time traveler.

evi satın alma sürecimiz bizi çok yormuştu. eşim birkaç off gün alıp bunu haftasonu ile birleştirince vermont’taki göl evimize gitmeye karar verdik. ama gittiğim gece uyuyamadım, ertesi sabah da vermont’un sonbahar renklerinde resim çekeriz bari güzel çıkayım diye kuaföre gittim ama tüm vücudum yorgunluktan dökülüyordu bir de çok hassas hissediyordum. benim dokunma duyum yok, ne anlama geldiğini yazayım, sevdiğim birkaç insan dışında kimseyle fiziksel temas kurmuyorum. türkiye’de kuaförler genelde erkek olduğu için onlar saç kesip boyarken çok yaklaşmıyorlar ama amerika’da durum tam tersi olunca bu olaydan bağımsız kuaföre gitmek benim için bir sıkıntı olmaya başlamıştı. normalde saçımı her ay kestirip boyattırıp saç bakım uygulattırıyorum. neyse kuaföre gittim, saçımı boyamaya başladı ama ben o ara temaslardan rahatsız olmaya başladım. sürekli gözlerimi kapatıp farklı yerlerde olmayı hayal ettim ama bunu başaramayınca daha da strese soktum kendimi. saçlarımı yıkamaya geçtik, kendime biraz moral vermeye çalıştım ohh bak bitiyor az daha dayan diye, bu arada kadının normali budur günahını almak istemiyorum ama saçlarımı yıkarken okşadığını hissedebiliyordum. artık dayanamadım bir sorun mu var baya uzun sürdü yıkama dedim. yok bakım yapıyorum dedi. artık başım dönmeye başladı ve tamamen kendimi kaybetmemeye çalıştım o andan sonra. kurutma sırasında da aynı harekete devam edince baktım yerler kaymaya başladı, durur musunuz demek istediğimi hatırlıyorum  demiş de olabilirim. neyse en son hatırladıklarım bu.

hastaneye girişim öğle vakti 12.30 civarı ama ben akşam 8.00 gibi uyandım. vermont’ta olduğumuzdan eşime ulaşmaları eşimin de beni bulması zaman almış. muhtemelen beni ilk adımla onu da yanlış telafuz ederek uyandırmaya çalıştıkları için hemen uyanamadım. eşim beni uyandırdığında onun ilk merak ettiği şey onu hatırlayıp hatırlamadığımdı. bu sefer hafıza ile ilgili bir kayıp olmadı. sadece rüyamda geleceğe gitmiştim. şubat 2019 yılındaydım, o gün bir arkadaşımın doğum gününü kutlamayı unutmuştum. uyanınca da aynı zamandayım sanıp telefonum nerede ona mesaj atmam lazım, bugün hala şubat’ın 21’imi diye sordum. hayır daha noel devresine bile girmedik şu an 2018 ekim ayındayız diyince durum hafiften ciddileşti. sonra doktorlar peş peşe sorular sorup göz bebeklerime bakmaya başladı. onlara rüyamda bazen ben geleceğe gidiyorum, kaldığımda da etkisinde oluyorum 5-10 dakika bu bulanıklığı yaşıyorum bazen dedim. bugün hastanede kalın dediler. zaten vücudumun tek adım atacak hali yoktu. tam epilepsi krizi geçirmesem de bu bayılmalarda ona benzer bir vücud kasılması yaşıyorum, vücudum bayılmadan birkaç saniye önce hareket edemeyeceğim şekilde kendini kitliyor. epilepsi krizi ile farklı olarak beynimden sıvı gelmiyor ve krizi geçirmeye başladıktan 2-3 saniye sonra vücudum bilincini kapatıyor. uyandığımda ise haftalarca uyumamış gibi yorgun oluyorum. doktorların söylediğine göre uzun yıllar kullanılan psikolojik ilaçlardan sonra bu ilaçlar beyinden tamamen çekilirken epilepsi krizine benzer bir süreç yaşatıyor bedenime. eğer yolculuk etmişsem, sarhoşsam, yorgunsam veya heyecanlıysam bu durum daha da çabuk meydana geliyor. şifasız bir rahatsızlık değil yine başka bir psikolojik ilaçla tedavisi mümkün, sanırım durumu artık kabullenip o ilacı hep kullanmaya alışmak gerekiyor.

doktorlar odamdan çıktıktan sonra eşim de telefonunun şarj kablosunu almak için eve gitti. evimiz şehir merkezine uzak, hastane ile ev arası 2 saatlik yol olduğundan sen uyu dinlen dedi. ben de zaten bu anı gözetliyordum. uyuyabileceğim en rahat yerlerden birindeydim, hemşireler tarafından sürekli kontrol edilecektim ve daha önce yazdığım gibi çok yorgundum. o an tek istediğim şey geri uyumaktı.

ben yıllardır rüyalarımda astral seyahat yaparım. sadece son 2-3 yıldır psikolojik durumuma bağlı olarak bulunduğum boyutta çok fazla beden dışı deneyim yaşamadım. yani bedenim yatakta yatarken onu dışarıdan görmedim. ama her gece ruhumun varlığını (ruhum diyerek insanların dini inanışlarını rencide edecek bir söz söylemek de çok istemiyorum aslında enerji beden de olabilir çok takılmıyorum tanıma) uykuya dalmadan önce bedenimi terkettiğini gırtlağıma takıldığında hissedebiliyordum. (en son gırtlak kısmından çıkıyor sanki) bu his aslında rüyanızı başka boyutta da yönetebileceğinizi anlatıyor o an size ama çok umursamıyordum artık eskisi gibi astral seyahat yapmayı. aslında gitmek istediğim iki yer var ama yeterince konsantre de olamadım sanırım. birisi kendi yarattığım dünya, cennetim dediğim yer, 22 yaşından beri orayı inşa ediyorum. (aynı yere gitmesem bu rüyayı lusid olarak tanımlardım) dünyada eşi benzeri olmayan bir güzellikte bir yer. orada olunca dünyadaki yaşantıma dönmek istemiyorum. diğeri de geçmişim. rüyalarda geleceğe gidebiliyorken geçmişe ne yaparsam yapayım dönmeyi başaramadım. ta ki düne kadar.

2019 şubat ayına gittiğimde kaybolmuştum. yani o an rüyada zaman yolculuğu yaptığımın farkında değildim. ama bu sefer gittiğim yerin neresi olduğunu biliyordum ve hangi yıl olduğunu. 1996. ve o an yatakta uyuduğumu da biliyordum. her şey o kadar eski ki, yollar, binalar, arabalar. kendimi insanlarla konuşurken buluyorum. onlarla konuşmak inanılmaz keyif veriyor ama her konuşmamda gelecekten geldiğimi belirten bir cümleyi ağzımdan kaçırıyorum. kendi evime gitmek istemiyorum. küçüklüğümü görmek istemiyorum. sanırım korkuyorum. evimden uzak duruyorum. sokaklarda huzur içinde tek başıma geziyorum. sonra neden bu yıla gelmek istediğimi düşünüyorum. çünkü burası hayatımın en çok unuttuğum yeri. en kimsesiz ama en huzurlu dönemim. rüyamda sadece 1996 yılında 2-3 ay yaşadıktan sonra uyandım. aslında şu an hatırlayamadığım bir sürü arkadaş edindim, birçok kişi ile maceradan maceraya koştum ama bu satırları yazana kadar aklımdan birer birer çıktılar.

bunları yaşarken 10 saat aralıksız uyumuşum. ama dediğim gibi 2-3 ay ordaydım. günler geçirdim, uyudum uyandım, yaşadım. her ne kadar bir tatil planımız daha hastane ile mahvolsa da üzgün veya mutsuz değilim. geçmişe gitmek çok güzel bir duygu.  rüyalarımda hep geleceğe giderdim şimdi geçmişe de gidebileceğimi hissediyorum.  sonunda bunu başardım. eğer pratiğe dökersem zamanda istediğim kadar geriye gidip kaybettiğim her şeyle özlem giderebilirim. geleceğe gittiğimde gerçek olup olmayacağını eğer gerçekleşmezse bilemiyordum. ama geçmişe gittiğimde bunun bir önemi yok. geçmiş zaten geride kaldı.

göl evine başka zaman yeniden geliriz artık. zaman yolcusu olmak çok güzel.

kapı açıldı…

saçlarımı da 35 yaşıma girdiğim ilk gün orijinal haline geri kazandıracağım.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.