ouf.

“bitti sanırsın, gitti sanırsın ama o hiç ummadığın bir anda çok daha güçlü bir şekilde karşındadır.”

tabi yazdım ben bunu, böyle bir şey yazdıktan sonra bunu yazan kişinin ertesi gün hayata, thor’un gökten şimşekleri toplayıp yere çekicini vurması gibi başlayacağını düşünürsünüz değil mi? ben ne yaptığımı yazayım, günlerdir uyuyorum ve kafamı yastıktan kaldıramıyorum. içinde bulunduğum durum çok tuhaf. uyanmak istiyorum ama kalkamıyorum, öyle güçsüzüm ki, yatak beni geri alıyor sanki. sabah kalktım elimi yüzümü yıkadım bir iki bir şey yedim, oyunu satın aldım ama telefondan satın aldım bodrum katına inip kurulum gerçekleştimi diye bakamadan tekrar yattım, şimdi de emmett’ın yeter artık kalk çok sıkıldım ötüşlerine uyandım.

onunla bile oynayamayacak kadar halsizim. onu üst katta yere bıraktım. uçmaktan çok yürüyerek başka odalara gitmekten hoşlanıyor. bir tane mi normal şey denk gelmez. gerçi gelse de beni bulamaz. evde yokumdur ben o gün. bu evrende o kadar olmayan bir şeyim ben. bari biraz güç gelse de dolaştığı parkeleri silsem, bembeyaz tüyleri var 10 dakika yerde dolaşınca madenden çıkmış gibi kirleniyor.

acaba bıraksam mı ki lunesta’yı ya. tüm kış uyumak rahatsız etmedi ama bahar geldiğinde, dışarısı yemyeşilken, güneş odama vurduğunda yorganın altında olmak aşırı derecede üzüyor beni. tüm beyzbol takımı ve kilisedekiler, eşim ve aptal arkadaşları şikago’ya gittiler aziz patrik günü kutlamaları için. tek ben kaldım şehirde. cezalandırılmış gibi hissediyorum. en sevdiğim azizdir patrik. yeşil birayı da ayrı severim. diğer ilaçları bırakmasam da bunu mu bıraksam. yada bunu yarıya mı düşürsem. olmayan kafamda deli sorular. hayatla hiç iletişime geçmedim birkaç gündür. hatta bugün annemle bile çok az konuşmak istedim. biraz da konuşmaktan çok azar yemek olduğu için sanırım.

birkaç gündür yüzümü saklıyordum annemden, ontario’dayken kaldığımız otelin önünde bir husky vardı ama aşırı hiperaktif ve oyun canlısıydı. (bebekti sanırım ama boyutu nerdeyse benim kadar vardı) ben de bununla habire güreştim, oyun oynadım. en son yine böyle oynuyorduk, çok heyecanlandı, bir an pençesini ayarlayamadı yüzümün tam ortasına indirdi. acılar içinde yere düştüm. gözümün altından burnumun altına kadar 2 tane çizik bıraktı. sadece burnumun altında dikiş gerektirmeyen hafif bir açılma var. kanadığı içim hastaneye gittik ama bunun için buraya gelmenize gerek yok eczaneden krem ve temizleyici madde alabilirsiniz dediler. öyle temizledik, her gün iyileşiyor ama gene tamamen geçmesi 2 haftayı bulur diye düşünüyorum. öyle işte çizikleri görünce annem bir güzel azarladı beni gene uzak diyarlardan. (ama çok tatlıydı o husky, onu hayatım boyunca unutmayacağım, kanlar içinde yere düşmüş acımdan inliyorken beni yalamaya çalışıyordu)

ve bu kış da öyle geçti gitti hayatımızdan…

bu kadar çok uyuyunca gerçek hayata olan hislerim de kayboluyor. denge yine gaybı aleme kaydı. şu an aklıma hiçbir şey gelmiyor, zihnim o kadar boşalmış o kadar uyuşmuş durumda ki. sanki böyle bir şeyi unutuyorum ama hatırlamalıymışım gibi, tuhaf bir his. böyle evden çıkarken bir şey unuttuğunuzu sanırsınız  ama o an kontrol ettiğinizde bir şey bulamazsınız, sonra bir bakmışsınızdır gerçekten bir şeyi unutmuşsunuzdur ama o an hatırlayamamışsınızdır.

öyle de bir his…

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.