excelsior!

hayatımız zor anlarımızda aklımıza ve kalbimize girenlerin değil, en mutlu olduğumuz anlarda bile ilgimizi çekebilen kişilerin bütünüdür. kaybettiklerimi tekrar kazanmanın yanında 2018 tam olarak bunu hatırlattı bana. bu yılın hayatımda emeği büyük, bana kattıkları, beni içinden çekip aldıkları büyük… birkaç ufak tefek hastane macerası dışında çok mutlu bir yıldı. cuma günü plastik green card’ım ulaştı….

letdown.

harika bir noel geçirdik. yeni ev eşyalarımız hediye şeklinde gelince sadece paketleri açmamız bile 3 saat sürdü, sonrasında deli gibi çikolata yiyip video oyunu oynadık. çok güzel mesajlar aldım, çok güzel mesajlar gönderdim. tüm gün boyunca kafamın içinde sevinç çanları çalıp durdu. ama bugün! bir yılın en kötü günü hangisi diye sorsalar, hiç düşünmeden noel’in…

dreaming of home.

noel’i sadece çocuk ruhuma hitap eden dekorasyonları yüzünden sevmiyorum, çok mutlu hissediyorum, çok iyi hissediyorum, huzur doluyor ruhumun her köşesine. yıllar önce küçük bir sahil şehrinde yaşarken bile bu böyleydi benim için. zaten her şey başladığı gibi devam etti hayatımda sanki. sporcu biriydim, ilkokulda bile sık sık şehir dışı müsabakalarına giderdim takımımla, o zamanlardan belliydi…

şikago.

ufak ve dolu dolu bir noel tatil olmasını hayal edip birkaç günlüğüne yaşadığımız şehirden birkaç saat uzakta olan şikago’ya geldik. önceki tatillerimizin istediğimiz gibi geçmemesinden de olabilir, bu sefer ekstra bir şey yaşamamıza rağmen aşırı mutluyduk. bunda eşimin de yaramaz çocuk modunun büyük bir payı var. öyleki ikinci günün sonunda kendimi otobüste insanların içinde sesli…

its oh so quite.

en son yazımdan beri yataktan çıkamadım. yarın noel tatilime battaniyeler eşliğinde çıkmayayım diye saat başı tylenol yutuyor sinüslerimi düzenli olarak okyanus suyu ile temizliyorum. eşimden türk olsa bekleyeceğim tepki “ne çektik puercorde be ne çektik” olurdu, kısa zaman içerisinde 3. tatilimiz ve ben gene hastayım. gerçi ötekiler hastane ile sonlandı bu onlara göre çok basit…

connections club.

eşimin kilisesinin bir arkadaşlık grubu var. aynı yaştan insanlar ayda bir toplanıp içip sohbet ediyoruz. ortalamanın biraz üstünde sıkıcı sayılır. her grubun olduğu gibi bu grubunda bir tane yaramazı var. bir önceki yazımda bahsettiğim rebecca bu toplantılara da liderlik ettiği için öyle yasa dışı bir şey olmuyor ama graham bir şişe votkayı blender’da bira ile…

lux.

bazen şu anımı geçmiş zamanda tanımlıyorum, şu an da o günlerden biri… büyüdükçe daha küçük hissediyordum. her geçen gün daha da küçük. ve bugünlerde hiç sevemeyecek kadar küçük hissetmeye başladım. her zaman hayatımda beni heyecanlandıran insanlar olmuştu ve ben çoğu zaman sevmek yerine sadece onların beni sevmelerine izin vermiştim. bazen çok az sevmiştim ama bu…

true believer.

bugün noelin ilk günü. kırmızı süsler karla bütünleşince ne kadar güzel oluyormuş meğer… bu sabah şehrimizdeki santa parade’i az kalsın kaçıracaktık. saati kurmazsak 7 gibi uyanıyoruz normalde ama eğer 10’da bir yere gitmemiz gerekirken saati 9’a kurarsak kesinlikle uyanamıyoruz. aslında daha önce uyanmıştım ama ruhum bir şey yapmak ile yapmamak arasında bir yerde sıkışmıştı sanki, bu…