city.

dün kendime yaptığım yapay anne karnından çıktım. yazın son güneşini yakalamak için şehrin sokaklarına attık kendimizi, anlamsızca dolaştık, spor bir bara oturup bira içtik, eve gelip köpeğimizle oynadık. mutlu olmaya çok uzak olsa da huzurlu bir akşamdı.

babaannem 2 kalp krizi geçirdiği halde yoğun bakımda hala savaşıyordu. bu sanki torununa verdiği son mesajdı. asla vazgeçmeyeyim istiyordu. hayat ne olursa olsun bırakılmayacak kadar anlamlıydı, sonu geldiğinde bile bir dakika bile fazla yaşamaya değerdi.

bir süre dinlenmeye karar verdim. eşim işe başlamamama sevinmişti, içinde olduğumuz süreç 2018 yılı itibarı ile çok hızlanmıştı, nerede olduğumuzu bir türlü anlayamadan birden amerika’ya düşmüştük ve ben daha önce çalışmadığım bir alanın yükü altında eziliyordum. bana fazlaydı sanki, kendime bunu itiraf edemiyordum ama bu hastalıkla hepsi ortaya çıkmıştı.

zaman her şeye iyi gelecek gibiydi. kendimi bugünlerde bilinmezin boşluğuna bırakmış bir tüy gibi hissediyordum.