thorsday.

oley, uykucu reçete ile 3 ay daha…

bu sabah uyandığımda rebecca ile buluşmak istemiyordum, kimseyle buluşmak konuşmak istemiyordum ama böyle hissetmem de iyi değildi. rebecca’yı çok hasta hissediyorum, üşütmüşüm gelemeyeceğim öğlene kadar uyuyup öğlen counselling randevumda olmayı deneyeceğim ama muhtemelen gitmem dedim.

bunu sadece iki isimli olanlar bilir, birisi size alıştırdığı isimle değil hiç kullanmadığı bir isimle sesleniyorsa bu açık olarak bittiğinizin resmidir. ilk yalanımda bunu bana hissetirdi. ekran karşısında çok erken girmedin mi canım sen bu toplara diye tebessüm ettim. birkaç gün yatağımdan çıkmayıp pazar günü kilisede ona çocukları üzerinden yürüyeceğim. onlara bisküvili pasta yapıp annelerinin tekrar bana sevdiğim isimle seslenmesini sağlayacağım.

saat 2’de doktoruma gittiğimde olanları konuştuk, dedim çok yanlış bir zaman böyle bir tedaviyi kesmek için bahara kadar bekleyemez miyiz, ben 17 gün içinde resmen mahvoldum. tamam o zaman dedi, ilaçlarını yine başkası vermesi şartıyla kabul ediyorum. bir süre daha böyle devam etsin. camı açıp mutluluktan aşağıya uçmak geldi içimden. eşimin annesine henüz söyleyemedim bu durumu tabi. çünkü onunla yaşarken abuse’tan korktuğu için bana ilaçlarımı akşamları o veriyordu, bir bardak sütü de ittiriyordu bu vesileyle. eşime güvenmek zorunda bu konuda. eşim de bana güvenmek zorunda. ben de kendime güvenmek zorundayım.

it’s oh so quite…

bugün en sevdiğim gün, bugün thor’s day.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.