çocuk kalpli geceler.

ben o son paylaştığım fotoğraftan fazlası değilim aslında işte. o pijamaları da ilaç kutularını da bilerek paylaştım. insanları, hayatları çok büyütmeyin gözünüzde, kendinize inanın, sizi mutlu eden şeylerin etrafında dönsün hayatınız. sevmeye önce kendinizden başlayın.

18 yaşındayken bir sahil kasabasında dünyanın en mutlu insanıydım ben. oradan çıkmak istemiyordum, başka bir şehirde üniversiteye gitmek istemiyordum. üniversite sınavına girdiğim ilk yıl gitmemiştim de zaten ama sonraki yıl toplum baskısı yüzünden yine de kendimi çanakkale’de bulmuştum. okuldan mezun olduğumda da şu meşhur ısparta uçak kazasının olduğu yerde bir fabrikada çalışmaya başlamıştım. sadece 3 ay dayanabilmiştim, hem oraya hem çalıştığım alana. sonra romanya’ya gitmiştim.

bazen bazı şeyleri neden yaptığınızı bilmezsiniz, o şeyler sizi içine alır ya, öyle oldu benim de romanya’ya gitmem. neden romanya’ydı bilmiyorum. etrafımdakiler aynı proje ile almanya, fransa, ingiltere, hollanda, italya gibi ülkelere giderken bir tek ben vardım aralarında romanya’ya giden. bir şey beni çağırıyor gibiydi, kulağa çılgınca geldiğini biliyorum ama ben de başka türlü açıklayamıyorum oraya neden gittiğimi.

ve gidip nasıl bu kadar mutlu olabildiğimi…

bu yüzden romanya ile ilgili her şey benim için çok özel. buna padre arkadaşım da dahil. tesadüflerden çok daha fazlasını konuştuğumu bloğumu sürekli okuyan biriyseniz belki anlamışsınızdır. en son bu padre arkadaşımı yine üzgün olduğum bir dönemde rüyamda görmüştüm, bana üzgün olduğum şeyle ilgili “zamanı gelince” demişti rüyamda. sonra yine üzgün olduğum başka birgün (aynı kişi tarafından üzülüyorum tabi bu arada) bana konunun dahi ne olduğunu bilmeden “devam et” dedi ki ben pes etmiştim, dünyada kaybettiğim şeyi tamamen astral hayatıma geçirmeye karar vermiştim. eğer padre arkadaşımla o son konuşmayı yapmasaydık, öyle de olacaktı.

yorulduğumu fazlasıyla hissetmeye başlamıştım, yıldırmıştı beni artık. hayatımda bana bu kadar kötü davranan başka bir kimse daha olmamıştı hatta. bu kadar güçsüz biri de değildim aslında ben, zavallı değildim. iki anlaşamayan kediydik biz. ben sevdiğim için tırnaklarımı sakladıkça o tüm gücü ile yaraladı hep beni. artık iyileşemeyecek duruma geldiğimi anlayınca gitmek istedim. hala da nasıl toparlarım bloke yoluyla kırık döktüklerini bilmiyorum ama tuhaf şeyler var böyle işte bırakamamamı sağlayan.

dediğim gibi tesadüften, tesadüflerden çok daha fazlasını konuşuyoruz…

bugün çalışırken bu aklıma gelince, uyumadan önce mutlaka bloğuma girip not almak istedim.

evet! kareli pijamalara deliriyorum! yarın öğlen 2 gibi işten eve gelip bunları giydiğimde yine dünyanın en mutlu insanı olacağım. zor bir hafta oldu benim için.

hala uyanık varsa iyi geceler.

çocuk kalpli.

 

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.