luli.

okuyan herkese güzel geceler!

evet zor bir hayat yaşadığım, ben olmak hiç bir zaman kolay olmadı ama biraz da dağına göre duman olayı var sanırım, bir şekilde bu yaşlara kadar gelebildim. tabi destek alıyorum, bunlar yaşaması kolay hisler değil…

konuştuğumuz şey muhtemelen bir aşk değil, arkadaşlık da değil çok aşkın nur yengi olacak ama başka bir şey. kadın da olabiliyor, erkek de olabiliyor. bunu anlattığım doktorlar insanlar buraya nelerle geliyor, senin hiçbir şeyin yok, sevebildiğin kadar istediğin kadar insan sev öyle bir kişide sabit kalma diyorlar. anneme anlattığımda senin kimseye aşık olduğun yok, senin eşine bile aşkın yok, insanlara özenip hayal dünyanda yaratıyorsun her şeyi diyor.

ben sincap mıyım anne?

dün ve bugün eve gelince uyumadım, uyumamaya, uykuya direnmeye çalışıyorum çünkü 1 ay sonra kadınlar beyzbol ligimiz başlayacak ve akşamları maç yapacağız. lamictal’i de lunesta’yı da geceleri alıyorum aslında ama yine de gündüzleri bir miktar yorgunluk yapıyor, özellikle öğle vakitlerinden sonra ciddi anlamda düşüyorsunuz. alıştırıyorum bu yüzden kendimi. umarım her şey yolunda gider, gitmesine çok ihtiyacım var.

lamictal öyle canı isteyen herkesin kullanabileceği bir ilaç değil arkadaşlar, kesin bilgi lütfen yayalım. yani ben biraz şaka anlamında söyledim, epilepsi tedavisinde yüksek doz verildiğinde depresyonu ortadan kaldırıyor evet ama çok tehlikeli bu ilaç. öyle birden 100 mg yutamıyorsunuz, 5 ile başlayıp sırasıyla 10, 25, 50, 75, 100 e çıkmanız gerekiyor 1’er haftalarla. 100 mg’a ulaştınız ama bir gün ilacı almayı unuttunuz, tekrar 5’e dönüyorsunuz çünkü düzensiz kullanılan lamictal, stevens johnsons sendromu’na neden oluyor. çok tehlikeli, ancak tüm hafta günlerinin olduğu kutulara koyup kullanabileceğiniz bir ilaç, hatta eşinizin-ailenizin vermesi çok daha doğru, zaten psikolojik rahatsızlığı olan birinin eline ilaç bırakılmamalı bence.

benim bırakıldı, yaşadıklarım ortada. en güzel anılarımı hatırlamıyor olmama mı üzüleyim, onları bir daha yaşamamak üzere kaybettiğime mi? elimde dediğim gibi fotoğraflardan başka bir şey kalmadı. zamanla umarım hatırlarım. ya da birileri hatırlamama yardımcı olur. bazen oluyor aslında. bir arkadaşımla kedisi hakkında konuşuyorduk, kedimizi evlendirdik, en son sana kedi satın aldığımız adam getirdi gene macaristan’dan dedi. onunla arkadaş olduğumuz dönemlerde çekilen resimlerinden birinde gaziantep’deyiz sanırım, orada noel kutlamışız. gaziantep ve noel’i de şimdi böyle yanyana yazınca ne bileyim tuhaf oldu ama neyse artık, bir yolunu bulup kutlamışız. benim kucağımda bir kedi var, aynı kedinin daha küçük hallerinin bende gene resimleri ve videoları mevcut. onun kedisi evet ama lan o kediyi ben mi aldım, şok geçirdim bir an. ben ve pet shop’tan kedi almak, bir de yurtdışından getirtmek.

annem bir duysa var ya beni evlatlıktan çıkarır yemin ediyorum. kadın her gün galonlarca kemik ve et suyunu ekmekler ile pişirip sokak hayvanlarına götürüyor. 9 tane köpeği var sahilde insanların uğramadığı bir yerde, gittiğinde onlardan 1’ini göremezse o gün yataklara düşüyor. kız kardeşim yine öyle, kucakladı sokaktan bir köpeği aldı buna bakacam ben dedi yıllardır o köpekle yaşıyor. ben de işte macaristan’dan kedi getirttim, uçak masraflarını da ödedim felan.

rezalet. maddi yönden değil, hiçbir şekilde olamaz, değil paramı canımı da ona verir sıkıntı etmem dediğim biri ama benim için çok üzücü bir durum dışarıda onca hayvan varken gidip yurtdışından süs kedisi almak. çok yanlış, beni hiçbir şekilde tanımlamıyor. ben de bu konuda annem ve kardeşim gibiyim.

ayrıca biz küstükten sonra kediye ne oldu soru işareti.

peki ya bize ne oldu?

önceleri basit şeylerdi ama bu şeyler bizi aniden 2012 yılında kopma noktasına getirdi. aslında en son gittiğimiz seyahat sırasında her şey iyi gibiydi, onun benimle değil hayatında başka şeylerle sıkıntısı varmış gibi gelmişti ama bende iyi değildim o zamanlar, benim de kendimle ilgili başka sıkıntılarım vardı. biterse bitsin ne yapayım noktasındaydım ama üzülüyordum da. sonra benim bir arkadaşım bu durumu düzeltebilirim diye bana sormadan ona mesaj attı. ama attığı mesaja bloke gelince sinirlendi. yazışmaya ben de girince ikisine de adil olamadım, sadece daha çok sevdiğimi savundum. o arkadaşım da deliye döndü tabi. kavgadan sonra biz barıştık ama bu sefer de o arkadaşım sorun çıkarmaya başladı. bana sürekli, kavgada bana karşı kazanabilmek için seni kullandı, bu kadar değersizsin nasıl bunu göremezsin dedi ve bu sefer o küsüp bana kin duymaya başladı. keşke o kavgaya hiç karışmasaydım. çünkü bundan sonra o arkadaşım olayı savaşa döndürdü, gece gündüz hem onu hem beni rahatsız etti, beni ikna edemediğini anladığı an hepten deliye döndü. zaten sorunları olduğunu biliyordum, hakimdi ama sorunları olunca bunu kaldıramamış devlet memurluğundan atılmıştı.

bu kavga çok uzun süre sürmez sanmıştım, bir de sevdiğim arkadaşım dünya turuna gidince hepten kurtulduk diye de sevinmiştim. lakin bu manyak, yememiş içmemiş beni takibe almıştı, günlüğümdeki onunla ilgili en ufak bir yazı bulduğunda tüm nefreti ile beni buluyordu. ona da gidiyordu. günün birinde artık çıldırdım ve bu arkadaşımın yanına gidip onu hırpalamaya karar verdim. hem duygusal hem fiziksel olarak. çıldırdım artık. ama gittiğimde onu gerçekten çok sefil bir halde buldum, nasıl bir ilaç veya uyuşturucu madde aldıysa ayakta bile duramıyordu.

bana inanmıyorsun ama neden sahte bir hesap açıp onu denemiyorsun dedi sonra beni evinden kovdu. bu onu son görüşümdü. dediğini yapmak istemiyordum, gönlüm hala sevdiğim arkadaşımdan yanaydı, yaptığımın çok büyük bir hata olduğunu da biliyordum. sonra kendimi nasıl ikna ettim bilmiyorum ama hayatımın tehlikede olduğu ile ilgili saçma sapan bir şey yazıp yolladım. işler yolunda gitti. hayır beni gayet seviyordu, gayet de değer veriyordu hatta bu işin sonunda keşke evine gittiğimde beni kovmadan önce o sevmediğim arkadaşımın yüzüne bir tane geçirseydim de dedim.

ama bu iş burada bitmedi. bir sohbet ortamı oluştu, bu sohbeti benim yarattığım karakterlerle gerçekleştiriyor onlara bana yazdığından daha uzun yazılar yazıyordu. onu seviyordum, yazdığı her şeye değer veriyordum. okudukça mutlu oluyordum yazdıklarını. bu benim için başlarda kaçmaz bir fırsat gibiydi. ondan sürekli haber almak beni çok mutlu ediyordu. ama o yazın sonu xanax’ın dozunu iyice arttırmaya başladığımda, işler çığrından çıktı. o ne zaman farketti bu durumu bilmiyorum, yani o kişilerin gerçek olmadığını ne zaman anladı ama o bunu anladığında ben muhtemelen onlara gerçekmiş gibi inanıyordum artık. yani gerçekten kopmuştum, hastalanmıştım. xanax beni şizofrenliğin kapısına kadar götürmüştü.

tepkisi ağır oldu. hayatından attı beni. ama bu benim için kötü bir şey değildi aslında, kendimi cezalandırmak için tedavi olmaya karar verdim. o hiç bilmedi ama tedavide çok canım yandı, gerçekten büyük acılar çektim. o hallerimi gören arkadaşlarım nasıl böyle bırakabildi seni gibi yorumlar yaptılar, seni hiç sevmemiş gerçekten diyip canımı daha da acıttılar. çoğu ben olsam seni bu halde bırakmaz, ilk önce tedavi ettirir, sonra hepsini burnundan getirirdim ama affederdim dedi.

ama bazıları da bu affedilmeme olayı da bir tuhaf, öyle basit bir bırakış değil çok sevmiş çok kırılmıştır belki, dedi.

annem ve kız kardeşim, yolundan çekilerek sana iyilik yapmak istedi, dedi.

ben de kendime bazen bunların hepsini söyledim ama sevmekten ve özlemekten hiç vazgeçemedim.

şu ara çok sık rüyalarıma giriyor, gün içerisinde de aklımda bu yüzden. astral alemde sürekli beni buluyor ki eskiden ben onu arardım orada şimdi o buluyor. eskiden sadece çok özlediğim zaman kendimi rüyamda onunla ingiltere’de gezerken bulurdum.

şu ara bir süre kendimle kalsam çok daha iyi olacak. bir süre kimseyi düşünmemek çok iyi gelecek, hatta onu bile. yılın ilk 3 ayı çok duygusal geçti, biraz başka şeylere odaklanmaya ihtiyacım var, çok yoruldum, kafam karmakarışık oldu. bir süre rüya bile görmek istemiyorum. gidebildiğim kadar gitmek istiyorum, çünkü nasıl olsa sonunda geri döneceğim. çocuk kalpliler sevdiklerine her zaman geri dönerler. en çok da en sevdiklerine sanırım.

kamu spotu: kafanıza göre xanax kullanmayın.

iyi geceler, mutlu rüyalar (ben de yatıyorum valla)

çocuk kalpli.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.