka döküyorum. evet, iyi bir insanım ama kötü şeyler de yaptığımı inkar edemem. canım yanıyor ama hakettiğimi düşünüyorum. her zaman bir miktar hakederim.

lego oyunları candır, hem kendiniz oynayın hem de çocuklarınıza oynatın hatta yapabiliyorsanız çocuğunuzla beraber oynayın. yaz geldiğinde iş arkadaşım becca’nın veletleri ile lego marvel super heroes’u yeniden oynayacağım. aslında gönül ister ki kardeşimin çocuğu ile oynayayım ama uzağım ne yazık ki…

gerçi o da çok küçük daha 1 yaşını doldurmadı, büyüsün onu da buraya getirtir burada onunla lego oynarım.

okuyan herkese iyi geceler ve sevgiler,

çocuk kalpli.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.