march 4th.

“ey gönüllerdeki zahirim, suretlerdeki manam, ey sevgilim, ey sultanım…”

bazen çok mutlu olunca çok korkuyorum, diyorum ki kendime çok yükseğe çıktım bu düşmek için çok büyük bir mesafe. çünkü biliyorum ki mutlaka düşeceğim, düşünce de canım çok acıyacak. dün maç bittikten sonra ağlarken uyuyakalmışım. akşam eşim uyandırdı ilaçlarımı vermek için. ilaçları alıp uyumaya kaldığım yerden devam ettim. bugün emmett’ın sesine kalktım, sonra onu sevip gidip elimi yüzümü yıkadım. hayat işte devam ediyor. eskiden de galatasaray yenilince ağlardım ama bu yıl futboldan daha çok şeye karşı mücadele verdiğimizden daha çok yıpranıyorum sanırım.

eşim türkçe bilmiyor ama benim ruh halimi önemli ölçüde etkilediği için hangi maç saat kaçta, hangi oyuncu sakat, yenilirsek veya puan kaybedersek bizi ne kadar etkiler hepsini takip ediyor. dün maç saati galatasaray maçına denk geldiği için hiç teklif bile etmedi kiliseye beraber gitmek için. sonucu kiliseden takip etmiş olacak ki maç bittiğinde yanıma gelmek yerine arayıp gizlice odama bıraktığı bir tane eszopiclone’un yerini söyledi. yenseydik göremeyeceğim bir yere koymuş, muhtemelen hep böyle zamanlarda bir yerlere koyup tehlike geçtikten sonra kaldırıyor. dün geçmeyeceğini hissetti demek ki. dün çok kötüydü. o da biliyordu böyle olacağını yoksa sadece gece yatmadan almam gerekiyor bu ilacı. aslında dün diyordum kendi kendime, olur gibi olmazsa daha çok üzülürüz, bitecekse şampiyonluk şansımız erzurum maçında bitsin.

gene de üzülüyor işte insan. çok ağladım…

huzur her zaman mutlulukla gelmiyor, böyle kanatlarınızı kırdığı halde rüyanızda uçmanızı sağlayacak gücü de veriyor. benim astral alemde çok nadir yanına gittiğim kişiler var, çünkü ben bu kişileri o kadar seviyorum ki istemiyorum o aleme taşımak, benim için dünyadaki önemlerini kaybetmek. hele en sevdiğimin dünyadaki acısını bile seviyorum. ama gidip sarıldım dün gece ona. öyle bir sarılmak ki sanki uyandığımda kokusu üzerimde kalmıştı. bir de geçmişteki haline gitmiştim. 15 yaşında felandı, üzerinde okul forması vardı. ben onu görmek istiyordum ama zaman dilimine ben karar vermemiştim, zaman yolculuklarında gideceği zamanı kendiniz seçemiyorsunuz.

bunu çok nadir yapıyorum ama yapınca da keşke bunu her gece yapabilsem diye bir düşünce beni de cezbetmiyor değil. bazı şeyler o kadar güzel ki uğruna ölesi geliyor insanın…

“harap olmuş yüreğim, kırılmış kanatlarım, uçarım enginlere

gözlerim ama kulaklarım sağır, yolum sadece aşkadır…”

 

 

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.