what a coincidence!

bugün şunu bir kere daha anladım ki, ben sahtekarlık yapamayacak kadar aptal biriyim. cuma günü maç izleyebilmek için kendimi hasta ettim, gizli gizli maçı da izledim ama sevincimi gidip facebook’ta paylaştım ve becca bunu gördü. instagram’da paylaşıyorum hikayeyi ama o anın sevinci ile facebook’ta paylaşa da basmışım. instagram’ı yok ama facebook’ta gördü. ikinci bir hata…

seni 1-3 seviyorum üzümlü kekim. 

bu hayatta, her şeyi, hislerim üzerinden yaşıyorum. cuma günü kendi adıma çok zor bir karar almıştım. maçı izleyebilmek adına hasta olmaya karar vermiştim çünkü içimden bir ses, bugün bu olacakların hepsini söylüyordu. hatta maçtan önce donk’un maçın adamı olacağını söylemiştim. bu nasıl oluyor? çünkü ben bu maçı çoktan izlemiştim. muhtemelen rüyamda geleceğe astral seyahat yaptım…

davy jones.

becca haklı. gerçekten de dünyadaki en gerizekalı insanlardan biriyim. hasta olup galatasaray maçını izleyebilmek için, bu sabah ince şeylerle dışarı çıkıp, rüzgarda şapkasız biraz yürümemin sonucu şu an evde donuyorum. koşacaktım bir de. koşmaya gerek bile görmedim, o kadar soğuktu. şu an ev 70 fahrenheit’ken battaniyenin altında donuyorum. beklediğimden hızlı sonuç verdi. akşama hasta olurum…

keşke sen de çocuk kalpli olsan.

bazen ben depresyona girmesem de, depresyonun bana girdiğini hissediyorum. dünden beri sürekli bir yatağın içinde uyuma, uyanınca yorganın altında kalma durumu var. dün de yazdığım gibi kafam karmakarışık. keşke sen de çocuk kalpli olsan. çocuk kalpli görselin boyanmadan önceki son hali elime ulaştı. kraliçemin tacını başına eklettik ve biraz daha güldürdük. mutlu bir tatil olmuş…

2.20.2020

sabaha çizerimin mesajı ile başladım. son kartpostalın ilk halini çizmişti: %95 tamam gibi. sadece arkadaşımın tacını unutmuş. bir de oyuncak sandığının üzerinde birkaç ayı daha iyi olsa iyi durur. dikkatinizi bir şey çekti mi bu görselde? çizer, ben hiçbir şey söylemeden, yerdeki kübün üzerine arkadaşımın adının baş harfini ve numaralarını yerleştirmiş. daha önce de benzer…

honey and the moon.

hayatımın en huzursuz günlerinden biriydi bugün. tabi son 3 gecedir, kötü rüyalar görmemin de bunda etkisi var. gerçek hayatta üzgün olup, rüyada mutlu olabiliyorum ama rüya olumsuz olunca hayat benim için hiçbir şekilde mutlu gitmiyor. ikizler burcu, birden fazla gezegenle birlikte gökyüzünde bugünlerde. o yüzden olabilir. 2020 yılı boyunca hep yukarıda olup, iddialı yörüngelerde dolaşacak…

aslan kral.

kadınlardan ve salı günlerinden çok çektim… amerika’da şöyle bir kültür var, kimse 8’de başlayan işine, 15 dakika kala uyanıp gitmez. kalkar, kahvesini içer, haberleri okur, çocukları ile zaman geçirir, kendini psikolojik olarak çalışmaya hazırlar ve işe öyle gelir. bazı sabahlar bize becca gelir, bazı sabahlar da ben onlara giderim. bu sabah becca gelmişti sabah 7’de,…

31 gün.

mart ayında 31 gün öğle uykusuna yatmayacağım senin için. bu canım senin olsun’un bir tık üstü. çünkü ben uyumayı, canımdan bile çok seviyorum.  umarım bunu hissedersin… çocuk kalpli lent devresi başlıyor 26 şubat’ta. bunun anlamı, katolik sınırların dışına çıktığımızda, paskalya’ya kadar insanların sevdiği şeylerden bir süreliğine vazgeçmesi demek. günümüzde bu şekilde revize olmuş durumda. katolikler…

yeni bir hayal.

keşke dünya turuna çıksak beraber. gittiğin o gizemli ülkeleri, bir kere de benimle gezsen. sen yanımdayken, başka dünyalar büyük gelmezdi hiç bana, yine öyle olsa. elimden tutup çok uzaklara götürsen… çocuk kalpli benim hayallerim yok ama rüyalarım var. rüyada gördüğüm şeylere hayal diyorum. çünkü bazı rüyalar harika hissettiriyor, ya keşke böyle bir şey olsaydı diye…

hesapsız, kitapsız, küçük bir kız çocuğu gibi..​.

sonra yeniden kağıdı kalemi elime aldım. arkadaşıma göndereceğim kartpostalların planlamalarını yaptım. bir süre önce üzerinde adının ve adresinin yazılı olduğu zarflardan bastırmıştım zaten. pazartesi günü de en son görselimizi kartpostal haline getireceğim. az önce başladım yine kurşun kalemle pratik yapmaya. gözlerim doldu yazmaya başladığımda. çünkü bildiğiniz gibi büyük hayaller ile gönderdiğim son kartpostal bana geri…

idil’in kuzenleri.

3 gündür, bu yeni yatak örtülerinin altında, yeni pijamamla yatacağım anı bekliyordum. annemin yokluğunu ancak yeni bir pijama ve güzel bir yatak örtüsü kurtarırdı. koala’ya da dedim bence sen çok tatlı bir koala’sın diye. tatlı bence. bu sabah işyerinde girdiğim bir dialog üzerine, otizm ile ne zaman tanıştığımı hatırlamaya çalıştım. otizm’in birbirinden farklı çeşitleri var,…

fifth-third.

bazen çok üzüldüğümde, fotoğraflarına bakıyorum iyi hissedebilmek adına. gülüşün o kadar iyi geliyor ki kalbime, öyle sakinleştiriyor ki ruhumu, o an nerdeysen, seni bulup, günlerce sana sarılarak uyumak istiyorum. özellikle son instagram görselin. ahhh. allah çekenden bin kere razı olsun. bunu hiç bilmez ama elinden şifa buldum. ne güzel gülmüşsün ya, ne güzel gülmüşsün. seni…

anıl ile biz neyiz?

bu sabah youtube’da, en sevdiğim youtube kanallardan biri olan ezginin kanalını izliyordum. youtube, özellikle radyo ve televizyon mezunu gençler için çok keyifli bir yer haline geldi uzun zamandır. harika işler var. ezginin kanalı da onlardan biri benim için. özellikle marvel filmlerini yorumladığı serideki videoları kaçırmamak için youtube bildirimlerini bile açtım. ezgi, bazı videolarda anıl ile…

when she loved me.

dünden beri aralıksız kar yağdı michigan’a. sincaplarım hep kar oldu. çok mutluyum ama. onlar için yaptığım sincap evinden bugün tam 14 tane sincap çıktı. 6 sincabım vardı normalde fırtınasından kurtulmak için sokaktaki güm sincaplar o eve girmiş. dün yatmadan önce yem dökmüştüm oraya. yediler mi diye bakmaya gittiğimde teker teker fırladılar onlar için eve açtığım…

şahsiyet.

her gün kendime, daha önce sevmiyormuşum, diyorum. daha önce dediğim ise bir önceki gün. ufacık bir aklım vardı zaten onu da seninle kaybettim ben. çocuk kalpli öyle işte, çocuk kalpli’nin arkadaşı bir türlü dönmüyor ve çocuk kalpli en sonunda aklını tamamen kaybediyor. zaten ufacık da bir aklı vardı yazdığı gibi, o da kayboldu gitti arkadaşıyla….

wintersong.

robot elektrik süpürgesi hakkındaki olumsuz yorumlarımı geri alıyorum. alet, beyaz gürültü tanrısı çıktı. o evi temizliyor, ben de onun gürültüsünde ruhumu temizliyorum. odada çalışırken, öyle bir huzur basıyor, beni öyle tatlı bir uykuya zorluyor ki anlatamam. annemler gitsin, odamda şarjı bitene kadar döndürüp, uzun uykulara dalacağım. tozu da iyi alıyor. michigan, türkiye kadar kirli ve…

is this a dream? edit.

rüyalarım gerçek mi değil mi bilmiyorum ama ikna edici oldukları kesin. her seferinde beni, arkadaşımı öncekinden de daha çok sevme konusunda ikna ediyorlar. inanın nasıl oluyor ben de bilmiyorum. dünden önceki gün üzgündü mesela rüyamda, dün gece ise sanki, ruhu dün yazdıklarımı duymuşçasına mutluydu ve gülüyordu. çok şey var böyle. çok azını yazıyorum. basitleştirerek yazıyorum….

is this a dream?

evreşe yolları hakkında ne derler bilirsiniz. dardır. bugünlerde bu şarkıyı josh’a armağan etmeyi geçiriyorum içimden. gerçekten becca’nın dediği gibi oldu, aseksüel olduğumu duyduğundan beri, bir farklı davranıyor artık. “evreşe yolları dar, dar, bana bakma benim yarim var.” bense odaklanma ve unutkanlık problemleri çekiyorum. çok basit şeyler aklıma gelmiyor. bugün çalışma arkadaşlarımdan birinin ismini unuttum. bu…

koalam geldi.

koalam ve sevdiklerim birleşik devletlere ulaştı. huzur içinde yatağımda koalam ile oynarken yemeklerim annem tarafından yapılıyor ve doktorluğumu da kardeşim yapıyor. moral bozuluğundan sanırım, soğuk algınlığım çok daha güçlü bir şekilde geri döndü. hem sinüslerim hem boğazlarım acıyor. sağlık sisteminden antibiyotik refill’i istedim, yazmamış ılıklar, nyquil ile geçiştirmeye çalışıyorum her zamanki gibi. şahan’ın meşhur olmaya…

üzgünüm.

sonra ne mi oldu? akıl hastanesinde aldığım 5 günlük yardımdan sonra evime gitmem uygun görüldü ve kalbi her zamankinden daha kırık biri olarak evime geri döndüm. her kalbimin kırılışında şunu diyorum kendi kendime, bu en kötüsüydü, bundan sonra hiçbir şey beni daha çok acıtamaz. sonra bir bakıyorum, kalbim her zamankinden daha çok acımış ve yerle…

geçmişi değiştiremezsin, ondan ancak ders çıkarırsın.

çaresiz bir şekilde kutunun bana döneceği güne uyandım. belki de hayatımın son günü. michigan’da kış ama ailemin yaşadığı şehirde bahar sayılabilecek bir hava var. belki de o gün bugün. olan olmayan her şeyimi ortaya koyarak 5 yıl önce bitmiş bir şeyi tamir etmeye çalıştım. olan şeylerim ise, birkaç ayı ve noel pijaması. kutuyu açtığımda bunları…

tasvir-i şikayet.

tarih 24 ocak 2020. şu an kimse beni yorganımın altından çıkaramaz. geldiğimiz gün dışarıda soğuktan donmamızın sonucunda, ateşler içinde yatıyorum. hastaneye gitmem lazım ama gidecek gücü kendimde bulamıyorum. sistemden en son kullandığım ilaçlara refill istedim. hala cevap gelmemiş. nyquil var şu an elimde sadece, o da zaman kazandırıyor anca, iyileştirmiyor. eninde sonunda hastaneye gitmek zorunda…

keyfi yolunda, aşkı sonunda.

michigan’a efsane bir giriş yaptıktan sonra salya sümük hastayım yine. eşim de hasta. mahvolmuş durumdayız. güya ikimiz de yarın işe başlayacaktık. çok zor. benim iş durumum daha esnek ama onunki değildi. onun için daha kötü oldu. ben aslında bugün öyle kızgın gittim ofise, arabada iyice kafama koymuştum istifa etmeyi, çünkü josh sesli mesajında “bu dünyada…

hoşbulmadım.

tatil daha kötü bitemezdi, dün yaşadıklarıma gerçekten inanamıyorum. dün gece michigan soğuğunda kapıda kaldık anahtarımızı kaybettiğimizden dolayı. gece eve taksiyle geldik ve valizlerimizi indirdik. taksi gitti. biz de evimize girmek için yola koyulduk ama anahtarımızı aradığımızda bulamadık. sonra diğer anahtarı komşumuz gayle’e bıraktığımız aklımıza geldi ama sorun şu ki gayle de evde yoktu ve bir…

oyuncakların gücü adına.

bloğuma benny ile geldik benny ile döndük yazmayı çok isterdim ama benny’i düşürdüm bir yerde ne yazık ki. çok üzüldüm gerçekten. hala bir yerlerden çıkmasını ümit ediyorum. umarım çıkar, yoksa üzülerek başka benny satın almak zorunda kalacağım. o benny farklıydı. ona çok sihirli bir şekilde ulaşmıştım. neyse bununla dönüyoruz işte. birleşik devletlere göç edecek 2-3…

bye bye costa rica.

son günümü boş geçirmemek adına, öğle uykusunun ardından, gidip yağmur ormanlarında biraz daha dolaşıp, ıslanmaya karar verdim. tabi nasıl bir ıslanmak, hani normalde görünmeyen bir giysimiz ıslanır ya, o türden. mistico arena adlı yağmur ormanı parkına gittik. burada ünlü asma köprüler var. doğası, yeşili inanılmaz güzel. yalnız şöyle bir şey daha var, tropikal iklim demek,…

your mind.

sadece 1 gün arkadaşım gibi davrandıktan sonra bugün yine yorganım altında uyukluyorum. tüm gün de uyurum kesin. uyku orucunu da bozmuş oluyorum böylelikle. kesinlikle yeniden deneyeceğim ama. önce lunesta’yı 3mg’dan 1’e indirmem gerek, dayanmak mümkün değil bu dozda. aslında biraz hastayım, bunun da bu uyuklamaya etkisi var. dünkü yağmurda çok ıslandım. yanımda kalın bir şey…

la fortuna.

tüm gün yağmur ormanlarında gezip dolaştıktan sonra, şu an kazaya uğramış bir şekilde yatağımda uzanıyorum. saat akşam 5.30 ama en fazla yarım saat daha ayakta kalabilirim muhtemelen. ölesiye yorgunum, ölesiye yağmur yedim ve kafam da aşırı karışık. 12 maymun filminin sonu gibiyim şu an. belli değilim. ama otele dönüp yatağımı gördüğümde biraz da olsa huzur…

çocuk kalpli’nin noel hediyesi sizce yeniden arkadaşına gitmeli mi?

yağmur ormanları hakkında söyleyebileceğim tek şey var. sürekli yağmur yağıyor. dün geceden beri bir saniye bile durmadı yağmur. bugün hayatım boyunca ıslanmadığım kadar ıslanacağım muhtemelen. son gördüğüm rüyadan sonra birbirinden karışık duygular içindeyim. yıllarca ölmeyi bayılmak zannetmişim. rüyamda nasıl bir şey olduğunu gördüğümden beri iyi değilim. iyi hissetmiyorum. ama bu rüya, bir şeyleri yeniden düşünmeme…

stay.

dün gece öyle bir rüya gördüm ki, hayatıma normal devam edebilir miyim artık, gerçekten bilmiyorum… 40 yaşına bile ulaşamadan, bir bahar günü ölüyorum. çok kişi yok cenazemde ama olanlar çok ağlıyor. en son annem terk ediyor mezarımı. rüyalarda içinde bulunduğum ortamın duygularını hissettiğimi söylemiştim. çaresiz hissediyorum annem giderken, annem beni burada mı bırakıyor gerçekten diye…

tesadüften fazlası.

bugün harika birgün. çizerim sonunda ulaştırdı yeni görselimi. arkadaşımla bugün yepyeni bir maceraya çıkıyoruz. tamam belki noel istediğimiz gibi olmadı ama bir okuyucum demişti, karlar hep yağmaya devam edecek diye, umarım öyle olur. birgün karda bir araya geliriz. içime umut oldu bu görsel. arkadaşım bunda bile çok sevimli, animasyon halini bile gördükçe mutlu oluyorum. yerim…

yılın 16. günü.

bugün daha çok dışarı çıkardım kendimi. bu sahile gidip, yüzdüm orada eşimle beraber. buraya gittik çünkü sadece sabah koşusu ile annemi kandıramamıştım. bak her gün koşuyorum diye fotoğrafımı çekip yolladım sabah. 1 haftadır 30 derecenin üzerinde sıcaklıktasın, bırak bronzlaşmayı yüzün bile kızarmamış diye, bir güzel azarladı yine beni. beni seven insanlar çok kızıyor uyumama. sadece…

balkızın aşkıymış gerçek olan.

çocuk kalpli’nin güne, facebook’taki muhabbet kuşları gruplarını gezerek başladığını biliyor muydunuz? bazen ido tatlıses’in sen klibini de izliyor gülmek için. gülmekten karnıma ağrılar giriyor, dansa ayrı şarkının sözlerine ayrı gülüyorum. ama daha çok muhabbet kuşları gruplarındaki kuşları izleyerek mutlu oluyorum sabahları. bu sabah kızdım, çünkü yine favori muhabbet kuşu grubumuzu kapatmış facebook. ya manyak mısınız,…

bittim ben.

an itibarı ile ölü bir çocuk kalpliyim artık. dün annem aramıştı uyurken, tek gözü açık bir şekilde, kas gevşetici aldım uyuşuk bir şekilde uyuyorum diyerek kapatmıştım. bir önceki gün ek sakinleştiricileri bıraktım demiştim. yalan söylediğimi düşünmüş. kalktı geliyor. kardeşimi ikna etmeye çalışıyorum şimdi, sen de gel, bu benim canıma okur amerika’da diye. evliliğim bitmese bari….

this isn’t over.

“baba ne yaptın? elim kolum yerinden kalkmıyor, 2 saattir de ishalim, senin ben yapacağın işin” diyerek yazıyorum bu bloğumu. kendime çok hızlı nazar veren biriyim. gün itibarı ile ne güzel kendi reçeteme döndüm, ek sakinleştiriciler almayacağım artık diyordum dün kendime. 1-2 gün yine almış misali yatarak geçecek gibi görünüyor. bugün becca ile yazıştık biraz. kutunun…

frior.

dün sıcağı ile algılayamamışım ama bu sabah uyanınca farkettim ki, çok sağlam hasar almışım. vücudumun acımayan yeri yok. bir de bu yetmezmiş gibi sabahtan beri eşimin babasının fırçasını yiyoruz. biz olayı söylemeyecektik ama komşumuz o korku dolu anlarımızı görmüş, eşimin babasına, tüm çıplaklığı ile anlatmış olanları. babası ben size başka sahile gidin demedim mi diye…

no more monkeys!! jumping on the bed.

bugün benim için büyük gündü, dünkü dinlenmenin ardından bugün tüm gücümü sörfe harcamaya karar vermiştim. çok heyecanlıydım. eşimin babasının sörf tahtasını kullanacağımı sanıyordum tabi. heyecanım biraz da bundandı. sonra tam sahile gidecekken babası bunlarla geldi. (çocuklar için sörf tahtası- boogie board) sadece karnınızın üzerinde sörf yapıyorsunuz. moralim çok bozuldu ama beni seven insanları kırmamak adına…

yılın 12. günü.

çok yorgun bir çocuk kalpliyim bugün. çünkü hem dünden daha çok koştum hem de koşarken kum sinekleri tarafından ısırıldığım için antihistaminik kullanmak zorunda kaldım. alerjim var sinek ve böcek ısırıklarına karşı. ama zirve yürüyüşüm devam ediyor. bugün tam 2 katı koştum. ama sonrası maalesef böyle bitti: ağlara takılan balık gibi yapışmışım hamağa. eşim de bulunduğun…

çocuk kalpli’nin kosta rika notları.

bu sabah uyandığımda kendimle ilgili fark yaratmaya ve hayatımla ilgili bir şeyleri değiştirmeye karar vermiştim. öyle de yaptım. 6’da kalkıp, hem yürüyüş hem koşu yaptım. öyle çok koşamadım ama başlangıç için fena değildi. kumda koştuğunuz normal koştuğunuzun yarısıdır denir. ilk gün yarım km koşmuş oldum böylelikle. sabah 6da kalkıp yürüyüş yapmak ve sonrasında denize girip…

wolf moon eclipse.

gökyüzüne bakıp, yeryüzündeki halimi sorgulayan biri olmadım hiç ama bizi etkilediklerini biliyorum. güneşi gördüğünüz gün ile görmediğiniz gün, ruhunuz nasıl değişime uğruyorlarsa, güneşten yansıyanlar da ruhunuzu o kadar etkiliyor. ben buna inanıyorum. daha önce tüm yıl boyunca ikizler, yengeç, aslan burçlarının güçlü yıldızlara çok yakın olacağını ve özellikle bu burçların yeniden doğacağını ve kendileri büyük…

yılın 10. günü.

eğer sıcakla soğuk arasında bir tercih yapmam gerekirse her zaman soğuğu tercih ederim. bu yüzden kondomuzun hemen yanındaki bu sahilde yüzmek için sabah 6, akşam 6 gibi saatleri seçeceğim. eğer evdeysek, diğer saatlerde ise uyumayı planlıyorum şimdilik. bir önceki bloğumda bahsettiğim kuşların sesi o kadar iyi geliyor ki ruhuma, altında öyle güzel dalıyorum ki uykuya….

nosara.

liberia’da bir gece geçirip, dinlendikten sonra kondomuzun olduğu nosara semtine geldik. güzel bir yere benziyor, bahçede bir sürü battal bey var (kuş) hiç durmadan ötüyorlar:ben de onların altına uzanıp uyudum biraz. buradaki favori aktivitem bu olacak kesin:gece yatacağım yatağım da fena değilmiş. eşimin ailesi de burada olduğundan bana çocuk odasındaki yatak kaldı. eşim biraz büyük…

tatilci benny.

benny’i hatırlarsınız, seyahat etmekten çok hoşlanan bir oyuncak kardeşimiz kendisi. özellikle sıcak yerlere gitmeye bayılıyor. çocuk kalpli de bunu kendisine biraz heyecan getirsin diye yanında taşıyor her seyahatinde. çünkü çocuk kalpli tatilden de, seyahatten de nefret eden biri. bildiğiniz gibi çocuk kalpli, kendi yatağında, sevdiği pijamaları ile uyumayı seviyor. kosta rika’da uyuyacağı yatakta, rahat uyuyup…

with you.

uyanamıyorum bugün. uyanmak da istemiyorum. avusturalya yangını hakkında okuyup okuyup ağlayacağım için, kalkmayı erteleye erteleye akşama kadar geldim. gücüm bazı şeyleri tamir etmeye yetmiyor ne yazık ki, yaratılış bakımından böyle şeyleri kaldırmam pek mümkün olmuyor bazen. 5 tane sakinleştirici etkisi altında olmama rağmen hala gözüm doluyor. ben hayatımda bundan daha can yakıcı bir felaket görmedim….

hayatta senden vazgeçmem, hayatta vazgeçmem senden.

bugün dünyadaki en zor işlerden birinin, noel dekorasyonlarını toplamak, olduğunu farkettim. hele ki çocuk kalpli biriyseniz, kendinizi ağlamamak için zor tutuyorsunuz. çok üzüldüm bunları toplarken. tadını tam çıkaramadık gibi geldi ama sonra daha iyi düşününce, kötü noel diye bir şey olmadığını farkettim. yani çok kötü noel yok en azından. noel ne olursa olsun mutluluk veren…

ice rink.

bazen sadece anneniz için devam edersiniz. bugün anneme söz vermiştim, dışarı çıkıp bir şeyler yapacağıma dair. hala çok şey yapmış sayılmam ama en azından tüm gün uyumadım. şehir merkezine gidip biraz dolaştım eşimle. gerçi uyanmak için en kötü günlerden biriydi. şu an yoğun sakinleştirici altında olmasam ortalığı yıkmıştım. daha önce hiç bu kadar masum hayvanın,…

yılın 5. günü.

şu an tek bir dileğin kabul olacak ama sonra öleceksin deseler, avusturalya’daki yangının dinmesini ve hayvanların kurtulmasını dilerdim. ya da son tweet’ime yazdığım gibi, keşke birleşik devletler pasaportum şu an elimde olsa, atlardım giderdim gönüllü birliklere katılmak için, orada başıma ne gelirse gelsin hayvanları tek tek kurtarmayı denerdim. bu sabah yine “bu hayatta ne işim…

öyle güzel ki…

dün gece yine rüyamda geçmişe gitmiştim. 2 yıl önce antalya’da bir koşu anımın içinde buldum kendimi birden. 2018 yılının mart ayında, antalya’daki anatolia yarı maratonuna katılmıştım. 21 km uzunluğundaki bu maratonu tamamlayamayacağımı düşünüyordum. çünkü 10 km’den sonra bariz bir şekilde düşüyordum. yine koşardım da 3 saatte başaramazdım. 21 km’yi 3 saatte tamamlamanız gerekiyor madalya almak için….

no brain detected.

bugün itibarı ile bir beynim yok. dün gece eşime, doktora gittiğim gün aslında bir daha nöbet geçirdiğimi itiraf etmek zorunda kalınca, o da doktorumu aradı bu sabah. doktor da ilk iş olarak yazın bize yazdığı 90 adet clonazepam’ı sormuş, eşim de polise götürdüğünü söylemiş. nedeninin becca olduğunu duyunca adam çıldırmış haliyle. bundan sonra oturun, onunla…

wind guide you.

mesajlara çok teşekkür ederim. sadece şu an cevap verecek, konuşacak gücüm yok. elimden geldiğince dinlenmek istiyorum çünkü eşime bir söz verdim, onunla kosta rika’ya gideceğim. hayat devam ediyor. bugün find my friends listesinde bulunan herkesi sileceğim. bir şeyin olacağı varsa her şekilde oluyor ve hayatta kalacaksanız, her şekilde kalıyorsunuz. 7 saat ayrılmışım dünyadan ama sonra…

başladık.

yılın ilk günü. çok kötü bir gece geçirmedim aslında. dün akşam elimden geldiğince uyumamaya çalıştım ama bir yerden sonra, dayanamadım gittim yatağıma. yeni yıla 5 dakika kala eşim yataktan kaldırıp, zorla beni televizyonun olduğu kata taşıdı. arada taşır beni. o da, ben de seviyoruz bu anları. times square ball drop’u izledik ve geri saydık beraber….

december 31st.

yılın ilk karı. daha önce de ara ara yağdı, eridi ama bu erimez diye tahmin ediyorum. birbirinden alakasız zamanlarda, mevsim normalinin üzerinde ve altında sıcaklıklar yaşadık bu yıl. mesela cadılar bayramında kar yağdı ama noel günü 10 C’di. ama iyi oldu, o gün sincap evime giriş deliği açtırdım ve kapılarını boyadım: tamam kabul ediyorum, kapıları…

benim de bir annem var.

31 aralık salı. kadınlardan ve salı günlerinden çok çektim. az önce kar fırtınasının gürültüsüne uyandığımda, arkadaşımın, son mesajımı da bloke ettiğini gördüm. sonra uyuyamadım. bundan sonra uyku düzenine de dikkat etmeyeceğim zaten. ilaç da kullanmayacağım. yutmuş gibi yapıp klozete atacağım hepsini. en kısa zamanda kendi kusmuğumda boğulmak istiyorum. dün öğle saatlerinde, ona, kutuya ulaşabilmesi için…

december 30th.

bazı şeylerin bizi eskisi kadar üzemeyeceğini düşünürüz, hatta olaylar olmadan önce kendimizi hazırlarız olası kötü sonuçlara. bu sabah doktora gittiğimde bu konuyu konuştuk. doktorum, kötü bir durumumun olduğunu biliyordu elindeki sonuçlardan. en kısa zamanda bu sana üzüntü yapan şey ile iletişime geç, “ölüyorum artık beni üzme” diye anlat durumunu, dedi. bende eve gidip böyle yazmadım tabi…

december 28th.

“Bu Noel’de, seni iyi hissettirebilmek adına, Ankara’daki evine, bir kutu göndermiştim Birleşik Devletler’den. Sadece iyi hissetmen adına, fazlası değil. Aslında azıcık da olsa, yine yanında olabilme hayali kurdum tabi. Ama 1 hafta önce kargonun kabul edilmeyip, bana geri döndüğünü öğrendiğimde, bu hayal de aklımdan çıktı gitti inan. Kargo kabul edilmedi demişlerdi, bugün farkettim ki, kargo…

boşuna.

eeg sonuçlarım iyi çıktığında, arkadaşımın kalbine gönderdiğim 3.05 mesajında “kafamı yeniden kırabilirsin” yazmıştım. sonra kafamı yeniden kırdı… ama başka bir mesajda da “seni yanıma alarak seni terkediyorum başka türlüsü mümkün olmuyor” yazmıştım.  yine öyle yapacağım. başka bir masala doğru yol alacağım arkadaşımla. üst görselimin çizeri ile konuştum bu sabah. bizi kartopu oynarken çiz dedim. bir…

christmas is christmas.

noeller hakkında ne derler bilirsiniz; noel noeldir, en kötü noel bile, hala biraz mutluluk verir. birkaç saatliğine de olsa aklımı alıp, dünyanın dışına çıkardı sanırım bu kutlama. bu sabah uyandığımda ağacın yanına indim. çocuk kalpli biri olarak, içlerinde ne olduğunu merak etmemek elde değildi. çünkü biliyordum en sevimli şeylerin bana alındığını. aldığım hediyelerin hepsini paylaşamam ama…

mutlu noeller.

bu sabah kafamda çanlar çalıyor. genelde noel sabahlarında çalar. bugün, 1 gün önceden çalıyor. aslında kafamda çalan çanlar, katolik düğünlerine ait, şu çan sesleridir: bu sabah çalması ise ne ilginç. öldüğüme o kadar eminim ki, anlamsız geliyor. duymak istemiyorum ama zihnimde çalmaya devam ediyor. dün akşam noel kartpostallarımız gelmiş. amerika’da her yıl aile fotoğrafı çekilip,…

bugger off!

bridget jones filminin ilkinde bir sahne vardır. bridget jones’un noel’den önce kalbi kırılır ve kapıya ilahi söylemeye gelen çocukları “bugger off” diye kovar. şu an çocukları bekliyorum. saat 7 gibi geliyorlarmış bizim sokağa. gerçekten böyle bağırmayı düşünüyorum. insan biyolojisi tam bir gizem. kargo’nun bana geri döndüğünü anladıktan sonra, ne kadar iyi olacağım diye kendimi inandırsam,…

december 22nd.

düşündüğüm gibi lunesta 3mg aldı götürdü beni. 2 gündür uyumadığım saat süresi 5 ya da 6.  bu haftasonuna dair yapabildiğim tek noel aktivitesi, eşimle noel resmimizi çekilebilmek (ki hatırlamıyorum bile çekildiğimizi) bir de hediyelerimin tamamını kutulamak oldu: burada, sadece benim, eşime ve ailesine aldığım hediyeler var. noel sabahının nasıl bir sabah olduğuna dair fikir vermesi…

december 20th.

cuma günü saat öğlen vakitleri, grand rapids. kargo’nun türkiye’ye ulaştığını öğrensem de, yine de rahat edemedim hatta daha çok heyecanlandım. çünkü kargoya bir gümrük bedeli çıktı ve araştırdığımda bunun son karar olmadığını öğrendim. yıllarca devlet kurumlarıyla önemli evrak alışverişim olduğu bir iş yapıyordum türkiye’de. bu sayede bazı tanıdıklar edindim ama sanıyorum, hayatımda ilk defa bugün,…

nearer my god to thee.

tarih: 2010 aralık. yer: ankara arkadaşımla o zamanlar hep starbucks’ta otururduk. o noel mutsuzdum çünkü o sırada önem verdiğim kişiye (13 mayıs’ta doğan arkadaşım) bir noel kutusu göndermiştim ve beni sallamamıştı. gerçi buna sonra çok pişman oldu. o zamanlar çok küçüktü, algılayamamıştı ona, o sırada verdiğim değeri sanırım. benden 6 yaş küçüktür andrea. ben çok…

nutcracker.

tabii ki fındıkkıran oyuncağım da var! onsuz noel olur mu? aslında bu sabah düşündüm de, eşimin annesinin dediği doğru. noel’e kadar çok yüksekten uçup, 26 aralık’ta yere çakılıyoruz. gerçi 26’sında becca ve kyle gelecek, o gün bizde toplanalım, bir de bizim evde kutlayalım, dedik. bugün gidip onlara hediye alacağım. yeni yılda tombala oynama ve geceyi…

noel ağaçları sergisi.

bugün de işten gelince, yine birkaç saat kafamı yastığa koyup, ertesi gün kalkmayı planlıyordum lakin eşim gelip uyardı, bu akşam noel ağacı sergisinin son günü hadi uyan gidelim, diyerek. her yıl, tüm ülkeler noel ağaçlarını bu sergiye gönderiyorlar yapılı bir şekilde. ben, noel ağacımı, ayıcıklarla süsleme fikrini buradan almıştım. geçen sene, ingiltere, noel ağacını ayıcıklarla…

one last wish.

an itibarile ile noel’ 7 gün ve kargom frankfurt’ta, bir iki gündür sesim soluğum çıkmıyordu çünkü işten eve gelir gelmez, kafamı koymamla ertesi gün kalkıp, tekrar işe gidiyorum. noel ruhunu birkaç önce yatağımın yanına taşımıştım, en azından ışıklandırdım onu şimdi. yarın öğlene kadar noel tesellim bu olsun. eşim de eve gelen kargoları yukarı çıkarıyor. zencefilli…

miracle.

tüm haftasonu noel için tek bir şey yapmayacak olmam beni yarın sabah uyandırdığımda korkunç hissettireceğinden, ufak da olsa bir şey yapmaya çalıştım kendi kendime, bu pazar günü. bu küçük noel ağacını süsledim. burada kullandığım ağaç plastik, süsler de tahtadan: az önce becca uğradı. hiç gelme böyle işe, yarın hastaneden rapor al dedi ama çalıştığım arkadaşlarımdan…

white christmas.

birkaç gün önce, haberler: kar fırtınası michigan’ı pas geçti bu yıl beyaz noel (white christmas) yaşanmayabilir, diyordu. şu an evin önü: işte böyle bir yerde hasta olmamaya çalışıp, başaramıyorum. dünden beri yatıyorum, 1 saat önce de iğne olmaya gittim ama zerre düzelme yok durumumda, hatta kötüleşme var, boğazım için verdikleri swish and swallow içeceği yüzünden…

EH012651746US

bugün de dünkü gibi hasta değilmişim rolü yapmaya çalışıyorum ama aslında dünden daha kötüyüm. bugün en azından noel ağaçları sergisini ziyaret edip, öyle hastaneye gitmek istiyorum. noel’e 10 gün kaldı, şu an en son istediğim şey hasta olmak. olamam şu an. zaten iş durumum da çok sıkışık, pazartesi işe gitmeme gibi bir durum söz konusu…

rockford.

kutu macerasından sonra en sevdiğim noel kazağını giyip, rockford kasabasındaki şenliklere gittim. noel ayı boyunca, ücretsiz at arabası seferleri düzenliyorlar ve beklerken noel çadırında sıcak çikolata, kurabiye ve dondurma hediye ediyorlar. tabi ben ne yaptım, gidip dondurma yedim. tüm gün hasta değilmişim gibi davrandığım için role kendimi çok kaptırmışım, bir baktım bu jelibonlu dondurmayı yiyorum….

13th december.

tüm gün kalbim düzensiz attı. bana yeniden bu heyecanı, yeniden bu mutluluğu yaşattığın için, çok teşekkür ederim. bu işin sonu benim için kötü bitecek olsa bile, seni çok seviyorum.  çocuk kalpli hem 3.05’te bu mesajı, hem de arkadaşımın kutusunu gönderdim. çok heyecanlı ve mutluluk verici bir an oldu benim için. pek istemese de becca için de…

5 years.

aynı ruh, aynı hava. tam 5 yıl sonra aynı heyecanla arkadaşımın kapısını çalıyorum noel’de. içeri alınmayacağımı biliyorum ama sonuç ne olursa olsun, artık o kapıda olmak istiyorum. içeri alsın veya almasın, o kapıda oturacağım. time traveler’s wife filminden bu şarkı. ana karakter zaman yolcusu. tam benlik. benim hayatım zaten, forrest gump, the curios case of…

the mitten lighthouse.

12.12.2019. bugün itibarı ile yeni bir işim daha var ve bu, sincaplarıma daha çok fındık-fıstık alabileceğim anlamına geliyor. yerim ben onları: mühendis mezun olduğumdan beri, ilk defa elime makina yağı bulaşacak ve baret takacağım. çok mutluyum şu an. annem de çok mutlu oldu duyunca. haftada 10 saat çalışma kontratı imzaladım. öyle her gün 2 saat…

the christmas present.

birazdan, galatasaray, şampiyonlar liginde paris saint germain ile karşılaşacak. bu sene çok kötüyüz, tahmin ediyorum 6 gol daha yeriz. normalde ne olursa olsun izler, sonunun benim için ek sakinleştirici ile bitmesini göze alırım da, noel ruhumu bozmak istemiyorum bununla. tuhaf bir şekilde yanımdaymışsın gibi hissediyorum bu noel. bunu futbol ile bozmak istemiyorum. birazdan dışarı çıkıp,…

saturn.

her gün işten geldikten sonra yarım saat sincaplarımı izliyorum. o kadar mutlu ediyor ki beni bu hayvanlar, o kadar çekip alıyorlar ki beni bu ait olmadığım dünyanın içinden, kelimelerle anlatamam. kanada’da siyah olanlarından da gördüm, keşke onlardan da gelse bahçeme. sincap evimin dışını boyayamasam da, noel’e kadar, içindeki her yeri bitirmiş olacağım. şu an tek…

king puppet.

kanada’da harika bir haftasonu geçirdikten sonra mutlu bir şekilde evime dönüyorum. aslında daha çok kalabilirdik, eşimin toronto’da işleri de vardı ama hem kaldığımız otel çok soğuktu hem de benim aklım kendi işimde kaldı. gelmeden önce de sorunlar vardı, sonra başka şeyler de çıktı, bir an önce gidip çözüme kavuştuklarını görmek istiyorum. eşim birkaç gün sonra…

holding off christmas.

bir ülkeye gittiğinizde başkenti gezip dolaşmanız o ülke hakkında size çok şey söylemez. ne zaman ki taşrada bir yerde, biraz zaman geçirirsiniz, o zaman anlamaya başlarsınız o  ülkenin gerçek kültürünü. ben bugüne kadar kanada hakkında hiçbir şey bilmiyormuşum meğer. yıllarca kanada’yı amerika’nın kuzeydeki bir eyaleti olarak görmüşüm. (çünkü hep böyle insansız, alakasız, karlı yerlerine gittim…

toronto.

seni en çok bugün hissediyorum ve bu tarifsiz bir mutluluk benim için. en çok dışarıda ve sokaklardaymışsın meğer. gerçekten merak ediyorum, bu dünyada yokluğunda bile mutlu edebilecek böyle kaç kişi var? söz veriyorum, bundan sonra daha çok dışarıya çıkacağım… çocuk kalpli (toronto, kanada) 3.05 mesajında yazdığım gibi toronto’ya gittik bugün. yani çok ilginç, bir iki…

st mary’s.

her kanada’ya geldiğimde, michigan’ın aslında o kadar da soğuk olmadığına karar veriyorum. aslında kanada’ya girdiğimizde güzel bir günbatımı karşıladı bizi ama yemezler. soğuk burası. st mary’sde eski ingilizce hocamın otelinden yazıyorum bu satırları şimdi. içi victorian tarzı, sevimli küçük bir oteli var kendisinin : çok sevimli bir kasabaya benziyor st mary’s. bence burada toronto’dan daha…

where does the good go?

harika bir gün oldu. bugünün hakkını sonuna kadar verdim. eğer bir yere gideceksem, evde, noel için her şeyin tamamlanmış olması gerekirdi. hala yapılacaklar var ama büyük ölçüde bitti. en önemlisi ise arkadaşıma göndereceğim kartı yazmam oldu. dün silik kurşun kalemle üç tane kart yazmıştım, onlardan üçünü dolma kalemle yazarım hangisi güzel olursa onu gönderirim, dedim….

survey.

bu bloğu bildiğiniz gibi çok seviyorum. çocuğum sanki burası. o kadar önemli benim için. sizlerden gelen yorumları da çok seviyorum çünkü yaptığınız tüm yorumlar, bloğumu şekillendirmeye de yardım ediyor. hatta geçmişte okuduğunuz herhangi bir bloğu da siz okuduğunuzda yeniden okuyor, sizin sayenizde ben de geçmişe gidiyor ve bazı şeyleri yeniden hatırlıyorum. bugün gelen çok güzel…

ugly sweater.

bugün de noel süslemesi yapamadık çünkü değil süsleme yapmak, yerimden kalkıp, noel ağacını sulayacak kadar bile halim yok. bugün az çalışır, kendimi daha az yorarım dedim ama yine olmadı. birkaç gündür işler çok kötü gidiyor. bugün, dün her şeyi yoluna koyduk nasıl olsa edasında gittim, yine bir ton şey çıktı. nasıl olsa ayın 16’sına kadar…

noel ayı 3. gün.

bu yazıyı bu tren’in çıkardığı noel melodileri ve çufçuflamaları eşliğinde yazıyorum. aslında video da paylaşırdım ama ev çok dağınık, her yer kutu içinde. her gün yeni bir şey yapıyoruz, hayalimiz her şeyi bir günde bitirip tüm aralık ayı boyunca tadını çıkarmaktı ama öyle olmadı tabi ben hasta olunca. eğer bugün becca ile bozuştuktan sonra kapıyı…

sincap dünyam.

fotoğraf odamın çatıya bakan camı. dün ben uyurken yine camımım kenarında gelmiş bazı sevimli şeyler. fıstık yoktu dün. hasta olduğumdan dolayı koyamadım. fıstık olmadığı halde gelip bakmışlar bana. hasta olarak yatağımda yattığımda, hep söyler eşim, bu hayvanlar sana bakmaya geliyor diye. kar dün geceden beri yağıyor. bu ayak izleri ise geceden. bu hayvanlarla da ayrı…

titanik.

“mutluluktan delirebilirim. geçen sene çok eğlenememiştim malum nedenlerden dolayı. şimdi sağlıklıyım ve tadını sonuna kadar çıkaracağım!” aynen, varınca mesaj at… hastalıktan yıkılıyorum. mutsuz değilim ama. bu sabah kar küresinde gibi uyandım. dün gece fırtına çıktı. şaka gibi bir yerde yaşıyorum. dün gece gökgürüldürüyordu. kışın gök mü gürülder? fırtına sonrası kar yağmış. en son paylaştığım yazıdan…

church’s tree farm.

bir daha soğuk nemli havada burnumu dahi dışarı çıkarmayacağım. iliklerime kadar dondum yine noel ağacımızı keserken. eve yarım saat önce girmeme rağmen, burnumun ucu hala kırmızı. çok yanlış bir gün seçtik noel ağacı kesmek için. umarım yine hasta olmam çünkü daha yeni kurtulmuştum. şu nevresimlerin içinde hasta uyumak istemiyorum. kırmızıları ilk serdiğimde gözümü aşırı rahatsız…

do you see what i see?

büyük gün. noel süslemelerine başlıyoruz. aslında heyecandan çok daha erken kalkmam gerekiyordu ama uykum bölündüğünden sanırım, bir türlü uyanamadım. bir şey uyandırdı gene. gece 3.04’te kalktım ve arkadaşıma 3.05 mesajı attım. gücüm sadece “seni seviyorum” demeye yetmiş. hatta anadilim türkçe’ye bile hatırlamamışım o an. neyse umarım hissetmiştir. sonra sabah 5 gibi bir kabustan uyandım. 10-15…

welcome!

bir bayramın hakkını en iyi veren şeylerden biridir benim için video oyunu oynamak. çocukluğumdan beri böyle. aslında hep video oyunu oynarım ama bayramlarda oynadıklarımdan nedense daha çok haz alırım. şükran günü yemeğinden sonra koşarak oyun odamıza yerleştim bu yüzden. uzun zamandır legolarımla zaman geçirememiştim. onlarla yalnız kalmak, biraz uzaklaşmak istedim. uzun süredir hep nintendo switch…

2019 şükran günü.

şükran gününü, hiçbir neden olmadan mutlu hissettiren bir bayram olarak tanımlarım ben. bu sabah nedenini bilmediğim bir mutlulukla kalktım. hatta şu an bir kraldan bile mutlu olduğuma emin olabilirsiniz. bir yandan kola eşliğinde bisküvili pastamı yiyor ve diğer yandan macy geçit törenini izliyorum. bu sabah 2-3 saat kaligrafi de çalıştım. öğleden sonra eşimin ailesine yemeğe…

coles corner.

bu sabah uyandığımda hava 12 dereceydi. hafif yağmurluydu ama öğleye doğru güneş açacak gibi gösteriyordu apple. işten çıktığımda kar yağıyordu. yani böyle bir yer michigan. burada hasta olmamak için özel yetenekleriniz olması lazım. ne güzel eve gelip sincap evimi boyamayı ve bunları artık yapıştırmayı düşünüyordum. kaldı yine. bazen, bir şey size önceden söylense, olacak şeye…

magic in the air.

hayatımın en uyuşuk günlerimden birini yaşadım bugün. her sabah pazartesi işe başlamadan önce yaptığımız bir dua vardır. becca önderliğinde tüm çalışanlar toplanırız, önce tanrının bize verdiği nimetler için şükreder sonra dünyadaki tüm iyi niyetli insanlara yardım edeceğimize dair yemin eder öyle işe başlarız. ben bugün uyuyordum resmen bu dua sırasında. bir yerinde ayıldım “amin” dedim,…

macy.

yarından itibaren 3 günlük yoğun bir iş temposuna gireceğimden, bugün bir şekilde kendimi kandırıp 1-2 saatliğine de olsa dışarı çıktım. bugün noel ayının ilk günü. evde durmak istemedim, gücüm olmasa da macy’e gidip biraz yürüdüm noel süsleri içerisinde. dün bahsettiğim gibi şükran günü geçit törenine hazırlanıyor macy: şükran günü bunu izlemek çok güzel oluyor televizyon…

happy holidays 2019.

boyun posun devrilsin diye bir beddua vardır. rahmetli babaannem kızdıkları için söylerdi. şu an sanki başıma gelmiş durumda. bu nasıl bir şey bilmiyorum. sinüs iltihabım geçti ama ben ayakta duramıyorum güçsüzlükten. sürekli uyku halindeyim. kullandığım amoksisilin’in yan etkisi olabilir çünkü güçlü bir ilaç. ya da bu ilaçlar hali hazırda kullandığım santral sinir ilaçları ile etkileşime…

mavi kuşlu pijama.

aslında güne çok enerjik başlamıştım, uzun zamandır planladığım tüm dış plan aktivitelerini yapabileceğim gibi gelmişti ama 3.05 mesajını bile bir gözüm kapalı yazdım. tüm gün uyudum yani yine. kullandığım soğuk algınlığı ilaçları, iki gün önce verilen klonazepam ile birleşince mışıl mışıl uyuttu bugün beni. becca ile de aramız bozuldu bu ilaç olayı yüzünden. yarın noel…

12 days of christmas ornament set

10 gündür soğuk algınlığı ilacının kesemediği sinüzit ağrısını, antibiyotik 4 saatte kesti. daha iyiyim ama bundan da daha iyi olmam gerekiyor. bu cumartesi grand rapids şehri noel geçit töreni olacak. soğukta ayakta durabilmeliyim saatlerce. o geçitten sonra ortalık noel diye yıkılmaya başlıyor zaten. ben en sevdiğim noel aktivitesi ise teddy bear toss dediğimiz olay. buz…

silent night (launching)

bugün sonsuza dek sürdü yine. tam iyileşemedim bir türlü, böyle ne tam olarak hastayım ne de tam olarak iyiyim, nereye doğru döneceğim belli değil bir haldeyim. neyse ki haftanın ilk günü sorunsuz geçti hatta doktorumu da çıkardım arada. onun bana iyi haberleri vardı, benim de ona iyi haberlerim vardı. mutlu bir sohbet oldu. tek sıkıntı…

toy soldiers.

bugünden itibaren ilaç saatim olan akşam 8.30’dan sonra kapımı kilitlemeye karar verdim çünkü eşim her akşam benim bu ehllileştirilmiş halimden yararlanıp bir şeyler söylüyor ben uykuya dalarken. dün akşam aralık ayının ilk haftası toronto’ya kısa bir noel tatil için rezervasyon yaptıracağını söyledi ki daha önce konuşmuştuk ve ben noel’de şikago’da olmayı seviyorum, diye kabul etmemiştim…

mixed feelings.

bugünün adı kocaman bir “mixed feelings” yani karışık duygular. birbirinden alakasız bir sürü hissi aynı gün içeresinde yaşadığım, karışık bir gün oldu bugün. sabah da müjdelediğim gibi, eeg sonuçlarım iyi çıktı. doktor ile henüz değerlendirmesini yapmadık ama geçmişte kullandığım ilaçların, geri çekilirken, bana bu sıkıntıyı yaşattığını ve bu durumun strese bağlı durumlarda ortaya çıktığını bu…

kevin.

çocuk kalpli olmaktan hoşlanmadığım bir iki durumum daha vardır benim. 5 yaşındaki bir çocuktan bile beterimdir bu konuda. ne hasta olmamamayı başarabilirim, ne de hastaysam iyileşebilmeyi… çarşamba gününden beri üst solunum yolları geçmişim yüzünden çok şiddetli geçiriyorum soğuk algınlığımı yine. dün dişçiye gittiğimde ölmüştüm zaten, diyecektim hiç anesteziye gerek yok ben uyuyorum diye ama iki…

fire truck.

her mutsuz kadın gibi bugün ben de kendimi kuaföre adadım. yeterince hasta hissedemiyordum, dedim bir de röfle yaptırırken üşüteyim belki o zaman zatürre olurum. normalde yazın bile yaptırdığımda bile sinüzitlerim yüzünden hasta oluyorum, bugün kadının evi soğuktu bir de. ya da benim ateşim vardı bilemiyorum. evinin altında kuaför ofisi bulunan yaşlı bir kadına kestiriyorum saçlarımı….

sleep tight.

oyuncakları çok sevdiğimden mi bilmiyorum ama ben de bazen kendimi oyuncak gibi hissediyorum. bugün terlemek amaçlı kırmızı pijamalarımı giydiğimde, yorganın altına sıkışmış sarı renkli bir noel ayısıydım sanki. uykuya dalana kadar öyle olduğumu da hayal ettim zaten. neyse ki uyumuşum. bir güzel de terlemişim, göl olmuş yatağım, amacım da buydu zaten, terleyip, rahatlamaktı çünkü yarın…

cold.

günaydın. bugün grand rapids’te hava -3 derece ve tüm şehir yoğun kar yağışı altında. michigan’a ilk yerleştiğimde çok üşüyordum. bazı günler korkudan battaniyenin altından çıkamıyordum. tabi o zamanlar henüz 0 derecenin altına henüz inmemiştim. sonra indikçe 0 derece sıcak gelmeye başladı. bir süre sonra da hava 0 derece olunca, bugün hava çok güzel çıkıp dolaşayım…

el ebeto.

tüm hafta beraber çalıştığımız yetmiyormuş gibi bazı haftasonları yine aynı kişilerle bir araya geliriz cumartesi geceleri. sabahına uyanır pazar günü de kilisede buluşuruz. bizde toplandığımızda, eşimle erkenden uyanıp yaptığımız efsane bir temizlik vardır. emmet’ın kafesini bile temizleriz, hatta en son emmet’ın ayaklarını yıkarız çünkü emmet’ın beyaz ayakları koyulaştığında evin yeniden temizliğe ihtiyacı olduğunu anlarız. (bu…

now and not yet.

bu sabah güne eşimin babasının azarları ile başladım. dün eşimle zencefilli kurabiyelerden ev yapmıştık ve onu videoya almıştık. tabi kola şişelerini gördü babası biz o videoyu paylaşınca. sabahı zor beklemiş gelip canımızı sıkmak için. hayır hastaneye moral ziyaretine gideceğim, moralim de yerle bir oldu sabah sabah. bir şey de diyemiyorsun, karşındaki insan seninle çocuğu gibi…

white.

video oyunlarını sevenler bilir, oyunda en büyük hazineler her zaman dolaştığınız bahçelerdeki evlerin çatısında saklıdır. onları almak için çatıya tırmanmanız gerekir. ben de bu sabah odamın çatıya bakan penceresine fıstık döktüm, buraya tırmanıp benim camımda gezinen sincap ihaleyi alır. bildiğiniz gibi evin giriş katında kulübe yapıyorum onlara ama bazen alt kata hiç inmediğim günler oluyor…

7th november.

tüm galatasaraylılar gibi ben de sanırım hayatımın en mutsuz ikinci 7 kasım’ına uyandım. aslında maçı izleyemedim. dün 1.30’da işten geldiğimde 1 saat kestireyim sonra hem arkadaşıma 3.05 mesajı yazar hem de maçı izlerim dedim ama uyanamadım uykudan, kolumu kaldıramıyordum bir nedenden, alarmımı da eşim gelip kapattı. geceleri uyku ilacı kullandığımdan gündüzleri aşırı yoruluyorum. kalkamadım. artık…

back to 2.14.2015

dün gece uyumadan önce son gördüğüm şeylerden biri czn burak’ın çikolatadan yaptığı kız kulesiydi. çikolataları nasıl murdar ettiğini görünce gözüme uyku girmedi bir süre. en son sanırım bir daha çikolata yiyemeyeceğim diye sızlanırken neyse ki uyuyakalmışım… rüyamda kendimi, soğuk bir kış gününde kız kulesinde buldum. hem rüya olduğunun farkındayım hem de bilinçaltım beni czn burak’ın…

tlc.

tamam başlayalım, ben hazırım… dün noel temalı çarşaflarımı serdikten sonra bugün de noel pijamalarımı çıkardım ama sırf bakıp mutlu olmak için. flannel tipi kumaş ikisi de. bunlarla yatabilmem ve üzerime ağır battaniyeyi alabilmem için evin ısıtma sisteminin tamamen kapalı olması lazım. öyle olursa da emmet donar. gerçi bu yaz evden kaçıp bir geceyi michigan soğuğunda…

animal instinct.

çocuk kalpli biri için noel dünyanın heryerinde güzeldir ama ortalama birkaç film izlemişseniz bile amerika’da, noel süresince ortalığın yıkıldığını bilirsiniz. amerika’da insanlar noel için yaşar, noeli mutlu bir şekilde geçirir, noel’in ertesi günü, sıkıntı yok gelecek noel’e sadece 364 gün kaldı diye kendilerini yaşamak için yeniden motive ederler. amerika kocaman bir noeldir! noel devresi katolikler…

oldie.

sırf yaşlanmadığımı gösterebilmek uğruna bir karış dip boyası ile gezdiğime inanamıyorum. bugün ayna karşısında, resmen 2 hafta daha idare eder bence bu, derken buldum kendimi. 3 tane beyaz saçım var ama sürekli röfle yaptırınca yeni tanıştığım insanlar hepsini beyaz sanıyor. üniversiteden beri ten rengime iyi gittiği için röfle kullanırım. bir de annem öyle çok seviyor…

çocuk kalpli kutup ayısı.

ilk karın yere düşmesi ile birlikte adımı “kutup” soyadımı da “ayısı” şeklinde değiştirdim dün itibarı ile. artık çocuk kalpli bir kutup ayısıyım. az önce uyandım. dünden beri haftaiçi tüm uyuyamadıklarımı uyuyuyorum şu an. son iki gündür uyumasam daha da inmiş olurdum şu rakamın altında: dün ciddi ciddi 1995 yapımı sevimli hayalet casper filmini izleyip yatıp uyudum….

first snowflake.

bugün yılın ilk karı düşecek yere. aslında karı çok seviyorum. herşey beyaza büründüğünde ruhum iyileşiyor ama ne zamanki kar uzun süre yerde kalıyor o zaman bir bıkkınlık kesinlikle söz konusu. bu yıl onu kosta rika tatilimiz ile minimize edeceğiz umarım. eşime, kendimi biraz biliyorsam tatilde olduğumuz sırada hava güzel olur, biz tatilden dönünce kar fırtınası…

96th.

cumhuriyet’imizin 96. yıldönümü kutlu olsun. uzaklardan da olsa bir şeyler yapmayı denedim eve gelir gelmez: hava kapalı olmasa daha güzel dururdu eminim ama micgihan şartlarında bu kadar işte. fotoğrafta iki sırıtan şey var, farkındayım. birincisi evet bayrağı saçımdaki toka ile tutturdum çünkü direğe girmedi. ikincisi sincaplarım kırmızdan başlamışlar, tüm çiçeklerimin tamamı, 10 güne yenmiş olur….

yolculuk notları.

aslında bugüne çok iyi başladım. hatta şahane. 1 kilo gitmişti bile öğlen tartıya geldiğimde: öyle devam etmedi tabi galatasaray yenilince. oturup ağlayacaktım ya da sakinleştirici alıp yatacaktım ama o sırada annem yetişti türkiye’den. maçın sonucuna saklamışlar güzel haberi, eğer maç kötü biterse teselli olsun diye. bir süredir babamla birlikte ege’den yazlık bakıyorlardı. 3 kardeşiz, hepimiz…

gates.

uzun süredir benny’li paylaşım yapmıyordum, özlemişsinizdir diye düşündüm. her zamanki gibi çok mutlu bugün benny. ben de fena değilim an itibarı ile. supermarkete gidip, alan ölçümü yürüyüşü yaptım. gerçekten dikdörtgen şeklinde bir tur attığınızda sıcak ortamda 2 km yürümüş oluyorsunuz. rahatladım psikolojik olarak. bir şeyler yapabilmem lazım. bu market işi olur. hem günlük alışverişi de…

bear soldier.

aynı evde yaşayan insanların bazen ara ara tartışmaları gerekir. yani bazen rutinden öyle sıkılırsınız ki, içinizden eşinize “ya her şey çok sıkıcı bir şekilde yolunda gidiyor, lütfen hayatımıza biraz heyecan gelsin, gel kavga edelim” derken bulursunuz kendinizi. ihtiyacımız vardı… dün gece ailesi ile çıktığımız yemekte, amazon işini masaya yatırdı ve beni 3’e 1 yakaladı böylelikle….

35 years.

ağrımdan ölsem de bir miktar da olsa yürüdüm. eşimle sevdiğimiz bahçelere gidip dolaştık. çok güzel görünüyordu bugün burada sonbahar: seni sevince, kendimi çok iyi hissediyorum. seni sevdiğim her gün, daha mutlu biri oluyorum. çok uzaklarda, benden bir haber de olsan, dünyadaki varlığın hayatıma devam etmeme yetiyor. mutlu olmandan başka hayalim kalmadı artık. eğer sen mutluysan…

amazon.

her dişçi ziyaretim sonrası 2 günüm ziyan oluyor. dün akşam kuzey ışıklarını görmeye gidemedik. akşam uyanmayı denedim ama ağrıdan gözümü açamıyordum. neyse ki an itibarı ile öyle çok ağrım yok. gene biraz var da, düne kıyasla nerdeyse yok derecesinde. dün bir ara, adam kolayı bırakmam için bilerek mi canımı yakıyor acaba şeklinde salak bir düşünceye bile…

throne.

eşimin babası haklı. saçma sapan, sağlığa zararlı bir içecek için bu dişçi ziyaretleri çekilecek dert değil. kolayı hayatımdan tamamen çıkaracağım. sadece maddi olarak değil manevi olarak da olumsuz etkiliyor hayatı. şu an son derece huzursuzum yarınki randevum için. uyuşturuyorlar, öncesinde sakinleştiriyorlar da ama geçen haftaki operasyonun ağrısı tam anlamıyla geçmediğinden sanırım, şu an çok gerginim….

i love you, guys.

bu sabah ayılamıyorum çünkü dün gece eşimin köpeği ile yattım. aslında planım, akşam erkenden kendi yatağıma girmekti ama eşimin ailesi ısrar etti, gelin köpek sizi çok özledi, diye. yersen tabi. ben biliyorum başıma gelecekleri. mutlaka bu dişçi seferleri hakkında bir konuşma olacak. ki öyle oldu, eşimin babası direk 11.000 dolarlık faturayı önüme koyup, gerçekten devam…

i don’t know!

hergün sabah 5-6 gibi kalkan çocuk kalpli, konu iş olunca bu sabah 7.30’da zor kalkıp, sürünerek işe gitti. dün ne kadar neşeli ve güneşli bir günse bugün o kadar bulutlu ve huzursuzdu. yine de çok içine girmek istemedim bazı şeylerin. tam rüzgarı arkama almışken, kötü şeyleri düşünmek istemedim. rüzgarı arkama almayı hem mecazi hem de gerçek…

white pine trail 10.20.2019

insanlar bazen hayalindeki hayatı yaşadığımı söylüyorlar. sanırım bu söyledikleri, bugün ilk defa doğruydu. epilepsi nöbetleri hayatıma girdiğinden beri son 1 yıldır ne, nerede yaşadığımın farkındayım, ne de, ne yaşadığımın. hatta bu bahsettiğim yılın büyük bir kısmı zaten yatağımda uyuyarak geçti. aslında 6 kilo almam dışında bundan çok şikayetçi değilim, bu en sevdiğim şeydir bildiğiniz gibi…

dave.

nadir de olsa bazen sıkıcı pazar günü rutinlerimizi seviyorum. pazar günü sabahı aslında hep güzel başlar. kurabiyelerimizi alıp becca’lara gider çocuk sesleri eşliğinde kahvaltı yaparız. aslında ben kahvaltı yapamam, çünkü lazarus beni görür görmez, kendisini kucağıma aldırır ve evin içinde dolaştırır beni. daha önce bahsetmemiş olabilirim ama çok yakın olmasa da aslında becca bizim akrabamız. eşimin anneannesi…

afternoon spirits.

bugün uzun zamandır yapmayı istediğim bir şeyin içinde buldum kendimi. evimin içerisinde ilgi alanlarımdan oluşan bir kitaplık kurmak istiyordum. kitaplığı almıştım ama içinde kitap yoktu. geniş bir zamanımda ikinci el bir kitapçıya gidip yavaş yavaş kitaplığımı doldurmayı düşünüyordum ki grand rapids şehir kütüphanesi böyle bir satış günü düzenledi: aslında valizimi alıp otobüsle gidecektim ama sabah…

5 years…

güzelim ikinci yurdumun dört bir yanında cadılar bayramı kutlamaları tüm yoğunluğu ile devam ediyor: eşimin annesi getirmiş. dışı da içi kadar güzel: eşim de bunları almış gelmiş. birazdan “göbeğimi çok seviyorum, sen de sev, yaşasın!” çocuk şarkısı eşliğinde birkaç tanesini ısıracağım. becca’ya mesaj attım. yarın sabah çocukları al gel, yesinler bunları yoksa biz yiyoruz, kilo alıyoruz…

you are.

şu an böyleyim: katolik kilisesi, ölüler gününde mezarları gelin gibi süsler. ben de eşimin annesinin, cadılar bayramı için aldığı süslerle yatağımı donattım diş operasyonum sonrasında. çünkü altında ölü gibi yatıyorum dünden beri. (aslında böyle diyince de katoliliklerinin ölüleri anma günü ile cadılar bayramı aynı şeymiş gibi oldu ama öyle bir şey yok bilin isterim) düşündüğümden…

panda.

çocukken beni dişçiye götürmeden önce oyuncakçıya ve şekerciye götürürlerdi. ancak öyle ikna ediyorlardı. bugün anladım ki hiçbir şey değişmemiş hayatımda. eşimin annesi bir sürü cadılar bayramı süsü getirmiş. görür görmez anladım arkasından kötü bir şey geleceğini. meğer geçen hafta bitmemiş tüm diş işim, geçen hafta sadece 1 diş yapılmış, yarın başka, haftaya başka bir tane yapılacakmış….

silent night.

her şey çok basit aslında, sevdiğimiz şeyin üzerine kalbimizi giydiriyoruz. bu sevdiğimiz şeyin aslında kötü veya çirkin olduğunu söyleyen bir cümle değil. çünkü sevdiğimiz şey güzel olmasa, onu kalbimizle süsleyemeyiz. işte 35 yaşıma geldiğimde böyle biri olmuştum. hayattaki tek hazinem sevdiğim şeydi ve ben onu süslemekten mutlu oluyordum. başka şeyleri de seviyordum şüphesiz, hatta hayatımdaki…

chest (usa)

ne zaman bir daha evime monte edilmeli ürün almayacağım desem, kendimi elimde çekiçle şöyle bir manzara karşısında buluyorum: ve her zaman çok dikkatli yapacağım diyip, mutlaka bir parçayı yanlış takıyorum, onu sökerken de bir yerini mutlaka kırıyorum. şu kırılan yeri çekiçle tamir ederken elime çekici vursam da, oldu bir şekilde sonunda. temizleyip attım içine oyuncaklarımı….

love one another.

düşündüğüm gibi tüm gün kitap okuyup uyukladım. hatta 3.05 mesajını 2.50 gibi yazıp 15 dakika uyumamak için direndim. nasıl tatlı bir uyku bastırdı, anlatamam. az kalsın giremiyordum elimdeki yazıyı. bugünkü paylaşımımı küçük prens üzerinden yapmıştım. antoine de saint-exupéry tarafından kaleme alınan küçük prens, benim için iki anlamı olan bir kitaptır. birincisi, arkadaşımın en sevdiği kitaptır…

scavenger hunt.

dün becca’yı fındığa çevirmemek için akşam toplanmamıza gittim ama kendim fındığa döndüm bu sefer de. o soğukta scavenger hunt oynadık. hayır normalde çok severim de, perşembe günü anestezi almışım, adım atacak halim yok. oradan oraya koştuk durduk. kızdım ama ben! neyseki dün gece yatmadan önce paylaştığım gibi sincabım geri döndü. aslında dün cadılar bayramı süslerini…

ecclesiastes 3:1

dün paylaştığım son şarkı evet forrest gump’ta çalıyor. bir kişi bu yüzden paylaşıp, paylaşmadığımı sormuş. forrest gump ile pek alakası yoktu. çünkü şarkının sözleri aslında eski ahit’in vaiz bölümünden. bu beni çok derinden yaralayan bir bölüm, eski ahit’te 3:1 rakamına denk gelenlere baktığımda bunu görmüştüm, arkadaşımın birgün bana döneceğine inancım artmıştı. çünkü benzeri sözler bana…

turn! turn! turn!

tüm gün çaresizce mutfağın kapısına oturup, en sevdiğim sincabımın gelmesini bekledim. değil o, kardeşleri bile gelmedi. tüm bahçeye  fıstık serpirmiştirdim, işe yaramadı. annem aradı, annemle bile konuşmak istemedim ama böyle zamanlarda en çok annemin masalları gelir aklıma. belki sincaplar dönmedi ama buradaki en sevdiğim kuşlardan biri olan bir kardinal, kuş yemliğine oturup bana öylece baktı,…

bad friday.

uykuda cinsel anlamda rahatlamanın, sonradan psikolojik olarak iyi etse de, ilk birkaç gün, nasıl depresyona soktuğunu unutmuşum. kalktığımdan beri, yorganın altında, kendimi hayattan koruyorum yine. zaten favori sincabımı da korkuttum dün. gelmemiş bu sabah ekmeklerini yemeye. oturup ağlayasım var. belki de ağlarım birazdan. gitti işte gitti! birkaç gün içinde ona, kardeşlerine ve bebeklerine ev yapacaktım. eşimin babası,…

going under.

dün öğleden sonra kafamı yastığa koyup, neredeyse 24 saat uyudum. anestezi, henüz tam atlatamadığım soğuk algınlığı ile birleşince beni komple yatağa gömdü. neyseki diş ile ilgili kötü süreci sağ salim atlattım, haftaya da benzeri bir iş olacak ama o kısım sadece gülme gazı ile yapılabilecek türden olacak. ne işler ya. hiç aklımda bile yoktu bu diş…

benim yerime de sev.

okb’nin mutluyken hayatınıza zevk kattığını ama mutsuzsanız tanrıdan merhamet dilettirdiğini yazmıştım daha önce. yarın dişlerimden bir operasyon geçireceğim için normal olarak sabahtan beri hem mutsuz hem de huzursuzum. böyle birgün de gelmesini isteyeceğim en son posta ulaştı az önce elime. noel’de göndermeyi planladığım kart ve zarflar ulaştı. görenlerinizin çoğu çok sevecektir ama ben kartın kalitesinden…

gayle.

bu sabah, erken kalkma nedenlerimden birinin gayle adındaki komşumuz olduğunu farkettim. her sabah uyandığında, sessiz sokağımızda ilk gürültüyü o yapıyor. insanın sinirlerini bozacak şekilde hayat dolu bir kadın gayle. 60 yaşında olmasına rağmen sabah 5’te spor kıyafetlerini giyip, köpeği eşliğinde kalkıp sporunu yapar. spordan sonra duş alır, 2 saat içinde saçı başı fönlü bir şekilde…

$1000

bu sabah kendimi artık zorlayıp yataktan tamamen çıkmaya ve gün içinde bir kere daha içine girmemeye karar verdim. ilk iş olarak urgent care’e gidip serum desteği aldım, yarına da rezervasyon yaptırdım, yarın aynı saatte gelip bu desteği alacağım diye. böyle yapmak zorundayım çünkü çarşamba günü diş operasyonu geçireceğim. 3 diş birden takılacağı için lokal anestezi…

some things never change.

bugün de iyileşememiş durumdayım. sabahları aslında iyi kalkıyorum, oh diyorum geçmiş gitmiş hastalık ama ayağa kalktıktan 1-2 saat sonra soğuk soğuk terlemeye ve bir yere oturma veya uzanma ihtiyacı duymaya başlıyorum. bugün günlerden pazar. pazar günleri bir kutu kurabiye alır becca’lara sabah kahvaltısına gideriz, oradan da kiliseye geçeriz hep beraber. lakin bu sabah becca beni…

october 5.

aynı gün içinde üçüncü bloğum ama canım sıkılıyor affedin. hastaneye gidip serum desteği alınca biraz da olsa yataktan çıkabilme gücü buldum bugün kendimde. sıcak bir duş aldım. nevresim takımlarımı değiştirdim. (umarım tüm mikroplarımdan arınmışımdır, fenalık geldi hasta olmaktan artık) annem zonguldak’takileri beğenince bir takım da burada kullanmam için almıştı. moral oldu bana bugün sermek. emmet’a…

emmet, always the good guy.

insanlar bazen, beni üzmek için ruh hastası olduğumu söylüyorlar. aslında haklılar, yani bana da bazen ruh hastasıymışım gibi geliyor. en son bloğumdan sonra şu altta paylaştığım ilahiyi açtım, öldüğümü ve katolik kilisesi’nde altarda cansız bir şekilde uzanmış olduğumu hayal ederek uyudum. (çok hastayken hep böyle yaparım) bu kaliteli uykumdan annemin çağrısı ile uyandım birden. nasıl…

altıncı gün.

altıncı gün ve ben hala ilk günkü gibi hastayım. inanılacak gibi değil. ateşim o kadar yüksek ki, oda sıcaklığı beni ısıtmıyor. o yüzden ek takviye alıyorum şu an. bunu aldırdım eşime: emmet’ı da aldım yanıma. aşağıda olay çıkarıyordu, gel benimle oyuna diye. şimdi uyurken üzerimde atlayıp zıplıyor. uyandırıyor beni iki de bir. soran oldu nasıl…

keep off my grass!

eşimin babasının emekliliği bazen bizi çok yoruyor. bu da kesinlikle o sabahlardan biri. uzun uykulara dalıp bir an önce iyi olmam gerekirken, şu an evimin üzerindeki ağacın, dallarının kesilmesini dinliyorum. hazır uyanmışken, ben de onlar gidene kadar cadılar bayramı süslerini aradan çıkarayım dedim. dün paylaştığım sevimli hayaleti satın alma şansım olmayınca ben de benzerini aldım….

ben unuturum, ben unuturum.

bence, benim cadılar bayramı kutlayasım yok, ben direk noel’e geçmek istiyorum. bu sabah yine ilk baktığım şeyler noel süsleri oldu. cadılar bayramını bir iki balonla geçiştirip ondan kalacak bütçeyi de noel’e ayıracağım. noel bu dünyada benim en çok sevindiğim şey, tabir o ya bir şeyini çıkaracağım, görenler, görmemişin evi olmuş diye hakaret bile edecekler. alakası…

ekim.

bu gece tam 3.05’te uyandım. aslında mesaj yazardım da, o an nerede olduğumu, ne olduğumu şaşırmış durumdaydım. bu, ritüel sonunda oluştu, sonunda size inanmaya başladı ve kapı, o saatte açılmaya karar verdi demek. artık siz onu unutsanız da o sizi unutmaz. benim de istediğim buydu zaten. arkadaşımın kalbine en kestirme yoldan ulaşmak istiyordum. nerdeyse tüm…

29 september.

benny ile geldik benny ile dönüyoruz. 29 eylül 2019. istanbul yeni havalimanda yerel saat 12.57. birazdan uçağa bindiğimde bir söz verilecek. geçen sene tutulmayan söz yeniden verilecek. gökyüzüne yazılacak bu söz, çocuk kalpli nereye giderse gitsin, başını kaldırdığında onu görecek. harika bir tatildi. harika bir başlangıç için her şey gerçekleşti. görmemek büyük aptallık olurdu. kendinize…

amazing grace.

dün gece rüyamda bir anı defteri yaptığımı gördüm. arkadaşımla ilgili kartpostalları, resimleri yapıştırdığım cildi çok güzel kalın bir defterdi. öyle olunca bu sabah arkadaşımdan aldığım tüm kartpostallara yeniden baktım, kartpostalların arasında “acımasız gerçekler hatırası” isminde bir resim buldum. 2007 yılı rockncoke festivalinde çekilmiş. o resme göre 1 eylül 2007 yılında tanışmışız. sanırım ilk sayfası bu…

broken&beautiful.

şu an taksim’de irish barda kilkenny’mi yudumluyor olabilirdim ama ben oturdum kolonya cumhuriyeti izliyorum. komik değil! babam her sahneyi gülerek, sahne gerçekleşmeden önce anlatarak izletiyor ama biraz sonra atlayacağım camdan aşağı. çok az kaldı. ev curcuna halinde şu an zaten, bir yandan battal bey bir yandan da yeğenim yıkıyor ortalığı. blog atayım bari de zaman…

caledonia.

günaydın, bu sabah annemin sevincini, teselli yapıyorum kendime. battal bey de çok mutlu. bu hayvanlar her şeyi hissediyorlar. sabahtan beri guuuur diyor. ne mutlu oldu gidemediğim için. ben ise hala biraz huzursuzum. üzüldüm kısacık da olsa istanbul’da zaman geçirmediğim için. dün akşam en sevdiğim tişörtümle uyuyakalmışım bir de, sabah yakası genişlemiş. hava da kapalı, tam…

north.

babaannem ölmeden önce bana kuzey’in kader olduğunu söylemişti. ona göre bir ülkenin kuzeyinde doğarsan, gittiğin ülkelerin de kuzeyin de yaşarmışsın. benim için doğruydu bu söylediği. sıcak insanı değildim ben. bu denizi ve serinliği seviyordum. kapalı ve gri değil, böyle parçalı bulutlu ve yağmurlu olmalıydı: deprem haberinden sonra biraz kafamı dağıtmak adına bu restorana geldim annem…