mourn.

karanlığı üstümüzden alan geceyi onaran rabbe şükürler olsun…

dün babaannemi kaybettim. astral alemimde yanına gideceğim insanlara bir yenisini daha ekledim böylelikle. babaanneyi kaybetmek çocukluğunu kaybetmek gibi. dedem öldüğünde 8 yaşındaydım, babaannem bana sarılarak ağlamıştı, çok soğuk karlı bir gündü. dedem öldükten sonra moral olsun diye cuma günleri okuldan sonra hep babaannemlere kalmaya gider onunla zaman geçirirdim. bu sayede cumartesi günleri sadece kendime ait bardak çokokremim olurdu. her cumartesi ama her cumartesi benden önce kalkar soframda hazır ederdi. torunları arasında en çok harçlığı ben alırdım. en güzel oyuncaklar ve kıyafetler de hep benimdi. çocukken ilk torun olmanın tüm krallığını yaşadım hep. üniversitedeyken de bir maaşını bana vermişti. öğrencilere hep zor durumda parası yok gözü ile bakılır ama benim hiç zor bir günüm olmadı lisans’ımı tamamlarken. büyüdüğümde de hiç uzaklaşmadım babaannemden. öyle gerçek kesit izleyen babaannelerden değildi, her hafta birgün dizi günümüz vardı. romantik aşk dizilerine bayılırdı. aslında televizyon izlemekten nefret ederdim ama aşkı memnu’nun heyecanını onunla birlikte yaşamıştım. en son ben boğaziçi üniversitesi’nde yüksek lisansımı yaparken okuluma yakın diye adını feriha koydum’u izlemiştik beraber. ne gerizekalı bir diziydi. eşim ile evlendiğimde bastonu ile taksi tutup düğünüme gelmişti. herkes içinde beni bulup çok güzel olmuşsun demişti. bana güzel olduğumu o ana kadar hiç söylememişti. çok mutlu olmuştu, kendini tutamamıştı sanırım. anneme çok benzediğimi söyler hayıflanırdı hep, annem çok güzel bir kadındı, ona çekmemi istemezdi, o yüzden sen güzelsin demezdi. ben amerika’ya gidiyorum diyince haritayı açıp baktık beraber, kuzeyinde demişti amerika’nın, kuzey kaderdir demişti.

ilaç kullanmamaya karşı büyük mücadele veriyorum şu an ama gerçekten zorlanıyorum. belki birazdan ilahi bir güç bulur bisküvili pasta yapar oyun odasına iner playstation oynarım. yarın rebecca’yı görmek iyi gelir belki. hücresine gidip ona yalan söylediğimi itiraf edeceğim, ne olursa olsun bir daha kimseyi üzmek ve ona yalan söylemek istemiyorum. karların içinde daha çok zaman geçirmeliyim, araba kullanmak yerine bir süre hep yürürüm belki…

 

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.