nightmare before christmas.

hayatta en çok neyden korkuyorsanız onunla bir an önce yüzleşin. en son yazdığım mutluluk dolu içerikten sonra az çok tahmin ediyordum başıma yine kötü bir şey geleceğini ama bu kadarını tahmin etmem oldukça zordu. olayın geçtiği pazartesi günü evimde huzurlu bir gün geçiriyordum, kendimi oyuna vermiştim, dışarıda kar yağıyordu ve her şey çok güzeldi. o…

thanksgiving.

yarın şükran günü ile başlıyor yılın en sevdiğim zamanı. 2013 yılının sonundaki noel zamanı gibi hissediyorum. o günlerde new york’daydım. macy parade’i görebilmek için aylar öncesinden gün saymaya başlamıştım, sonra görünce de keşke televizyondan izleseymişim demiştim. çünkü çok soğuktu ve balonlar resmi çekilemeyecek kadar büyüklerdi. yarın sabah 9’da kalkıp televizyondan izleyeceğim. sonra evde şükran günü…

white christmas.

kimsenin umrumda değil şükran günü, herkes bir anda noel moduna geçti yaşadığım şehirde. her yer oyuncaklarla ışıklarla süslensin çılgınlar gibi mutlu olalım istiyorum, çok kar yağsın istiyorum, herkes gülsün istiyorum. bugün kendime sıkı bir spor programı yaptım garmin connect ile. sabahları hafif tempo yürüyüş akşamları yüzme ile 1-2 ay içerisinde çakı gibi olmayı planlıyorum. türkiye’de…

sixth.

düşelim bakalım eline… gülüyorum ama emin de değilim bir şey hakkında. ruhen yeni bir hayata başlamak sanırım bu hayatta da bazı şeyler için neden olmasın dedirtiyor. yeni bir ülkede, yeni bir hayatım var, neden olmasın ki. olsun hatta. bugün 6. gün devrildi. ama müthiş yorgunum, saati sabah erkene kurmasam kendimi akşama kadar uyuyabilecek kadar bitkin…

3rd.

3 günü başarılı ile geride bıraktım. günün büyük bir kısmında uyumuyor olmam olanları daha çok düşünmeme ve anlandırmaya sevkediyor sanki. yazdığım notları okurken buluyorum bugün kendimi. kardeşimin düğününde bilincimi kaybettikten sonra hep sözlerimde “ben sanki artık başka biriyim, olanların önemi yok gitmek istiyorum, her şeyden vazgeçen bencillik” gibi sözlerin nedenini sanırım bir yere bağlayabildim sonunda….

november 4th.

başlamak yolun yarısıdır derler. aslında bir önceki yazdığım yazının milat olmasını isterdim ama o gün galatasaray maçına üzülünce yine erkenden yattım. dün tüm gün boyunca aktif olduğum, gece yarısı dışında uyumadığım ilk gündü, bugün de ikinci gün. onuncu, yirminci, otuzuncu günü görmek istiyorum… noel yavaş yavaş yerini alıyor yaşadığım şehirde, insanların yılın bu zamanına kavuşmalarına…

nov 2nd.

aslında dünü milat sayıp artık uykulardan kalkmak istedim ama grip aşısı olunca dün de uykulara gitti. genel olarak iyiyim, çok güçlü hissetmiyorum son hastane maceramdan sonra ama psikolojik olarak o kadar da kötü değilim çünkü türkiye’de yaşadığım bilinç kaybı çok daha üzücü ve rezil ediciydi. o halim bugünlere teselli oldu. çok mutlu bir cadılar bayramı…