countdown.

eylül sanki en çok onu özlemişiz gibi bir türlü gelmek bilmiyor. 4 aydır türkiye’ye gitmedim, bu yurtdışında geçirdiğim en uzun zaman. daha önce de yurtdışında uzun kaldım hatta amerika’da da kaldım ama arada gidip geliyordum. çok heyecanlıyım, bir yandan da endişeli. 20 gün her şeye yeter hesaplarımızın üstüne oturup düşününce aslında hiçbir şeye yetmeyeceğini gördük….

sat.

hayatın rüyalardan bağımsız olduğunu anlatır bana kediler. rüyamda kediyi gördüğüm an gerçek değildir anlarım. aynı zamanda uyandığımda da kedinin bana kattığı anlamı aşmış olmak onun dışında bir dünyada hala var olabildiğim için mutlu eder beni. ama gene de bir zamanlar kedinin hayatında olduğunu bilmek güzeldir. kedi eski bir dost, ilk arkadaştır. bu hayatta bana ilk…

lift up your hearts.

bugün 4 aydır hiçbir psikolojik yardım almadan mutlu olduğumu bir iki olay dışında hiç bunalmadığımı yada kötü hissetmediğimi farkettim. türkiye’deki en iyi hayatımız amerika’nın en sıradanıyla bile yarışamıyor. daha ilk günümüzden itibaren yaşam kalitemiz gözle görülür bir şekilde arttı. sadece konum olarak değil ben de tuhaf bir şekilde içimde bir ayrılma yaşıyorum zihnimdeki ve kalbimdeki…

follow you follow me.

çok basit bir düşünceydi. sadece kendine dışarıdan bakabilmeyi amaçlayan. zamanın 3. yıla vurması mı yoksa ruhen iyileşmem mi neden buna bilemiyorum, son yazdıklarımdan 2 gün sonra kesin kararımı verdim. eşim ile tatilden dönerken son 100 mile’i benim kullanmamı istedi ama ben 300 mile’in nasıl geçtiğini anlayamamıştım bile düşünmekten. nerdesin dedi, dedim burdayım. değilim. burdayım. burdayım….

idea.

içindeyken farkına varamıyoruz yaşadığımız hiçbir anın. sonra anlaşılıyor sanki her şey, zamanla daha anlamlı hale geliyor ya da en mutsuz olduğunuzu düşündüğünüz an bile eğer üzerinden yeter kadar zaman geçerse tuhaf bir büyü bırakabiliyor. böyle olunca dışarıdan bakmak istediğim bir şeyin daha olduğunu farkettim. biraz dışarı çıkarsam belkide her şeyi görebilirim diye düşündüm. hiçbir şekilde…

lake house.

bu sabah sahip olduğumuz şeylere şükrediyorduk montpelier’e giderken. eşim hep göl evinde sevdiği kadınla birlikte olmayı hayal etmişti, mutluydu. ben ne hayal etmiştim diye sordum kendime. sonra anladım ki ben hiçbir şey hayal etmemiştim ve ben hayal etmedikçe güzel şeyler beni bulmuştu. hayatta böyle mutlu olmuştum. ilk aklıma gelen başarılarımı düşündüm. hiçbirini büyük bir hırsla…