anx.

bu öğlen eşimi ve ailesini havalimanına bıraktım, eşimin seattle’da yapması gereken işler vardı ve eve yerleşmemizi beklemişti, ailesi de 6 aydır bizimle uğraşmaktan yorgun düşmüş çareyi kosta rika’da uzun bir tatil yapmakta bulmuştu. eve dönerken bu yalnızlığın bana iyi geleceğini düşünsem de evden içeri girdiğimde birden anksiyete krizim başladı, noel’den sonraki depresyon, withdrawal, taşınma, beklenmedik anda ortaya çıkan ve beni dağıtan kaşık derken bir sürü ses birikmişti içimde. belki de yalnız olduğum için daha da korkuttum kendimi. en son saatime baktığımda nabzım 5 pace ile koşuya başlamış gibi atıyordu. eşime de ailesine de ulaşamadım, mal gibi tek başıma kalmıştım. 911’i aramayı düşündüm, sonra bir daha elleri kelepçeli bir şekilde hastaneye götürülmektense içinde bulunduğum şekilde ölmeye karar verdim. aslında doktorumu arayabilirdim ama doktor da eve polis gönderecekti, amerika’da işler böyle yürüyordu. illa bileğe geçecekti o kelepçeler. eskiden olsa böyle zamanlarımda kullanmam için her zaman elimin altında sakinleştirici ilaçlar olurdu, tabi bu ben onları abuse etmeden önceydi, amerika’da yaşamaya başlayınca eşimin ailesinin ilk işi beni “bu ilaçları kesinlikle satın alamaz” listesine ekletmek oldu. alkol de böyle zamanlarda işe yaramıyordu, alkol sızmaya 1-2 saat uyumaya yardımcı olsa da uyandığınızda daha beter oluyordunuz. ilk krizim değildi. bunu çoğu zaman yaşıyordum. tuhaf biri olmam bazı sorunları da beraberinde getiriyordu, bunlardan en önemlisi bu anksiyete krizleriydi.

böyle bir zamanda türkiye’de olsam aileme ulaşamayacak veya onlara açıklayamayacak bir durumdaysam padremi arardım, bu yüzden rebecca’yı aradım. gerçi hala onun hayatımda kim olduğunu bilmiyordum, kadından olma din figürünü bir türlü kafamda canlandıramıyordum. sesimdeki titreme onu çok telaşlandırmış olacak ki ben daha konuyu açmadan o iyi olup olmadığımı sordu, hayır değilim ama detain durumuna düşüp bir yerlere kapatılmadan bu durumun içinden nasıl çıkacağımı bilmiyorum, bana yardım et, doktorumla konuş, rahatlayamıyorum, evde tek başınayım, bayılmaktan ve merdivenlerden düşmekten korkuyorum dedim. yeni evim hem evine hem kiliseye çok yakındı ama kesinlikle evime gelmesini istememiştim. geldi. içeri girip doktorumu beraber aradık, rebecca durumumu anlattı, yanımda olduğunu ve herhangi bir risk durumunun bulunmadığını söyledi. kafasındaki düşünce beni alıp doktorun yanına getirmekti ama telefonda ne duyduysa odamda yatağımın içinde beklemenin daha doğru olacağını söyledi. gidip eczaneden ilacımı alıp kilise kliniğinden hemşire ile dönecekti. buna sevindim çünkü eve popoma yedikten sonra 2-3 gün uyuyacağım türden bir şey geliyordu. yedikten sonra yürüyemeyeceğim için eve geliyordu. bu harikaydı. buna gerçekten ihtiyacım vardı. 7-8 aydır böyle bir şey yemiyordum ve yokluğunu da arıyordum.

şu an da onu beklerken yazıyorum. yazmak az da olsa sakinleştiriyor ama zaman geçmek bilmiyor. aslında çok kötü hissediyorum 2 bebeği olan bir anneyi bu şekilde yorduğum için ama gerçek şu ki, gerçekten kimsem yok burada ve gerçeğinde ben de o 2 bebekten farksızım. şu an onlar kadar korkuyorum ve onlar kadar yardıma ihtiyacım var. hala heyecanlıyım ve titriyorum.

geniş bir zamanımda türkiye’deki doktoruma dua edeceğim. onun verdiği referans mektubu olmasa doktor bu reçeteyi ölse yazmazdı ve şu an kim bilir hangi hastanenin kilitli koğuşunda yatıyor olurdum…

iyi olacağım, iyi olacağım…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.