feb 28th.

bugün lego oynarken paskalya bayramının yaklaşması ile renklerimin değişme zamanının geldiğini farkettim. uzun süredir beyaz ve kırmızıyı seven ruhum yeşil ve maviye dönsün istiyorum bir an önce. tabi bu kolay olmayacak, çünkü hala yerden kalkması gereken yarım metre kar var. bir süredir kuş istiyordum, yarın şehrimizde bulunan pet shop’a birkaç tane geleceğini öğrendik. çok heyecanlıyım,…

gosh darnit.

bugün saati kurmadım. galatasaray maçı vardı sabah 06.00’da ama konu galatasaray bile olsa o saatte uykumu bölmem. tam saat 07.00’de kalktım. kalktığımda rüyamda 45+3’ün oynandığını görüyordum, rüyamda birinin televizyonunu izliyordum. işte anlatmaya çalıştığım şey bu. istediğim şey neyse ona gidiyorum ben. astral alemde sınırlarım yok. kalktığımda dünden daha çok hastaydım. yine öyle nyquil ile alka…

landslide.

bazı şarkılar alıp çok uzaklara götürüp sonra bloğa getiriyor. bugünlerde iyice çenem düştü kendim de farkındayım ama okundukça daha da çok yazası geliyor insanın. etkileşim manyağıyız sanırım hepimiz. sabah çok erken uyanmıştım, öğlene doğru kötüleşince yine uykuya daldım. öyle güzel uyumuşum ki meleklerle uyudum sanki (işte buna kutsal ruh diyorum ben) nasıl mutlu kalktım anlatamam….

feb 26th.

günaydın! daha önce neden yapmamışım bilmiyorum ama sabahın ilk ışıklarında yazmak ayrı bir güzelmiş, gerçi kendimi bir yandan sabah programı yaparmış gibi de hissediyorum, sanki birden “canlarım, kurban olsun seda ablanız size” diye yükselecekmişim gibi gelmiyorda değil ama neyse eheh. erken kalktım çünkü çok hastayım. dün birini ehliyet sınavına götürdüm, evden çıkmadan önce duş almıştım,…

buon giorno.

dün gece gene çok kar yağmış. her şey buzlanmış durumda. twitter mesaj kutum yine dolmuş ama bugün hatta önümüzdeki birkaç gün çok etkileşime giremeyecek kadar meşgul olacağım. aslında daha çok kendi dünyamı paylaşmaya çalışsam da sanırım bir miktar uluslararası da gidiyorum ama kesinlikle bir amerika-green card bloğuna dönüşmek istemiyorum. yazılarım üzerinden amerika’ya da vurulsun istemiyorum,…

the road most traveled.

güne çok iyi başlıyorum bazen, gelecek günün sevinci daha güneş doğmadan içime doğuyor sanki. bugün öyle uyandım ve uyandığımda yeni bir instagram mesajı aldım; “yaş aldıkça gençleşip güzel görünüyorsun bunun için nerede ne yaptığını çok merak ediyorum” diyor. tam sığır gibi yatıyorum yazacaktım dedim şimdi şu güzel ortamı bozmayayım. çoğunuzun bildiği gibi normal bir insana…

sarcophagus.

gün içinde öğle saatlerinde yattığınızda akşam uykuya dalmak zor oluyor, o zaman bebek ninnileri açıyorum böyle 8 saat felan telefonda açık bırakıyorum, bazen yağmur sesi veya dalga sesi de seçebiliyorum. (çok nadir elektirik süpürgesi sesi de kullanıyorum) o zaman uykum hem uzun oluyor, hem astraldan keyif alıyorum, hem mesajcı rüyalar görebiliyorum. dışarıdan sese karşı duyarsızlaşıyorsunuz…

part of my world.

twitter’da yazdığım gibi her şey uzun zamandır (2 gündür felan) iyi gidiyordu ve bugün galatasaray maçı ile yine o sevmediğim ruh haline ulaştı. tabi bunda en çok instagram’dan aldığım ilginç mesajlardan birinin yine etkisi var. (şu instagram’ı kullanmamak için ne kadar direnmiştim halbuki) bu hayattaki ilk arkadaşım dediğim kişi yazmış, beni merak etmiş. eski kullanıcı…

peaceful.

sonunda rahata erdim, saatlerce hiçbir şeyi düşünmeden uyuyorum. uzaklaşmış ve ulaşılmaz hissediyorum. sadece kendime giden kapı açıldı yine. şu an sadece ben ve oyuncaklarım var… dün eşim söz verdiği halde işten gelince bana aldığı kızağı göstermek için beni uyandırdı. kar ilk yağmaya başladığında kendime plastik bir kızak almıştım, o bile beni çok mutlu edebilmişti kayarken. eşimin…

housewarming.

oh bu da geride kaldı. sadece “hadi bu akşamlık birkaç tane iç bakalım” hakkımı sonuna kadar kullandığım için korkunç derecede sinüzit ağrısı ile uyandım bugün. halsiz de hissediyorum, allah benim belamı versin. kötü geliyor işte içme şunu ya. herkesi sarhoş edip yolladık. herkes mutlu oldu. çok mutlu bir akşamdı. ahh bir saniye. ya ben senegal’e…

feb 14th.

14 şubat sevgililer günü. az önce telefonda çok sinirliyim sakın eve gelme birkaç saat diye sevdiğimi azarladım. bugünü mahvetmemek adına birkaç saat istedim ama yine de mahvettim sanki. keşke hiç izlemeseydim maçı. amerika’da yaşamanın en kötü yanı maçlar gündüz oynandığından kesinlikle maçtan sonra kocaman bir yaşanacak gününüzün olması. keşke şu an yatsam uyusam bende sizler…

feb 13th.

yine eve hapsolduk. dünden beri en az yarım metre kar yağdı, hala da devam ediyor. bugünden itibaren gün içinde uyunmayan günleri saymaya başlıyorum yine. zaten meşgulüm, evi temizleyip her şeyi düzenleyeceğim. haftasonunu evde housewarming partisi veriyoruz, dün kar bastırmadan gidip tüm alışverişi yaptık. bir sürü alkolik içecek aldık ama bana 1 bardak bile yasak, olur…

astral seyahat hakkında notlar. (1)

tüm yazı, kişisel deneyimlerim üzerinden yürüyecek. en son söylemek istediğimi en baştan yazayım. öncelikle kesinlikle dediklerim doğrudur, kanundur, %100 budur, tartışılmaz, başkalarının düşündükleri yanlıştır demiyorum. amacım başka metinlerle karşılaştırıp kendi doğrularınızı bulmanız zaten. ben bu şekilde yorumladım. aslında kendinizden başka hiçkimsenin metinlerinde kendinizi bulmanızı tavsiye etmiyorum, ben geldiğim tüm yolu kendim inşa ettim. başkasının düşüncelerinden…

lunesta.

son 3 gündür gece gündüz uyuyorum. hasta olduğum için kimse karışmıyor da. tadını çıkarıyorum, tüm uyuyamadıklarımı uyuyorum resmen. huzurum da geri döndü, bu da gecelerime ve gittiğim diyarlara yansıdı. gene de içimde bir miktar suçluluk duygusu var sanırım lunesta (imovane) kullandığım için. yeni yılda bırakacağıma söz vermiştim ama kötü bir ocak ayı geçirdim, fazlasıyla duygusal,…

short.

michigan’ın şu an hemen hemen her yerinde soğuk ve karlı hava koşulları yüzünden güç kesilmeleri yaşanıyor. hatta birkaç güne tüm göller donduğundan suya erişmemiz de zorlaşacak. biz güç kaynağımız patlar patlamaz gecenin 4’ünde aradığımız için ilk bizimki tamir edildi ve evimize geri döndük. gerçekten mükemmel oldu çünkü ısınırız diye gittiğimiz evde de güç gitmişti. soğuktan…

frozen.

dün gece en son yazdığım yazıdan sonra sabahı bekleyip gün ışıkları odama vurunca uykuya dalmaya karar verdim. ama gözlerim ara ara kapanıyordu. ben korkudan uyumak istemiyorken öyle bir anda olabilecek en saçma şey oldu ve mahallemizdeki güç kaynağı büyük bir gürültü ve ışık topu şeklinde patladı. birisi evime gökten füze attı sandım. aklım yerinden çıktı….

devastated.

soğuk algınlığı ile mücadelede 2. gün. ateşim öyle yüksek ki iki dakika uykuya dalsam bile korkunçlu rüya görüyorum. kendimi ayık tutmak için şu an her dolu deniyorum. yazayım yine. bu sabah eşim beni uyandırmasa rüyamda korkudan ölebilirdim sanırım. eşim ağlama sesimi duyunca odama gelmiş, uyurken ağlıyordun dedi. çok kötü şeyler görüyordum. hasta olmama rağmen uyumaktan…

not today.

sabaha kadar kabus gördüm, gerçek hayattaki tüm huzursuzluğum rüyalarıma yansıdı. öyle zor bir gece geçirdim ki anlatamam. sabah kalktığımda da halsizlik ve sinüzit ağrıları ile yatakta yuvarlandım 1-2 saat. sonra kendimi zorladım. yeniden başlamak istiyordum, öğlen kilisede olmam gerekiyordu o saate kadar uyumak yerine direndim oturdum lego oynadım. kiliseye gidince, rebecca çok kötü görünüyorsun sen…

3rd feb.

son sözlerim üzücü şeyler kalmasın diye kötü geçirdiğim günlerin ertesinde mutlaka gelip bir şeyler karalıyorum… daha iyi bugün, daha sakin, biraz üzgün ama daha umutlu. hala kendime inanamıyorum ona gidip seni rüyamda ağlarken görüyorum umarım iyisin dediğim için, hepten delirdiğimi düşündü kesin. ben de böyle bir şey yapmazdım, hiçbir zaman rüyalarımdan çıkarımlar yapıp hayata şekil…

sat.

evet maça 1 saat kaldı, kalbim küldür küldür, zaman geçsin diye yapabilecek en güzel şeylerden en mantıklısı yazmak… 2 gündür kafamı yastığa koymamla uyumam bir oluyor, kilisede öyle yoruluyorum ki anlatamam. evsizleri zor kış koşullarından etkilenmemeleri için sokaktan toplayıp kilisede geçici barınma imkanı sağlıyoruz. bir yandan da rebecca ona söylediğim yalanı burnumdan getiriyor resmen, iki…