astral seyahat hakkında notlar. (1)

tüm yazı, kişisel deneyimlerim üzerinden yürüyecek. en son söylemek istediğimi en baştan yazayım. öncelikle kesinlikle dediklerim doğrudur, kanundur, %100 budur, tartışılmaz, başkalarının düşündükleri yanlıştır demiyorum. amacım başka metinlerle karşılaştırıp kendi doğrularınızı bulmanız zaten. ben bu şekilde yorumladım. aslında kendinizden başka hiçkimsenin metinlerinde kendinizi bulmanızı tavsiye etmiyorum, ben geldiğim tüm yolu kendim inşa ettim. başkasının düşüncelerinden etkilensem bunu yapamazdım. ya da yapmak için strese girerdim(o bunu yapıyor ben niye yapamıyorum?) ama madem ki böyle düşünmüyorsunuz, araştırıp bulmak size daha doğru geliyor, 12 yıllık tecrübelerimle bana gelen sorularınızı yanıtlayayım…

soru: en basiti ile astral seyahat, lusid rüya nedir.

-en basiti ile rüyalarınızı yönetmenizdir. ikisi de aynı şeydir sadece lusid, astral alemin sınırsızlığını düşündüğümüzde astral seyahat için ancak bir antreman olabilecek kadar basittir. mesela her gece rüyanızda rüya olduğunun farkına varacağınıza inanın, bir süre sonra rüyada olduğunuzu anlarsınız. lusid budur. belki ilk zamanlar bunu başarmanız zor olabilir ve sabırsız bir kişiliği de sahip olabilirsiniz, korkmayın onun da antremanı var. her gece rüyanızda kırmızı bir elma göreceğinize odaklanın. o elmayı gördüğünüz andan sonra da aynı şeyi rüyada farkında olmaya deneyin. bunu da başarınca kalkmayacağınız halde saatinizi her sabah saat 5’e kurun ve uyanıp alarmı kapattıktan sonra geri yatın bir süre sonra hoşgeldiniz, astral alemdesiniz. istediğiniz dünyaları yaratıp istediğiniz yerde dolaşın. sabırla deneyin, denemeye devam edin. hayatta her şey inanmakla başlar, kendinize, başaracağınıza inanın ilk önce.

soru: çocukluğumdan beri uyuduğumda kendi bedenimi dışarıdan izliyorum. sizce daha uzaklara gitmeli miyim? neler var mesela?

-e bir zahmet. her şey mümkün ve bunların hepsi rüya gördüğünüz sırada gerçekleşiyor. uçabilirsiniz, yüksek binalardan atlayabilirsiniz, derin okyanuslara dalabilirsiniz, renkli galaksilerde uçabilirsiniz, ölen yakınlarınızı görebilirsiniz, özlediğiniz kaybettiğiniz insanların tekrar hayatınızda olmasını sağlayabilirsiniz, istediğiniz ülkelere gidip istediğiniz dünyayı yaratırsınız, geleceğe ve geçmişe yolculuk yaparsınız. (bunlar benim tecrübe ettiklerim)

soru: who is the bad guy then? (her şey bu kadar süperse kötü şey nerede?)

-zamanla uçmaktan, atlamaktan ve yüzmekten sıkılırsınız. ölen insanlar ve kaybettiğiniz kişilerle astral alemde fazla haşır neşir olunca o kişiler gerçek hayatta önemini kaybeder. mesela ölen yakınınızın acısını çekmemeye başlarsınız (bu doğru bir şey mi yanlış mı hala bilmiyorum) dünyada özlediğiniz ve kaybettiğiniz kişiler zamanla sadece astral alemde var olmaya başlarlar ve dünyada sizin için önemlerini kaybederler. ben 2009 yılında çok özel biri ile tanışmıştım ve birbirimizi bir daha hiç göremeyecektik (yani o zamanlar öyle geliyordu çünkü kanada’da yaşıyordu bense türkiye’deydim ve herhangi bir işim veya kanada’ya uçak bileti alabilecek param yoktu) kötü niyetle değil, sadece onunla vedalaştıktan bir süre kendime teselli olması için onu astral alemim içine aldım. yıllar geçtikçe her mutsuz anımda onunla astral alemde buluşmak alışkanlığım haline geldi. sonra bana kızdığı birkaç olumsuz birkaç şeyin ardından hayatımı terketti. ben de aman istediğin yere git nasılsa rüyada koyduğum yerdesin gibi sapık bir düşüncenin içine girdim. bu arkadaşım aslında birkaç yıldır bana sürekli yazıyor ama sorun şu ki ben ona bu hayatta olan hislerimi tamamen kaybettim, artık astraldeki halini seviyorum. bu arada her yıl kanada’ya bir uçak bileti aldım ve gitmedim, gidemedim, olmadı, yapamadım. zaten şu an da kanada’nın dibinde michigan eyaletinde yaşıyorum artık bilet almama da gerek kalmadı, özetle hata yaptım. ama onun da bunda hatası var, küsüp kızıp çekip gitmek yerine benimle konuşsaydı şu an her şey farklı olacaktı. kişilik olarak tatlı dilden hoşlanıyorum, cezalandırılınca korkuyorum o insandan gerçekten. bu nedenle de hep astralde kaldı benim için çünkü orada bana hep gülüyor, hiç kötü davranmıyordu.

gelecek ve geçmişi başka soruda cevaplayacağım. şimdi en kötüsünü yazayım. uyandığınız an hayat sizin için anlamsızlaşır, hep uyumak istersiniz, hiçbir şey sizi mutlu etmez, dünyanın neresini gezerseniz gezin neresine giderseniz gidin huzur bulamazsınız.

yani dengeyi kurabilmeniz çok önemli. hayatınıza da rüyalarınız kadar değer vermelisiniz.

soru: bazen uyurken tüm odayı görmeme rağmen uyanamıyorum, gözlerimi kapattığımda uçuyorum ama gözlerimi açtığım an aslında uçmadığımı farkediyorum. sizce bu nedir?

-buna “arada kalmak” diyorum ben. ne astrala geçebiliyorsunuz ne de dünyaya dönebiliyorsunuz. korkarsanız bu süre size daha da uzun geliyor. çünkü dünyada ve rüya aleminde zaman aynı akmıyor. belki o şekilde 1 saniye geçiriyorsunuz ama size saatlerce gelebiliyor. sanırım gücü ve kontrolü fazlasıyla seven birisiniz. her şey kontrolünüzün altında olmalı ama işte bu durum kesinlikle onlardan biri değil. aslında bu işe yeteneği olanlar grubundasınız. biraz zorlasanız başarıya ulaşacaksınız. ama en büyük engeliniz kendinizsiniz. olanlar karşısında kendinizi bırakmanızı öneririm, bu sayede bedeninizin en az 1 metre dışında olacaksınız.

soru: çok iyi uyuyamayan biriyim, astral seyahat yapmak için ilaç yardımı almak istiyorum, bana önerebileceğiniz bir ilaç var mı?

-kesinlikle hayır. ama önermeyeceğim bir ilaç grubu var. hiçbir şekilde benzodiazepin grubuna bulaşmayın. bunlar türkiye’de yeşil reçete ile verilen sakileştirici ilaçlar ama doktorlarımız sağolsun peynir ekmek gibi yazıyorlar. herhangi bir psikriatriste gittiğinizde anksiyetem var kelimesi ağzınızdan çıkar çıkmaz xanax, öfke problemim var dediğiniz an ativan, sosyal fobim var dediğiniz an rivotril yazılıyor. hepsini kullanmış ve bağımlısı olmuş biri olarak yazıyorum bir taneden ne olacak diye başlayıp zamanla kendinizi tanıyamayacak duruma gelirsiniz. bir taneden olacağı yazayım, harika bir uyku uyuyacaksınız, kalktığınızda başınızda kelebekler uçuşacak. bu hissi bir kere alınca bir daha vazgeçmek bu yüzden mümkün olmayacak, çünkü hayatta buna kaçmak istediğiniz bir çok zorluk ve üzgün an olacak. bunun gerçek olmadığını, doktorların bilinçli olduğunu insan sağlığına önem verdiklerini düşünüyorsunuz değil mi? günde 250-300 hastaya bakıyorlar çok afedersiniz ama umurlarında bile olamayacak kadar çoksunuz. onlar da sisteme entegre edilmiş durumdalar bunun yanlış olduğunu bildikleri halde çok da şikayetçi değiller, ne kadar çok hastaya bakarsalar döner sermayeden o kadar çok para kazanıyorlar bunun yanında ilaç firmalarından da komisyon alıyorlar. bir de doktorlar genel olarak sistemi sağlamlaştırmaya değil, bozulan sistemi onarmaya kodlanmışlardır, yani doktorun tamir edebileceğini bir şey olması gerekir. size bu ilaçları yazarken en kötü bağımlı olacağınızı ve bunu da tedavi edebileceğini düşünür. bunlar devlet hastanelerinde olan şeyler. özel hastanelerde durum daha da kötü çünkü yukarıda yazdığım rollere de girmenize gerek kalmaz, direk ne istediğinizi kibar bir yolla anlatırsınız. doktor sizi kaybetmemek için ne istiyorsanız yazar. onların da bağımlı olmanız umrunda değil. tabi bunları yeni mezun olmuş veya sorumluluk sahibi, vicdanlı doktorları tenzih ederek yazıyorum. bir genelleme değil ama tecrübelerime göre düşündüklerim bu. en kötüsünü yazayım, eczane ile anlaşıp el altından ilaç yazan doktorlar var. suriyelilerin tc kimlik numaralarını kullanıyorlar ve normalde 20 tl’ye alınabilinecek ilacı eczaneden el altınan zenginlere 300-400 liraya satıyorlar. o gariplerim de türkçe bilmedikleri için e-nabız’dan üzerlerine yazılan reçeteleri göremiyorlar. durumdan haberleri yok.

ben bu çukura çok kötü düştüm net olarak hatırlayamıyorum ama 200.000 TL’ye yakın bir para kaybettim bu ilaçların peşinde koşarken. paranın hepsini geri kazandım ama bazı şeyleri yerine koymam mümkün olmadı. en sevdiğim insanı ve sağlığımı kaybettim. bu ilaç bağımlılığı yüzünden 6 aylık çok ağır bir tedavi gördüm. 6 ay boyunca sadece uyuyup yastığıma akıttığım salyaları temizledim, her gün yastık kılıfı haftada bir yastık değiştirdim ve bunun dışında hiçbir şey yapmadım. çok kötü bir tedaviydi, gerçekten çok acı çektim. uyandığım an cehennemde yanıyormuş gibi hissediyordum uyuduğumda da yastığım kirleniyordu. o tedavi sonrasında bir de ilaç destekli hipnoterapi yardımı almama rağmen en son 1 yıl içerisinde 3 epilepsi krizi geçirdim ve bu krizlerde hafızamı bir süreliğine kaybettim. şu an da kendimi tamamen kaybetmeyeyim diye yine gaba reseptörlerine etki eden (ama benzo olmayan) başka bir şey kullanıyorum ama bu da eşim ve ailem için hiç de kolay değil.

bu toplara hiç girmeyin. uyuşturucu bağımlılığından farkı yok. illa çok zorlanıyorsanız remeron’un yarım tabletini deneyin, o da vur diyorsunuz öldürüyor. en az 14 saat kesintisiz uyutur, kalkınca da tüm dolabı yedirir. gene de önermiyorum, sadece yeşil reçete de bu kadar uyku yapıyor demek için örnek verdim. hatta yeşil reçete remeron kadar uyku yapmıyor bile desem yeridir. (remeron’u ilk kullandığınızda yatakta olacağınıza emin olun, tansiyonu çok hızlı düşürüyor, yatağa ulaşamadan bayılanlar mevcut) ben artık bu ilacı kullanmıyorum çünkü gerçekten çok kilo yapıyor ama uzun uykular sağladığı için en zevkli astral seyahatlerimi bununla yapmışımdır.

soru: anladığım kadarıyla aseksüelsiniz, bu durum size manevi bir artı kazandırıyordur biz normal tipler gece gündüz cinsellik düşündüğümüzden huzuru bulmamız imkansız. bir dönem aseksüel olmanın bir yolu var mıdır?

-ne aseksüel olmanın bir yolu var, ne de öyleyseniz başka biri olmanın. bunu en iyi örneği katolik papazlar, kendilerini sıktıkça daha da yanlış alanlara yöneliyorlar. diğer örneği benim. kaç kere denediysem sizler gibi hissedemedim. aseksüel olmanın bir avantajı olmadığı gibi tam tersine bir huzursuzluk durumu yarattığını söyleyebilirim. hem bedene hem ruha sıkıntı veriyor bir yaştan sonra. gençken daha çok enerji atabiliyorsunuz ama yaş ilerledikçe o enerji içinizde birikiyor. insan bedeni biyolojisi üremeye kodlanmış bu aseksüeller için de böyle. ayrıca öyle aziz, özel bir tarafı da yok. benim hoşlandığım çok kişi olmuştur ve onlarla sevişemediğim için çok üzülmüşümdür. aseksüel olmasam hergün sevişirmişim gibi geliyor. bazen filmlerde görüp hayalini kurmayı deniyorum ama hayalden bile saniyeler içinde kaçıyorum. çok üzücü bir şey aseksüellik. keşke olmasam.

astral alemin tek şifresi huzur. bunu nasıl sağlarsanız o kadar sizinle olur. ister sevişerek ister 34 yaşında lego oynayarak.

soru: gaybı allahtan başka kimse bilemez. bu kuranda açıkça yazılmıştır. ama geleceği gören insanlar da var, siz de rüyalarınızda astral seyahati zaman yolculuğu için kullandığınızı yazıyorsunuz, tam olarak bu nasıl oluyor?

-kesinlikle gaybı allahtan başkası bilemez. astral seyahatte geleceğe gitmek çok kolay, olayları televizyondan izliyormuş gibi izliyorsunuz. ama bir televizyonda gördüğünüz her kareyi hatırlıyor musunuz? bunu da hatırlayamıyorsunuz bu yüzden gelecek gördüğünüzü düşündüğünden farklı bir şekilde gerçekleşiyor. ayrıca her karesini hatırlasanız bile gördüğünüz şeyi olacağına asla ve asla emin olamıyorsunuz. gerçekleşene kadar geleceği sadece allah biliyor. örnek vereyim, hayatınız boyunca roma’ya gitmeyi hayal ettiniz ve rüyanızda roma’ya giden uçağa check-in yapmak için sıradasınız. rüyanın bu kısmından çok mutlusunuz ve kalktığınızda roma’ya gideceğinizi düşünüyorsunuz lakin rüyadaki ayrıntıya dikkat etmediniz. check-in yaptığınız yer aslında yaşadığınız şehirde bulunan otogar. yani rüyanız gerçekleşmeyecek. sadece olumlu rüyalar için değil olumsuzlar için de böyle. kötü bir şey gördüğünüzde bunun gerçekleşmemesi için her türlü önlemi alırsınız lakin o kötü şey o göremediğiniz rüya ayrıntısı yüzünden bir şekilde gerçekleşir. insan geleceği sadece gerçekleştiğinde bilir özetle. bunu anladığım andan beri geleceğe çok gitmiyorum, bugünlerde geçmiş daha cazip geliyor. bir de geçmişte çok daha uzun zaman kalabiliyorsunuz. şu ara çocukluğuma gidip kendimi dışarıdan izliyorum. çok zevkli gerçekten. allah’ın rüyalarda insanlara gönderdiği gelecek ile ilgili mesajlar da oluyor, geleceği çok kurcalamayın özetle.

soru: sevgilimin beni aldattığını biliyorum ama kanıtlayamıyorum, kimle aldattığını astral alemde görebilir miyim?

-sevgilinin seni aldattığını görebilmek için çok uzun ve yorucu bir yol ama bu. aynı yukarıda bir yerlerde yazdığım gibi her gece seni aldattığını görmeye odaklanırsan çok değil 1 hafta sonra sevgilin rüyana seni aldatırken girer zaten. bu tam olarak lusid rüya! astral seyahat yapabilmen için iç huzurunu sağlaman gerek, gerçekte en kolay yolu, iç huzuru sağlayabilmek. tam tersi olursa ancak yakalabilirsin. yani sürekli olumlu düşündüğün bir an rüyana bu düşerse o zaman bir saniye? diyebilirsin. yine hayatımdan bir örnek vereyim, üniversitedeki erkek arkadaşımla en mutlu olduğumuz günlerden birinde (evleneceğimiz ayı felan tartışıyoruz, bu arada aseksüel değildi ama başka sıkıntıları vardı cinselliğe dair, bizden olurdu yani gerçi sonra çocuğu felan oldu ama neyse) rüyamda beni izmir’de bir kızla aldatacağını gördüm ama rüyalarımda sürekli gördüğüm şeyleri not eden biri olarak hiçbir şekilde rüyanın etkisinde kalmayıp o günü şu şekilde kaydetmiştim.

“onunla ayrılıyoruz ama mutsuz değilim, çok başarılı bir iş hayatım olacak, çok kariyerli bir işe sahip olacağım, tüm avrupa’yı dolaşacağım”

beni gerçekten izmir’de bir kızla aldattı. o zaman bu olunca hemen iş hayatı kısmına odaklandım ve ayrıldığımıza hiç üzülmedim. gerçekten çok kariyerli güzel bir iş hayatım oldu. hayatım nerdeyse avrupa’da geçti. genç yaşımda hem saygınlık hem oldukça iyi paralar kazandım. onunla evlenseydik bunların hiçbiri olmayacaktı. ayrıca eşimle de mutlu bir evliliğim var.

özetle iyiye, güzele odaklanın. o zaman güzel de sizi bulur.

soru: bloğunuzda bir yazınızda astral seyahat için gerekli şeylerden birinin allaha ve ahiret gününe mutlak iman olduğunu yazmıştınız, başka bir çok entry’de katoliğim yazmışsınız, şimdi tam olarak neye inanmamız gerek yani ben çözemedim? hiçbir şeye inanmayanlar nasıl yapıyor bunu? budist rahipler mesela? illa bir şeye inanmak zorunda mıyım?

-türkçe yazdığım ve okuyucularımın çoğunun müslüman olduğunu düşündüğüm için böyle yazdım. öncelikle kendimi açıklamak istiyorum. ben de sizler gibi türkiye’de doğdum, hayatımın büyük bir bölümünü müslümanlık altında geçirdim, lakin ailem aslında yunanistan’ın parga kasabasından geliyor, oradan selanik’e geçmişler, selanikten’den de en son izmir dikili’ye gelmişler. yani bundan 200 yıl önce katolik yunanız. bir şekilde ben de bunu yaşamak istedim. katolikmişim gibi geliyordu, sonra vaftiz oldum. hayatımın bir bölümü müslüman olarak bir bölümü katolik olarak geçti, şimdi ise bu iki dinin birbirine kesiştiği en güzel öğretileri hayatımda uygulamaya çalışıyorum. her iki tarafta da sevdiğim şeyler var. dışarıdan bakan biri için karışık ama ben bunu kaldırabiliyorum. allah 3’lünün 3.’südür, isa allahın oğludur demiyorum ama aynı zamanda kutsal ruha inanıyorum ve müslümanlıkta bunun karşılığını bulamıyorum. isa benim için peygamberse bile özel bir peygamber. azizleri ve noeli çok seviyorum, kendim de aziz francis’in öğretileri ile eğitildim. müslümanlığın kötü bir şey olduğunu hiç düşünmedim, ben müslümanlığı annemden öğrendim ve bunu da çok seviyorum. ailemin yaşadığı yer, ufak bir sahil kasabası yani orada olduğunuzda kiliseye gidip ibadet etme şansınız olmuyor ama ordayken hayatıma sadece müslüman olarak da devam edebiliyorum.

siz beni boşverin. dediğim gibi okuyan çoğunluğun müslüman olduğunu düşündüğüm için böyle yazdım. işin özü ise şu; astral alemde yalnız değilsiniz. sadece insanlar yok. gördüğünüzde hoşlanmayacağınız ve sizi hoş karşılamayacak varlıklar da var. onlarla ancak “ben sadece allahtan korkuyorum ve ahiret gününe iman ediyorum” dediğinizde kurtulabiliyorsunuz. ancak o zaman dövebiliyorsunuz. ama bunu sadece demeniz yetmiyor. korkuyla gelen şahadetin kimseye yararı yok. true believer (gerçek inanan) olamalısınız, yoksa saatlerce dayak yersiniz, uyanamazsınız, çok büyük bir strestir. bende böyle oluyor. geçen hafta üzücü bir şey yaşadım ve allaha isyan ettim, inancımı kaybettim. o şekilde yattım. yediğim dayağı anlatamam. gözümü 2 dakika kapattığımda bile o varlıklardan dayak yedim. korkunçtu. daha önce alkol aldığım gecelerde de bu oluyordu. günah işlediğim an bu oluyor.

uzakdoğu konusuna girmek istemiyorum. onlarla aramda kötü bir enerji var. beni döven genelde onların yaratıkları oluyor. benle ne alıp veremedikleri var bilmiyorum. birkaç yıl önce nepal’e gittim, enerjisi ile beni 1 günde bitirdi. sonra gitmek istemediğim halde işim gereği hindistan’a gittim, yine aynı enerjiyi hissettim. bir şey orada olmamı istemiyordu. 3 tane çok iyi anlaştığım arkadaşımla gitmiştik, gece gündüz alkol alıp eğlendik. hindistan’da inandıkları tanrıyı anlatan bir sunum yapacaklardı. ama biz körkütük sarhoştuk. tanrı resim ile karşımıza çıkınca kıkır kıkır gülmeye başladık. (şu fil burunlu hatun) o sırada elimdeki bira şişesi patladı. çocuklarla odaya çıkıp internetten bulduğumuz duaları okuduk. hatta onlar abdest felan da aldı. sabaha kadar korkudan uyuyamadık.

şunu söyleyebilirim, hindistan’daki insanlar düşündüğünüz kadar aptal değil. böyle ailece kendilerini astığını duyduğunuzda felan çok şaşırmayın. tanrılarının öyle bir enerjisi var ki, 10 gün daha kalsaydık muhtemelen bizi de etkisi altına alırdı. dünyada böyle çok tanrı var, hepsi de gücünü allah’ın cennetinden kovduğu elemandan alıyor. ben uzak duruyorum bu yüzden onlarla ilgili her şeyden. beni ilgilendirmiyorlar.

burada anlamanız gereken şey, inansanız da inanmasanız da korktuğunuz bir üst varlığın olması ve ondan başka hiçbir şeyden korkmamanız. allah’tan daha üstünü olmadığına göre? inanırsanız, kimse üzemez sizi o alemde.

soru: gece karanlıkta astral yapmaya korkuyorum, gündüz nasıl başarabilirim?

-astral alemde gece yok. yani istemezseniz olmaz. bu sizin hayal dünyanız, gündüz olmasını isteyin ve olsun.

soru: rüyalarımın bilinçaltı veya astral olduğunu nasıl anlarım?

-bunu anlamak başlarda zordur ama imkansız değildir. rüyalarınızı yazmayı alışkanlık haline getirin. benim sadece rüyalarımı yazdığım gizli bir bloğum daha var. 18 yaşımdan beri yazıyorum. bu alışkanlık bana bu satırları yazabilmemi sağladı. kendi tecrübelerime göre uyuduğunuz ilk 2-3 saat bedeninizin sadece 10 cm üzerindesiniz. beyninize çok yakınsınız. o sırada tüm bilinçaltınız rüyalarınıza dökülüyor. bilinçaltı rüyaları saçmadır, konudan konuya atlar, hızlıdır. rüyalarınızı yazmaya başladığınızda bir süre sonra onları çok iyi tanıyacaksınız. ne zaman ki bu 2-3 saat uyku süresi geçer vücudunuz dinlenmiştir, işte o zamandan sonra astral boyuta geçmeniz kolaydır. vücudunuz yorgun olduğu sürece astral imkansızdır.

soru: astral bedenimizin gerçek bedenimize bir kordon ile bağlandığını ve bu kordon koparsa öleceğimizi söyleyen yazılar okudum, sizce doğruluk payı var mı?

-ben bu kordonu hiç görmedim ama olduğunu biliyorum çünkü astral sırasında biri odama girip beni uyandırmaya çalışırsa bir şeyin beni çok hızlı bir şekilde çektiğini ve bedenime düştüğümü hissediyorum. (yatağa düşüp bedenime çarpma sırasında uyanıyorum) ve uyandığımda bedenim öyle acıyor ki, ayak parmaklarımdan kulaklarıma kadar tarifsiz bir rahatsızlık yaşıyorum. cevabım şu ki ölüm geldikten sonra sizi her yerde bulacaktır ve keşke rüyamızda ölsek ve ölüm bize o kadar basit bir yolla gelse.

soru: şizofren olduğunuzu düşündünüz mü hiç?

-bu tüm yazdıklarımı uyuduğum süre boyunca yaşıyorum ve uyandığım andan itibaren normal hayatıma devam ediyorum. yani her şey rüyada gerçekleşiyor. insanların buna inanmaması bu yüzden beni şizofren yapmıyor.

eğer yeni sorularınız olursa onları da cevaplamaya çalışırım ama şu an için bildiklerim bunlarla sınırlı.

sevgiler

çocuk kalpli.

5 Comments Add yours

  1. Böyle birinin 6alatasaray taraftarı olmasını kabul etmek çok zor.

    Liked by 1 person

  2. Süper, teşekkürleri

    Liked by 1 person

    1. puercorde says:

      Çok teşekkür ederim, sevgiler!

      Liked by 1 person

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.