emmett.

çok mutluyum. bugün eşimle gidip muhabbet kuşu aldık. ilk gittiğimizde birkaç dakika tereddüt ettim, parayla bir hayvanı satın alma fikrini kendimle özleştiremedim ilk sanırım, sonra hevesimin cazibesine dayanamayıp gözüme en güzel görüneni seçtim. daha önce çok kuş baktım ama hep birilerinin bakamadığı hayvanları almıştık, bir kere satın aldık o da çok sevdiğim bir kuş ölünce babam acımı hafifletmek için koşa koşa getirmişti bir tane. o da 2 gün içinde ölünce baya bir zorlanmıştım o dönem.

adı emmet. lego movie’deki emmet’ten geliyor. sabahtan beri evde onunla oynuyorum. 4 aylık ve daha önce hiç uçmamış belli. kanatlarının ne olduğunu bugün öğrendi. ona uçmayı öğretmiş gibi hissediyorum. aslında o hep uçabiliyor ama bunu bilmiyordu. onu yere yakın bir mesafeden hava boşluğuna bıraktım. ilk 10 cm’e, sonra 20-30’a çıkıp çakıldı, sonra havalandıktan sonra ayaklarını yere koymayı öğrendi ve 1 metre gidip çakılmadan iniyor şimdi. yarın daha çok deneriz, bugün çok yorulsun istemiyorum. ben de yoruldum onu yerden toplayıp tekrar boşluğa bırakmaktan. ama hoşuna da gidiyor, yere indiğinde sesini duyuyoruz, mutlu sesler çıkarıyor. uçmayı çok sevdi.

şu an sadece yemini hiç yemediği için sıkıntılı hissediyorum kendimi. kuşların çok hassas bünyeleri var, değişiklik onları çok derinden sarsıyor. aklım çıkıyor ona bir şey olursa diye. arabada gelirken onu kapattıkları karanlık kutuyu açıp ona baktım, o da hep bana baktı yolculuğumuz sırasında. bana güvendiğini hissettim. ilk günden eğer istersem elimde kendi rızasıyla duruyor. şu an karşımda bana bakıyor. (ah nolur bir de yem yesen, suyunu içsen)

öncelikle yazıma gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederim dünden beri bir sürü mesaj, mail aldım. hepsine cevap vermem mümkün olmadı ama belki 3. bir blog yazısı yazarım, mail atmaktan çekinmeyin. (dm atmayın hatta nolur mail atın, şu an nerdeyse tüm gün evde olduğum halde zamanım o kadar mesajlaşmaya yetmiyor) ayrıca biriktirip cevap vermek daha güzel oluyor. o zaman soruları birbirine de ekleyebiliyorum, örneklemek için düşünmeye fırsat tanıyor bu durum.

anladığım kadarıyla, duyduğunuz araştırdığınız çoğu şeyle örtüşüyorum. bu az da olsa iyi hissettirdi ama şunu söylemeden geçmek istemiyorum. bu yaşadıklarım günümün yarısı, gün içerisinde iki hayatım var birisi astral alemde bu özel güçlere sahip özel bir varlık, diğeri de genelde günlüğümde yazdığım gibi bundan alakasız oyuncakları, pijamaları ve noeli seven 35 yaşında yıkık bir çocuk olarak. bir tarafım ne kadar övgü alıyorsa diğer yanım o kadar dökülüyor diyeyim. yine de rüyayı rüyada, hayatı hayatta yaşamaya çalışıyorum.

aslında bugünlerde çocuk halimden mutsuz değilim. bazı insanlar amerika gibi bir yerde yaşayıp sabahtan akşama kadar oyuncaklarınla mı oynuyorsun diyorlar. sabahtan akşama kadar olmasa da günün büyük bir bölümü sanırım. evet yani, buyum ne diyeyim. amerika da değil nerede olursam olayım yine bu olurdum.

hayat gittiğiniz yerdir, hayat gittiğiniz yere götürdüklerinizdir.

bebeğim sen de ye artık şu yemi nolur ya.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.