mardy.

lanet olsun… aslında maçı izlemeyecektim, hiç etik değildi işyerinde maç takip etmek ama ilk yarı bittiğinde hala gol gelmeyince dayanamayıp açtım telefonumdan gizlice. kazamadığımızda zaten üzülüyorum ama bir de hakkımız yendiğinde sinirimden, hırsımdan kuduruyorum, dünyanın en kötü insanına dönüşüyorum böyle. allah belanızı versin. liginiz de futbolunuz da yerin dibine batsın… maç bittiğinde her zamanki gibi…

seriously?

kendimi hiç ummadığım bir haftasonu içinde bulmuş gibiyim. böyle allah belamı verdi sanki. öncelikle arkadaşım belgrad-istanbul seferinin rötar yapması sonucu istanbul-şikago uçağını kaçırdı ve gelemedi. daha da kötüsü bana kaçırdığı an söylemedi, çünkü bir ümit şirketinin başka bir sefere uçağa bileti alacağını ve yine geleceğini düşündü. ben de sağlık durumum nedeni ile cuma günü erkenden…

april 25.

dünyadaki en iyi aynanın bile gerçek görüntüyü %80 absorbe ettiği söylenir. yani bu, aynada gördüğümüz görüntünün, gerçek görüntümüzün %20’si olduğunu bize anlatır. biraz daha rahat bir dille, kendimizi aynada tam anlamıyla göremiyoruz aslında. ne kadar iyi göründüğümüzün farkında değiliz. ben bunu astral seyahat yaptığım ilk yıllarda keşfetmiştim. kendimi ilk gördüğümde, aman tanrım ben güzelmişim meğer…

lazarus.

öncelikle uyumayan, çocuk kalpli bir yazı sallasa da okusam belki uykum gelir diyen herkese merhaba. işte geliyor yine yazınız… (az sonra paylaşacaklarım +18’dir, yaşı tutmayan varsa lütfen çıksın gitsin. küfür felan da yazasım var zaten bugün) amerika’da yaşamak her sabah uyandığınızda türkiye’den sürpriz bir mesaj almanız demek. bu sabah bir arkadaşımın “şikago’da toplantım var pazartesi, ben…

happy children’s day.

bugün tahmin edebileceğiniz gibi benim bayramım. çocuk olanların, çocuk kalanların bayramı. bir şeyler yazmadan güne başlamak istemedim, aslında biraz da bahane arıyorum, becca gittiğinden beri çok üzgünüm, yokluğunu iliklerime kadar hissediyorum bu sabah. hava da kapalı, tam hiçbir şey yapasım yok günü bugün. dün akşam çok güzeldi ama, bahçe kapımızı açtık, merdivenlere oturup çıplak ayaklarla…

true believer. (april 22)

çok uzun bir gün oldu. çok fazla duyguyu içinde barındıran. uzun bir yazı olabilir bu, uykusu kaçanlar doluşsun hehe. aslında güne sabah iyi haberlerle başladım. 1 aylık çabalarımızın sonuç vermeye başladığını gördük eeg’lerimde. hala sıkıntı var ama 1 ay öncekine göre nerdeyse yok denecek kadar az. ilaçlarıma düzenli uyku, düzenli iş, spor ve kafeinsiz alkolsüz…

easter.

bir noel değil ama paskalya bayramının da hayatımdaki yeri bambaşkadır. iyi şeylerin müjdeleyisidir, noel daha güzeldir ama kalıcı değildir, noel’den sonra yıkım vardır, paskalyadan sonra ise umut. harika bir gün. her ne kadar yine dayanamayıp tüm sabahı twitter’da maç yorumlarına ve skorlara çaktırmadan bakarak geçirsem de buna değmiş gibi hissediyorum. her zaman şampiyonluğa oynarız ama…

ecclesiastes.

evrendeki en optimist insan değilim ama bazen başıma gelen kötü şeylerin aslında olması gerektiğini düşünürüm. iyi şeylere göre çok daha eğitici, yol göstericidir. bu hafta anladım ki ben sakinleştirici olduktan sonra aslında kalkıp çalışabiliyor, hayatıma devam edebiliyormuşum. öyle günlerce yatmam gerekmiyormuş. kalkıp mücadele ettim. ben bunu hiç yapmazdım, umrumda bile olmazdı. demek ki artık ben de…

everything is still awesome.

her insanın zihninde yankılanan ona yaşama gücü veren bir şey vardır ya, benim bundan iki tane var. biri tevrat’ta diğeri kuran’da yazılı. bu sabah kalkmak çok zordu, çok güçsüzdüm ama yapmak zorundaydım, bir şeyler iyi gidiyor, her şey başa dönmedi aslındayı ispatlamam gerekiyordu. tevrat’ya yazılanı okuyarak güne başladım.  “Böylesi akarsu kıyılarına dikilmiş ağaca benzer, Meyvesini…

coming back.

ne zaman çok iyiyim, çok süperim, her şey çok güzel desem o günümün ertesi mutlaka bir hastanede sonlanıyor. pazar günü bir şekilde eşimi ikna edip benimle maç izlemesini sağladım. maç sırasında ani bir heyecanlanma görürsem kapatırız televizyonu dedi. bu yüzden maç boyunca heyecanlanmamış gibi yapmaya çalıştım, hiçbir tepki vermedim gole kadar. golü bulduk, sonrasında olanları…

xnx – happy end.

yorumlara, mesajlara tüm tıklamalara ve paylaşımlara çok teşekkür ederim. en basit sınıf madde bağımlılığı bile olsa böyle acılı bir süreç yaşattı bana. diğerleri için daha çok emek gerekecektir, umarım bu yazı böyle de dikkate alınır çünkü %50 kişinin başarısı ise %50’si de ailesinin ve arkadaşlarının başarısı. ilk ay geçtiğinde gerisi daha kolay ilerliyor, her şey yoksunluk…

xnx.

anladım ki cuma günleri iş sonrası benden kimseye hayır gelmeyecek, dün eve geldiğim gibi yatıp, akşam yemeğini bile pas geçerek bu sabaha kadar uyudum. sadece bir kere ilaçlarımı almak için kalktım. ama hala bir gözüm yatakta, bu yazıyı yazdıktan sonra biraz daha mı yatsam diye düşünmüyor değilim. çalışmaya başlamadan önce dm’den gelen mesajlara elimden geldiğince…

past.

hiç olmayan bir gün oldu bu. karanlık gökyüzü ve kar dolu soğuk bir sabaha uyandığımdan sanırım bugün nerdeyse hiçbir şey yapmadım ofiste. halbuki dün ne istekliydim, 2 dakika telefona bile bakmadım. bugün yapmak istediğim çok şey vardı aslında ama bir türlü motive edemedim kendimi. bu kar ve soğuk işi çok kötü oldu. sadece motivasyon sağlaması açısından…