the hidden world.

günaydın!

sabahları bu saatlerde içimde anlamsız bir sevinç ve hayatı yaşama istediği ile uyanıyorum.  havalar da ısındı, böyle kırlara çıkıp koşmak kuzulara sarılmak geliyor içimden. bu şekilde saat 1’e kadar devam ediyor. 1’de hafif bir uyku basıyor ve 2’ye kadar bir miktar ayakta uyuyorum. eve sürünerek geliyorum, saat 3’te yatağımın üstünde günü kapatıyoruz hehe. şu an lamictal 100 mg’da olduğu için böyle sanırım 200’e çıktığında daha uzun süre enerjik kalabileceğim, ayrıca madem elinizde lamictal gibi bir ilaç vardı, daha önce niye vermediniz bunu, illa epilepsiye mi yakalanması gerek insanların diyesim de geliyor.

son saatler dışında ofiste her şey iyi gidiyor. şu an göz hapsinde olduğumdan becca ile aynı odada çalışıyorum ama iyileşince umarım kaçıcam. becca ikizler burcu, ben de öyleyim. ben kendime zor tahammül ediyorum bir de aynı şekilde biri ile çalışmak vallahi eziyet geliyor. konuşmaktan çalışamıyoruz. benim gibi çok kararsız, her şeyi bana danışıyor, canım sen böyle her şeyi soracak mısın diye yükselmek geliyor içimden. ama çok seviyorum, çok iyi bir insan hayatıma mutluluk katıyor. dün bana paskalya süsleri almış, bir de ufak oyuncak bir tavşan. bana oyuncak alan insanları kalbimin en güzel yerine koyarım ben, bununla da kalmaz kötü bir şey yapsalar bile oradan hiç çıkarmam, en hızlı onları affederim. becca’ya sevgim çocuklarını da çok sevdiğimden bambaşka zaten, onları kucağıma aldığımdan aslında becca’yı tutuyormuşum gibi hissediyorum.

burçlardan girdim burçlardan çıkacağım. şu ara tüm ilgi alanını gökyüzüne verdim, deli gibi okuyor ve araştırıyorum. ama ana konumuza dönersek.

ben yapılması taraftarı değilim (sevdiğinizi unutmak için rüyada ondan bir tane yaratma) ama aynı zamanda herkes kadar zaafları olan bir insanım. olaylar karşısında bazen yanlış kararlar verebiliyorum, kızgınlıkla bir karar asla almam sakinleşmeyi beklerim ama kırgınlık konusunda aynı şeyleri yapamıyorum ne yazık ki. ama yine de sonunda doğruyu bir şekilde buluyorum, kırgınlığım da 2-3 gün içinde geçiyor, o zaman diyorum ki, bir şeyler yanlış böyle yapmamalıyım. umarım sizin de öyle olur. benim yazılı kanunlarım yok demiştim, kendi kanunlarınızı kendiniz yazmanızı da söylemiştim. ben sadece deneyimlerimi yazıyorum, hayatımdaki kişiler üzerinden örnek veriyorum.

yine çalışma alanımdan tanıdığım bir arkadaşım var, beni gerçekten çok sever instagram’da hikaye paylaştığım an mutlaka altına mesajla bir şey yazar. bazen whatsapp’a komik sesli mesajlar da bırakır. bu benim hristiyan olmama çok üzülüyordu, benimle her gittiği toplantı da oturup dinler hakkında uzun uzun konuşurdu, sonunda beni ikna etti de zaten, gayet müslüman hissediyorum sayesinde kendimi. bu arkadaşımla rüyaları da konuşurduk, ona rüyamda yarattığım dünyalardan yanına gittiğim kişilerden bahsederdim, dünya kısmını çok severdi ama kişiler kısmı onu endişelendirirdi.

bu dünyada en büyük kötülükler en güzel şeylerin içine saklanmıştır, bu cennetten kovulan elemanın en büyük hilesidir ve gerçek düşman, en güvendiğin, en iyi koruğunu sandığın yerden vurur, kapılıp gidersin, gitme demişti.

yani o da görebiliyordu hayatımdaki yanlış şeyleri, almanya’ya gitmişiz insanlar geceleri çıkıp eğleniyorken ben karanlık çökmeden uyku ilaçlarımı alıp yatıyorum. yıllar sonra düşününce mantıklı da geliyor, bağımlılık tedavisinden önce overdose’dan gitmek üzereydim, yani tutup da gördüğüm rüyamda yarattığım her şey şeytandır demiyorum ama üzgün anlarımdaki sürekli uyuma isteği bence onun başarısıydı. günde 8-10 tane xanax içmek beni gerçek hayattan koparıyordu. ölümüme koşuyorum.

bunun yanında 2014-2015 yıllarıma yazık da oldu. o yıllara dair elimde en sevdiğimle dediğim kişiyle resimlerim var. o kadar çok görüşmüşüz ki o yıllarda ve ben birini bile hatırlayamıyorum. kız kulesine gitmişiz mesela, kız kulesine hiç gitmemişim gibi geliyor. kardeşim evden istanbul’daki arkadaşına kalmaya diye çıkıp ankara’ya onun yanına gidiyordun diyor. mantıklı da gelmiyor çünkü o ara gaziantep’de çalışıyordu. hatta bir keresinde istanbul’da kardeşimle yaşadığımız eve erkek arkadaşı ile gelmiş, çocuğun kalp kapakçıklarında problem varmış, bu da mantıksız geliyor çok iyi bilemiyorum, 1-2 yıl önce baktığımda erkek arkadaşı civa gibiydi, çocuk alplere bisiklet ile tırmanıyordu. belki de erkek arkadaş değiştirdi bilemiyorum ama ben çocuğu hiç hatırlamıyorum.

şu an bu tarihlere zaman yolculuğu yapmaya ihtiyacım var ama alakasız başka yerlere gidiyorum. gideceğim zamanı kendim seçemiyorum şu an. bir önceki yazılarda yazdığım gibi sevdiğine sarılmak için bu dünyaları yıkmak aptallık olurdu. zaman yolculuğu yapıyorum ben, inanılmaz keyif alıyorum. zaman yolculuğu o mu, net bir şekilde zaman yolculuğu.

kalbinizi temiz tutun ve kendinizi hayat boşluğuna bırakıp bir şeylerin size çarpmasını bekleyin, ben öyle yapacağım artık. andrea’ya birkaç gün içerisinde dediğim mesajı yazacağım, hem internetten hem posta yolu ile annesinin evine yollayacağım. ne çıkar bilmiyorum ama güzel şeyler olmasını ümit ediyorum. hiç cevap vermese bile yüzünde bir tebessüm oluşturabilmeyi hayal ediyorum.

geceleri uykularımdan kalkıp önemli notlar aldığımı söylemiştim. dünden önceki gece

“yıldızın yeniden yükselecek, hatta üzerinde parlamaya başladı bile.” 

yazmışım. kimin söylediğini hatırlamıyorum. böyle olunca dün boş zamanlarımda hayatımdaki en iyi geçen yılın gezegen ve yıldız haritalarına baktım. gerçekten de aynı düzen 2021 yılında kendini tekrar ediyor, şu anda o günlerin müjdeleyicisi jüpiter o düzene doğru kaymaya başlamış. kendi çıkarımlarım bunlar tabi ama çok heyecanlı gerçekten, şu an yeni ilgi alanım gökyüzü böyle rüyalarımda onlarla ilgili bir mesaj gelince de ayrı mutlu oluyorum. ayrıca sanki bu sözü daha önce bir yerde görmüş kullanmış gibiyim, ona da zaman olunca bakacağım, tüm yazılarımı tarayacağım ayrıca rüyalarımı yazdığım bir günlüğüm daha var ve orada da 10 yıllık veri var. hiç bulamayabilirim de yani.

ama mesaj süper!

daha çok yazardım ama çilekli yoğurdumu yiyip bisikletimle işe gitmeliyim. herkese mutlu günler, kocaman sevgiler.

çocuk kalpli.

ps: anlatım bozukluğu görürseniz mesaj atmayın hehe, ben sonra aynı yazıya girip güncelliyorum zaten aklıma gelenleri hızlı hızlı yazmazsam aklımda tutamıyorum, yazılarımı bir solukta yazıyorum. çok hızlı düşünen bir insanım, klavyeyi aynı hızda kullanamıyorum. artık türkçe konuşmadığım için de zorlanıyorum bazen.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.