buon giorno.

dün gece gene çok kar yağmış. her şey buzlanmış durumda. twitter mesaj kutum yine dolmuş ama bugün hatta önümüzdeki birkaç gün çok etkileşime giremeyecek kadar meşgul olacağım.

aslında daha çok kendi dünyamı paylaşmaya çalışsam da sanırım bir miktar uluslararası da gidiyorum ama kesinlikle bir amerika-green card bloğuna dönüşmek istemiyorum. yazılarım üzerinden amerika’ya da vurulsun istemiyorum, çünkü eşimin ülkesi, o nasıl türk bayrağına sahip çıkıyorsa ben de onun bayrağına sahip çıkacağım. onun ve birçok kişinin amerika dediği şey o duyduklarınız değil. nasıl tüm türkiye akp yanlısı değilse burada da o tür insanlar değil. öncelikle bunu ayıralım, netleştirelim.

involuntary admission.

evet üzücü bir şey, kazayla da olsa başıma geldiği için tüm utancını da yaşamış biri olarak nasıl kırıldığımı anlatamam. polis arabasında ellerim kelepçeli bir şekilde hastaneye götürülürken aklımdan geçen tek şey bu ülkeyi sonsuza kadar terk etmek ve asla bir daha gelmemekti. bu şekilde hissediyordum çünkü aklım başımdaydı. lakin psikolojik sorunları olan insanların gerçekten kendilerini kaybettikleri ve toplum için zarar oluşturdukları anlar var. ve amerika’da hemen hemen tüm suçlar ya uyuşturucu bağımlılığı ya da psikiyatrik vakalar yüzünden ölümle sonuçlanıyor. birisi cinnet geçirip eline silahı alıp bir okul dolusu çocuğu öldürebiliyor, ya da uyuşturucu kullanmış bir genç kendisi ile konuşmak isteyen polisin silahını çekip onu vurabiliyor. bunlar yıllarca yaşanmış ve sistem de kendini korumak için böyle bir düzen geliştirmiş. buna kimse alınmayacak kırılmayacak bu herkesin güvenliği için denmiş ve oylarla kabul edilmiş. belki haberlerde görmüşsünüzdür, öğretmenine vuran 7 yaşındaki çocuk da elleri kelepçeli bir şekilde akıl hastanesine götürülüyor ve buna involuntary admission deniyor. polis tarafından uygulanan standart prosedür. ben de ilk başta sistemden nefret ettim, yani bu sanki psikolojik sorunları olan insanları hapisanedekiler ile aynı statüye koymak gibi gelmişti ama birazcık daha okuyunca öyle olmadığını anladım.

sistem tüm vatandaşlarını korumak istiyor. amaç bir huzur toplumu. amerika’daki sistem bu uygulamalarının yanında akıl sağlığınızın yerinde olmadığını anladığında size her türlü yardımı yapıyor. aylık en düşük 800 dolar civarında bir maaşa bağlıyor sizi. 2 odalı evinizin ev kirasını üstleniyor, elektirik gaz gibi giderlerinizi karşılıyor. tabi tüm tedavi masraflarınızı da…

hala hoş bir şey değil bir süre hastaneye kapatılmak. ama bu benim için böyle. ben biraz insanlara soğuk biriyim, öyle herkesle aynı odada uyuyamam, herkesle aynı yerde kalamam, ben sevmiyorum, ben farklıyım kısaca. ama bunu sorun etmeyecek, yardım almak isteyen çok kişi var.

umarım netleştirebilmişimdir.

hepimize sevgiyle aklı başımızda kalalım! herkese mutlu haftalar!

çocuk kalpli.

 

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.